Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben ikinci evliliğimi yapacağım ve çevremdeki büyüklerim kına gecesi yaparsam evliliğimin huzurlu ve mutlu olmayacağını söylüyorlar. İkinci evliliğini yapan kadın kına gecesi yapmazmış bu doğru mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Kına gecesi, uygulamasında karma ortam, alkol, müzik gibi yasaklar bulunmadığı sürece helal/haramlıkla bir alakası yoktur. Günlük bir örf olarak uygulanabilir. Dul olup olmamak da durumu değiştirmez.
Kına gecesine katılmakta bir sakınca yoktur. Sakıncalı olan erkeğin kadınların arasına girmesi, kadının erkeklerin arasına girmesidir. Böyle bir sakınca olacaksa girme içlerine.
Karma bir ortamda eşiyle de olsa oynayan bir kadının nikâhı düşmez, insanlığı ve ahlâkı düşer.
Selamünaleyküm. Kına gecesi diye bir toplantı örfi bir durumdur. Ne farz ne haram ne de ayıptır. Mübah bir iştir ama o gecede yapılacaklar arasında haram bir iş olursa harama, mekruh bir iş olursa mekruha dönüşür.
Dinimizde nikâh, gizli değil, açık ve ilan edilmiş bir işlem olmalıdır. Evlilik, toplumda bilinen, yasal olarak tescillenen bir bağdır. İkinci evlilik, eğer gizlenirse, ileride farklı sorunlara yol açabilir. Ayrıca, evliliğinizi gizleyerek ikinci eşe karşı duyduğunuz saygıyı ve adaleti tam olarak yerine getiremeyebilirsiniz. İkinci evliliğinizi yaparsanız önceki eşinizle olan ilişkinizden de sorumluluğunuzu ihmal etmemelisiniz. İkinci evlilik ancak önceden açık bir şekilde tüm tarafların bilgilendirilmesiyle sağlıklı bir zemine oturur. Eşinizin, çocuklarınızın veya diğer yakınlarınızın bilgilendirilmesi, ilişkinin temelinde dürüstlüğü ve adaleti sağlar. Allah, sizin ve aileniz için hayırlı kararlar nasip etsin.
Aleykümselam. Her iki durum da kadınların yapması mubah olan işlerdir. Erkeklerle bir alakası yoktur.
dul konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ eşinize rahmet etsin, sizi, bizi hepimizi cennetlerinde buluştursun. Bacım, asla evlenmekten geri kalmayın. İstemiyor, gereksiz buluyor olsa idiniz, öyle kalın diyebilirdik ama zaman pek karışık bir zamandır. Evlenin. Sonra da yemin keffareti verin.
İHDAD, kocası ölen kadının iddet beklediği süre içerisinde süslenmemesi, süslü giyinmemesi ve zorunlu durumlar dışında evinde beklemesine verilen isimdir.
Aynı kişinin iki eşinden biri olmak mirasçı olma hakkı getirmez. Kardeşi olmak gibi bir durumu yoksa yeni eş olduğu için mirasçı olamaz. Ölüm anındaki bağlantı ile mirasçılık hukuku oluşur. O da bitmiştir zaten.
Allah Teâlâ eşinize rahmet etsin, size de sabırlar indirsin. Eşinizden kalan mal sizin ve iki çocuğunuzun ortak malıdır. Babası, annesi yaşıyorsa onların da o malda hakları vardır. Annesi ve babası haklarını size bıraktı ise mesele yoktur. Bu soruyu annesi babası yaşıyor mu, çocuklarınız kız mı erkek mi diye belirterek tekrar sorun size daha net cevap verelim.
O kişinin seksen üç yaşında olması onun namahrem yani yabancı bir erkek olması durumunu değiştirmez. Ona yabancı bir erkek gibi davranmak zorundasınız. İnsani ilişkilerde, komşuluk bağlantılarında, sosyal oluşumlar açısından beraberliklerde ise bir sakınca yoktur; insanlıkta ortağız.
Bir Müslüman vefat ettiğinde onun nikâhı altında olan hanımı DÖRT AY ON GÜN evlilikle alakalı işlerle bağlantı kuramaz, süslenmez, cazip olarak kıyafet giymez. Buna İHDAD denmektedir. Bunu eşinden sonraki yas olarak da anlayabiliriz. İhdadın gerekçesi tam olarak Allah’ın bileceği bir durumdur ama biz nikâha saygı olarak özetleyebiliriz bunu. İddet ile farkı yoktur. İddet boşanan kadının üç aybaşı süresinde beklemesinin adıdır. Bundaki süre ve uygulama farklıdır. İhdad Allah’ın emri olarak kabul edilir, ihtiyarî bir durum değildir. Eğer kadın kocası öldüğünde hamile idiyse doğumla beraber ihdad da biter. Kadın bu süre içinde parfüm kullanamaz. Süslenemez. Zorunlu ihtiyaç haricinde evinden çıkmaz. Evinde güvenlik sorunu oluşması, sağlık problemi gibi bir nedenle evden çıkmasında sakınca olmaz. İhdad için kadının yaşı önemli değildir, genç veya ihtiyar aynıdır.