Fetva Meclisi
Soru
Dul bir kimsenin daha sonraki evliliklerinde kına gecesi yapması caiz midir değil midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir kural bilmiyorum. Kına gecesi işletilmesi helal olduğu sürece artı veya eksi getiren bir şey değildir.
Selamünaleyküm. Kına gecesi diye bir toplantı örfi bir durumdur. Ne farz ne haram ne de ayıptır. Mübah bir iştir ama o gecede yapılacaklar arasında haram bir iş olursa harama, mekruh bir iş olursa mekruha dönüşür.
Aç ve açıkta değilsen; Alkol bulunan, Haram müzik dinlenen, Kadın erkek karma oturulan, Haram sözler kullanılan bir salonda iş yapma, iş görme. Ateş insanı böyle tutuşturur. Bunu bil.
Selamünaleyküm. Alkol kullanan birinin haram işliyor olması, onu tamamen atmamızı gerektirmez. O haramı işlerken onunla bulunmaz, tepki gösteririz. Bunun dışındaki ilişkilerimizi ise normal durumlara göre sürdürürüz. Yeter ki, böyle bir alıp verme bizi, ona karşı tepkisizliğe itmesin!
Kına gecesinin dini bir boyutu yoktur; sıradan bir toplantı hükmündedir. Bu tür toplantıların ilahiler ve benzeri şeylerle renklendirilmesi gerekmez. Hatta Kur’an tilaveti bile anlamını ifade etmemektedir; yapılmaması daha uygun düşer. Tanışma, ikram ve dua ile biten bir toplantı daha seviyelidir.
Kına gecesine katılmakta bir sakınca yoktur. Sakıncalı olan erkeğin kadınların arasına girmesi, kadının erkeklerin arasına girmesidir. Böyle bir sakınca olacaksa girme içlerine.
dul konusundaki diğer fetvalar
Yüzüğü evli takar evli olmayan takamaz diye bir kural yoktur. Dilediğiniz gibi takabilirsiniz. Kendinizi korumanıza yardımcı olacaksa gereklidir de diyebiliriz. Allah yardımcınız olsun.
Erkeğin hanımına “ben ölürsem evlenme” demesi caiz olmaz. Böyle bir şart koştuğunda da eşinin o şarta uyması gerekmez. Yemin etti ise yemininden döner ve keffaret verir. Böyle bir talep dinimizin evlilikle alakalı emirlerine, hayatın genel çizgisine aykırıdır. Özellikle de genç yaşta dul kalan kadınlar için bu daha da risklidir. Bu ümmetin ilk nesillerinden böyle bir söz duyulmamıştır. Aksine ashabı kiramın kadınları kocalarından sonra genellikle evlenmişlerdir. Eşinin ölümünden sonra evlenilmesi haram olma durumu sadece Peygamber aleyhisselamın hanımları için geçerlidir. Zira onlar bu ümmetin anneleridirler.
İddet bekleyen kadın DÖRT AY ON GÜN iddet süreci yaşar. Bu süre zarfında evlilik görüşmesi yapmaz. Nikâhlanması helal olmaz. Evinde bekler. Bu ev de kocasının öldüğü ev olur. Zorunlu bir durum nedeniyle başka bir evde kalabilir. Bu zorunluluk sağlık, güvenlik gibi zorunluluklardır. Günlük ihtiyaçları gerektiriyorsa evinden çıkabilir. Muayeneye gitme, özel ihtiyaçlarını karşılama gibi durumlarda çıkabilir ama başka bir evde kalması caiz olmaz. Genel olarak hüküm böyledir.
Ağabeyinizin veya kardeşinizin o öldükten sonra hanımı sizin için tamamen yabancı biridir. Çocukları ise yeğenlerinizdir. Çocukları size mahremdirler. Elbette ağabeyinizin vefatından sonra insanlık ve merhamet olarak en çok ilgilenmeniz gerekenlerin belki de başında onlar gelirler ama buna rağmen mahremiyet kurallarından taviz vermemeniz gerekir. Nezaketinizi ve saygınızı koruyun. Söz gelecek, ithama neden olacak şekilde eve girip çıkmayın. Yengenizin yanına çocukları yanında iken girin. Muhabbeti sulandırmamaya dikkat edin. Bundan da sevap umun. Allah yardımcınız olsun.
Bir Müslüman vefat ettiğinde onun nikâhı altında olan hanımı DÖRT AY ON GÜN evlilikle alakalı işlerle bağlantı kuramaz, süslenmez, cazip olarak kıyafet giymez. Buna İHDAD denmektedir. Bunu eşinden sonraki yas olarak da anlayabiliriz. İhdadın gerekçesi tam olarak Allah’ın bileceği bir durumdur ama biz nikâha saygı olarak özetleyebiliriz bunu. İddet ile farkı yoktur. İddet boşanan kadının üç aybaşı süresinde beklemesinin adıdır. Bundaki süre ve uygulama farklıdır. İhdad Allah’ın emri olarak kabul edilir, ihtiyarî bir durum değildir. Eğer kadın kocası öldüğünde hamile idiyse doğumla beraber ihdad da biter. Kadın bu süre içinde parfüm kullanamaz. Süslenemez. Zorunlu ihtiyaç haricinde evinden çıkmaz. Evinde güvenlik sorunu oluşması, sağlık problemi gibi bir nedenle evden çıkmasında sakınca olmaz. İhdad için kadının yaşı önemli değildir, genç veya ihtiyar aynıdır.
Allah Teâlâ eşinize rahmet etsin, size de sabırlar indirsin. Eşinizden kalan mal sizin ve iki çocuğunuzun ortak malıdır. Babası, annesi yaşıyorsa onların da o malda hakları vardır. Annesi ve babası haklarını size bıraktı ise mesele yoktur. Bu soruyu annesi babası yaşıyor mu, çocuklarınız kız mı erkek mi diye belirterek tekrar sorun size daha net cevap verelim.