Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz İHL talebeleriyiz. Derslerden birinde hocamız İHDAD diye bir konudan söz etti, sınıfta tam olarak anlaşılamadı konu. Siz özetleyebilir misiniz bizim için, ne demektir bu?
Cevap
Benzer fetvalar
Kadının bekleyeceği iddet, kocasının ölüm anından itibaren başlar.
Bir Müslüman vefat ettiğinde onun nikâhı altında olan hanımı DÖRT AY ON GÜN evlilikle alakalı işlerle bağlantı kuramaz, süslenmez, cazip olarak kıyafet giymez. Buna İHDAD denmektedir. Bunu eşinden sonraki yas olarak da anlayabiliriz. İhdadın gerekçesi tam olarak Allah’ın bileceği bir durumdur ama biz nikâha saygı olarak özetleyebiliriz bunu. İddet ile farkı yoktur. İddet boşanan kadının üç aybaşı süresinde beklemesinin adıdır. Bundaki süre ve uygulama farklıdır. İhdad Allah’ın emri olarak kabul edilir, ihtiyarî bir durum değildir. Eğer kadın kocası öldüğünde hamile idiyse doğumla beraber ihdad da biter. Kadın bu süre içinde parfüm kullanamaz. Süslenemez. Zorunlu ihtiyaç haricinde evinden çıkmaz. Evinde güvenlik sorunu oluşması, sağlık problemi gibi bir nedenle evden çıkmasında sakınca olmaz. İhdad için kadının yaşı önemli değildir, genç veya ihtiyar aynıdır.
Kocası ölen kadının iddeti geçene kadar böyle işlerle ilgilenmemesi ve evinde beklemesi gerekir. Boşanmadan kaynaklanan iddette ise olabilir.
Allah Teâlâ babanıza rahmet etsin. Âmîn. Annenizin sağlık durumu ölüm haberini kaldıramayacak durumda ise haber vermeyebilirsiniz. Kadın, ölen kocasının arkasından İHDAD dediğimiz bir dönem yaşar. Bu dönemde evinde bekler ve süslü giyinemez. Anneniz büyük ihtimalle zaten bu işlerle ilgilenebilecek durumda değildir.
İddet, kadının kocasının ölümünden veya onu boşamasından sonraki bekleme süresine verilen isimdir. Kocası ölen kadın DÖRT AY ON GÜN iddet bekler. Boşanan kadın da ÜÇ AYBAŞI geçinceye kadar bekler. Bu iddetlerden birini bekleyen kadın başka bir erkekle evlenemeyeceği gibi evlenmeyi görüşmesi bile haramdır.
Bakara Suresi 234. ve Talak Suresi 4. ayet-i kerimede Rabbimiz kocası ölen kadınlara iddet beklemelerini farz kılmıştır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bu konudaki sözleri de nettir. Ashab-ı Kiramın uygulaması da bize örnektir. Konu hakkında herhangi bir şüphe ve ihtilaf bulunmamaktadır. Konuyla ilgili fetva meclisinde daha önce paylaşılmış olan bir fetvayı da sizin için buraya bırakıyorum. Dilerseniz onu da okuyabilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/kocasi-olen-kadinin-iddet-suresi
dul konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir kural bilmiyorum. Kına gecesi işletilmesi helal olduğu sürece artı veya eksi getiren bir şey değildir.
Allah Teâlâ eşinize rahmet etsin, sizi, bizi hepimizi cennetlerinde buluştursun. Bacım, asla evlenmekten geri kalmayın. İstemiyor, gereksiz buluyor olsa idiniz, öyle kalın diyebilirdik ama zaman pek karışık bir zamandır. Evlenin. Sonra da yemin keffareti verin.
Aynı kişinin iki eşinden biri olmak mirasçı olma hakkı getirmez. Kardeşi olmak gibi bir durumu yoksa yeni eş olduğu için mirasçı olamaz. Ölüm anındaki bağlantı ile mirasçılık hukuku oluşur. O da bitmiştir zaten.
Allah Teâlâ eşinize rahmet etsin, size de sabırlar indirsin. Eşinizden kalan mal sizin ve iki çocuğunuzun ortak malıdır. Babası, annesi yaşıyorsa onların da o malda hakları vardır. Annesi ve babası haklarını size bıraktı ise mesele yoktur. Bu soruyu annesi babası yaşıyor mu, çocuklarınız kız mı erkek mi diye belirterek tekrar sorun size daha net cevap verelim.
O kişinin seksen üç yaşında olması onun namahrem yani yabancı bir erkek olması durumunu değiştirmez. Ona yabancı bir erkek gibi davranmak zorundasınız. İnsani ilişkilerde, komşuluk bağlantılarında, sosyal oluşumlar açısından beraberliklerde ise bir sakınca yoktur; insanlıkta ortağız.