Fetva Meclisi
Soru
Eşim son zamanlarda farklı duygular taşımaya başladı, öleceğini söylüyor, korkuyor. Bir de bana baskı yapıp yemin ettiriyor ki ben ölürsem benden sonra evlenmeyeceksin diyor. Ben de mecbur yemin ettim. Onun ölümünü düşünmüyorum ama bu yeminim doğru mu oldu, günaha girdim mi ben?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah’ın helal ettiği bir işi size kimse yasaklayamaz. Çocuklarınızın bu konudaki hak iddiaları boş bir söz ve edep dışılıktır. Onlar evlenip evlerinde keyif sürerken sizin evde dul beklemenizi istemeleri diye bir hak yoktur. Belki küçük olsalar da evlenmeniz onları süründürecek olsa “biraz daha sabretsen iyi olur” diyebilirdik size. Bu durumda ise Allah’ın size verdiği hakkı kullanın. Ashab-ı Kiram kadınları eşleri şehit düştükten sonra iddetini bekleyip evlendiler. Göklerin yerle bitişik olduğu bir zaman ve ortamda onları kimse ayıplamadı. Helal ve uygun bir evlilik fırsatı bulduğunuzda hemen evlenin, tereddüt etmeyin. Mübarek olsun.
Helal olan bir şeyi yapmamaya dair konuşulan sözler yemin hükmündedir. Bir tür siz yemin etmiş gibisiniz. Bu sözü farklı zamanlarda tekrar etmiş olsanız da durum aynıdır. Şu anda YEMİN KEFFARETİ yaparak o eve gidebilirsiniz. Yani bu bir yemin gibi sayılacaktır.
Sizden haram bir şey isteyen eşinizden boşanmanızda sakınca yoktur. Yalnız bu istemesini, yarın pişmanlık duymamanız için iyice ikna olarak kararlaştırın. Allah size sabır versin.
Allah Teâlâ eşinize rahmet etsin. Sizi de onu da cennetlik kulları arasına ilhak buyursun. Âmîn. Dul kalan bir kadının evlenemeyeceğini söylemek asla mümkün değildir. Bir kadının çocuklarını büyütmek için fedakârlığa katlanması, saçını ağartması kesinlikle Allah’ın razı olacağı işler arasındadır. Bunu konuşmaya bile gerek yoktur ancak evlenirse yanlış iş yapmış olur şeklinde bir anlayış isabetli değildir, Peygamber aleyhisselamın böyle bir yönlendirmesi yoktur. Onun yönlendirmesi, oturup çocuklarını yetiştirirse ne büyük bir sevap işleyeceğini bildirme şeklindedir. Sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz iki parmağını bir arada göstererek “Konumu ve güzelliği yerinde olduğu halde evlenmeyerek yetimlerini büyüten dul kadınla cennetle bu kadar yakın olacağım” buyurmuştur. Burada dikkat edilecek nokta çocukların eriyip kaybolmasını önlemeye yönelik bir gayretin övülüyor olmasıdır. Yoksa iddeti bittikten sonra her kadın evlenebilir. Dinimiz fıtrat dinidir. Kadının evlenme arzusu da fıtridir. Her kadın gibi onun da evlenmesi dinin koruması hatta teşviki altındadır. Özellikle de bir fitne endişesi taşıyorsa. Bilhassa genç yaşta şehirlerde dul kalan kadınların evlenme ihtiyacı içinde olmaları asla ayıplanacak veya kerih görülebilecek bir arzu değildir. Bu da bir kadından diğerine değişecek bir değerlendirme ile tespit edilebilir. Evlenmez, hakkıdır. Evlenir o da hakkıdır. Pek çok sahabe eşinin eşlerinden sonra evlendiklerini biliyoruz. Bundan da ötesi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dul kadınlarla evlenmiştir.
Bu meselede eşinizin niyeti önemlidir; eşiniz sizi boşamaya niyet etti ise siz bir talakla boşanmış olursunuz. Eşiniz zıhâr niyet etti ise zıhâr keffareti verir. Hiçbir şey niyet etmedi ise yemin keffareti yaparak meseleden çıkılmış olur inşaallah. Dolayısıyla meseleyi eşinizin niyeti çözecektir.
İki yaşından küçük bir çocuğu hanımızın emzirmesi dışında evinize alabileceğiniz bir çocuk yoktur. Yetim de olsa evlatlık gibi bir çocuk alma dinimizde yoktur. Ancak eşinizin süt emzirdiği bir çocuğu alabilirsiniz. O da neticede mirasınıza sahip olacak şekilde evinize evlat olmuş olmaz. Sadece mahremiyet sorunu bulunmaz.
dul konusundaki diğer fetvalar
İddet bekleyen kadın DÖRT AY ON GÜN iddet süreci yaşar. Bu süre zarfında evlilik görüşmesi yapmaz. Nikâhlanması helal olmaz. Evinde bekler. Bu ev de kocasının öldüğü ev olur. Zorunlu bir durum nedeniyle başka bir evde kalabilir. Bu zorunluluk sağlık, güvenlik gibi zorunluluklardır. Günlük ihtiyaçları gerektiriyorsa evinden çıkabilir. Muayeneye gitme, özel ihtiyaçlarını karşılama gibi durumlarda çıkabilir ama başka bir evde kalması caiz olmaz. Genel olarak hüküm böyledir.
Yüzüğü evli takar evli olmayan takamaz diye bir kural yoktur. Dilediğiniz gibi takabilirsiniz. Kendinizi korumanıza yardımcı olacaksa gereklidir de diyebiliriz. Allah yardımcınız olsun.
Ağabeyinizin veya kardeşinizin o öldükten sonra hanımı sizin için tamamen yabancı biridir. Çocukları ise yeğenlerinizdir. Çocukları size mahremdirler. Elbette ağabeyinizin vefatından sonra insanlık ve merhamet olarak en çok ilgilenmeniz gerekenlerin belki de başında onlar gelirler ama buna rağmen mahremiyet kurallarından taviz vermemeniz gerekir. Nezaketinizi ve saygınızı koruyun. Söz gelecek, ithama neden olacak şekilde eve girip çıkmayın. Yengenizin yanına çocukları yanında iken girin. Muhabbeti sulandırmamaya dikkat edin. Bundan da sevap umun. Allah yardımcınız olsun.
Bir Müslüman vefat ettiğinde onun nikâhı altında olan hanımı DÖRT AY ON GÜN evlilikle alakalı işlerle bağlantı kuramaz, süslenmez, cazip olarak kıyafet giymez. Buna İHDAD denmektedir. Bunu eşinden sonraki yas olarak da anlayabiliriz. İhdadın gerekçesi tam olarak Allah’ın bileceği bir durumdur ama biz nikâha saygı olarak özetleyebiliriz bunu. İddet ile farkı yoktur. İddet boşanan kadının üç aybaşı süresinde beklemesinin adıdır. Bundaki süre ve uygulama farklıdır. İhdad Allah’ın emri olarak kabul edilir, ihtiyarî bir durum değildir. Eğer kadın kocası öldüğünde hamile idiyse doğumla beraber ihdad da biter. Kadın bu süre içinde parfüm kullanamaz. Süslenemez. Zorunlu ihtiyaç haricinde evinden çıkmaz. Evinde güvenlik sorunu oluşması, sağlık problemi gibi bir nedenle evden çıkmasında sakınca olmaz. İhdad için kadının yaşı önemli değildir, genç veya ihtiyar aynıdır.
Kına gecesi, uygulamasında karma ortam, alkol, müzik gibi yasaklar bulunmadığı sürece helal/haramlıkla bir alakası yoktur. Günlük bir örf olarak uygulanabilir. Dul olup olmamak da durumu değiştirmez.
Allah Teâlâ eşinize rahmet etsin, size de sabırlar indirsin. Eşinizden kalan mal sizin ve iki çocuğunuzun ortak malıdır. Babası, annesi yaşıyorsa onların da o malda hakları vardır. Annesi ve babası haklarını size bıraktı ise mesele yoktur. Bu soruyu annesi babası yaşıyor mu, çocuklarınız kız mı erkek mi diye belirterek tekrar sorun size daha net cevap verelim.