Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim eşim polis, evlendikten sonra İstanbul’dan Ankara’ya gelin gittim. Kına, düğün gibi şeyler istemedim. Eşyası olan bir eve gelin gittim çünkü nasıl olsa doğuya gideceğiz diye düşündüm. "Yeter ki evliliğimde huzur olsun, gerisi önemli değil." dedim. Evliliğimizin ilk aylarında bazı şeyleri fark etmedim ama sonradan eşimin ani sinirlenmeleri ve parlamaları başladı. Çocuğumuz doğduktan sonra eşim her şeye karışmaya başladı. "Sen uyutamıyorsun, anneme ver o uyutsun." gibi şeyler söyleyerek anneliğimin başında beni yetersiz hissettirdi. Çok uykusuz kaldığım için zorlanıyordum ama buna hiç anlayış göstermedi. "O uyumuyorsa ben de uyuyamam, evde uyutmaz beni." diyordu. Ben de bütün sabrımı oğluma veriyordum ama en ufak şeylerde bana sinirleniyordu. Çorabını kapının oraya bırakıyor, montunu ve pantolonlarını ortalığa atıyor, defalarca uyarmama rağmen hiç düzelmiyordu. Oğluyla çok ilgileniyor, hakkını yiyemem ama her şeye müdahale ediyor. "Bu çocuğu uyut, bu çocuğu emzir, bu çocuğun üstünü değiştir." diye hep emir veriyor. Hatta bir keresinde yatakta uzanırken içeriden seslenip "Çocuk düşüyor, koş!" diye bağırmıştı. Sürekli kavga ediyorduk. Ben doğuda yalnız kalmaktan sıkılıp dışarı çıkmak istediğimde bu hep sorun oluyordu. O ise eve kapanmak istiyordu. "Sürekli seni dışarı çıkarmak zorundaymışım gibi hissediyorum, bıktım." diyordu. Bir izin gününde evde olup diğerinde dışarı çıkmak istiyordum ama o, "Evde huzurluyum, dışarı çıkmak istemiyorum." diyerek hep karşı çıkıyordu. Çoğu zaman "Her izin günümü mahvediyorsun." diye suçlanıyordum. Kavga ederken küfür eder, evi dağıtır, elinden bir şey düşürse "Senin yüzünden oldu!" derdi. Bir gün "Seni boğacağım, geberteceğim! Dua et kucağında çocuk var!" dedi. O anları unutamıyorum. Çok ağladım, çok yıprandım. Beni çok sevdiğini söylüyor ama bunun sağlıklı bir sevgi olup olmadığını bilmiyorum. Ben de onu seviyorum, severek evlendik ama bu huylarından çok yoruldum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Eşim, benim sürekli yanında olmamı, ona hizmet etmemi, oğluma iyi annelik yapmamı ve bir birey olarak kendi başıma hiçbir şey yapmamamı istiyor. Heveslerimi hep kırıyor. Oysa eş dediğin destek olmaz mı? Heveslendirmez mi? "Başaramasan da denedin." demez mi? Ben onun her kararına destek oldum ama o beni hiç desteklemiyor. Evliliğimizin ilk yıllarında eşyalara çok zarar verirdi. Küçücük bir şeye sinirlendiğinde elindekini fırlatır, küfür eder, kırardı. Örneğin bir vantilatörümüz vardı, sesi biraz yüksekti. "Baş şişiriyor" diyerek kırdı. Ona çanta almıştım, silahını çizdi diye yırttı. Çok ağladım, oğlum da böyle görmesin diye yalvardım. Şimdi biraz azaldı ama hâlâ ara ara oluyor. Dün yine tartıştık. Ben onun istemediği cevapları verince hemen tehdit etmeye başladı: "Buna bir karış bak ben sana zindan etmiyor muyum? Bir sezeyim bunu bak neler yapacağım sana!" Konuşmamı istemiyor, cevap verdiğimde daha çok sinirleniyor. Ama o beni susturdukça ben deliriyorum. Çocuk olduktan sonra ilişki konusunda da sıkıntı yaşıyoruz. Çok yorgun olduğumda "Şimdi değil, sabah olsa?" dediğimde sinirleniyor. Ben evlendiğimizden beri hiç reddetmedim onu ama bana “Sen iyice 50 yaşında kadın oldun." diyor. "Ne yapayım, başka kadına mı gideyim?" gibi şeyler söylüyor. Robot mu olmalıyım? Yorulmamam mı lazım? Eşim evdeyken asla yalnız kalamıyorum. Kitap okumama bile izin vermez, "Sonra okursun." der. Çocukla oynarken bile "Gel yanımızda dur." der, uzanıp dinlenmeme izin vermez. Tuvalette bile rahat bırakmaz: "Ne zaman çıkıyorsun? Hadi gel!" der. Çünkü yalnız kalmayı hiç sevmiyor ama bu bencillik değil mi? Benim için çok yıpratıcı oluyor. Bazen "Mutsuzum." dediğimde "Ben çok güzel bir evlilik yaptım, ben mutluyum, beni ilgilendirmez." diyor. Aile terapistine gitmeyi öneriyorum ama kabul etmiyor. Maddi olarak hiçbir sıkıntım yok. Cebindeki son parasını bile verir ama manevi olarak çok zorlanıyorum. Eşim namaz kılıyor ama sonradan bu bilinçle tanışmış. Aileden görmediği için çok eksikleri var. Evlenirken içimde hep bir "acaba" vardı ama istihareye yatmıştım, olumsuz çıkmamıştı. "Nasibim buymuş" deyip kabullendim ama bu evlilik nasıl devam edecek, ne yapmalıyım, bilmiyorum. Önceden "Gurbetteyiz, yalnızız, bu yüzden tartışıyoruz." diye düşünüyordum. Ama artık İstanbul’a taşındık ve sorunların devam ettiğini gördüm. Demek ki mesele yalnızlık değil, bizmişiz. Eşimin ailesiyle konuştum ama çözüm olmadı. Şimdi evlilik yıl dönümümüzde aylardır gitmek istediğim bir yeri söylüyorum, "Tamam, götüreceğim." dedi ama bugün yine "Oraya gitmek istediğine emin misin? Onun yerine şuraya gidelim." dedi. Ben "Burayı merak ediyorum." dedim. "Sen istiyorsun diye gidiyoruz, lanet olsun, bir şey de söyleyemiyoruz!" diyerek yine beni suçladı. Ağladım, "Allah bunun hesabını sana sorsun." dedim. O da "Gözyaşlarını ortaya döküp yine oyununu oynadın!" dedi. Beni hep suçlu durumuna düşürüyor. Bir yerde okumuştum: "Kadın ancak cahil bir erkeğin evinde aşağılanır. Salihlerin evinde kadın prenses olur." Ben bu duyguyu hiç yaşayamadım. Eşim hep "Düzeleceğim." diyor ama bir hafta sonra tekrar aynı şeyleri yapıyor. Gerçekten düzelir mi? Ben ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, madem durum böyledir sen de canının ve huzurunun derdinde olsana; sana ait olmayan işlere karışma. Sen çocukların ve eşinle mutlu olmaya bak. Biraz da sen “nasıl bakıyorlar acaba?” diye merak ettiğin için böyle oluyor. Sofranı kur, çamaşırını yıka ve huzurunla yaşa kızım. En azından yerleşene kadar böyle yap. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm.Kendinize meşguliyetler üretmelisiniz. İnşaallah çocuğunuz olunca bu sitrese vakit bile kalmayacak. Biraz daha sabredin. Günlük meşguliyetler geliştirin. Kur'an okuyun, zikir yapın, dergi okuyun. Hadis ezberleyin. Bir şeyler yapın.
Sakin kal ve sabırlı ol. Öfkeli kararlar verme, ibadetlerine sarıl, dua et. Eşinle sakince konuş. Suçlamadan, kırmadan duygularını anlat. Bahanelerine karşı hazırlıklı ol. "Aileni sevmen normal ama biz de senin aileniz, denge kurmalıyız." diyerek çözüm öner. Ortak bir karar almaya çalış. Haftada birkaç gün evde yemek yemesi, eve erken gelmesi ve ailece vakit geçirmeniz için anlaşma yapmaya çalış. Aile ilişkilerini dengede tut. Kayınvalidene tamamen uzak durma ama mecbur hissettiğinde kısa ziyaretlerle dengeyi sağla. Geç saatler ve ilgisizlik için ne yapabileceğine dair seni ve eşini tanıyan, sözüne güvendiğin kişilerle istişare et. Bununla beraber eşinin evine karşı böyle olmasının senden ve evdeki bir durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını araştır. Eğer varsa böyle bir şey o konuda neler yapabileceğini araştır ve hemen o konuya müdahale et. Yok, eğer sadece işiyle alakalı ise ona evi ile işi arasındaki dengeyi hatırlat. Amacın sadece yuvanı kurtarmak ve evindeki huzuru sağlamak olsun. Duygusal kırgınlıklarını belki daha sonra konuşmak üzere bir süre ertelemeye çalış. Her şeye rağmen düzelmezse o zaman aile büyüklerinle ne yapman gerektiği hususunda istişare et. Allah yardımcınız olsun. Allah’a emanet ol.
Selamünaleyküm. Böyle meselelerde tek tarafı dinleyerek bir karar verilemez. Sizin anlattıklarınızın aynen doğru olduğunu kabul ederek cevap veriyorum: Anlattığınız gibi bir bayanla ayrılmanız size rahmettir. Çocuk sevgisi ve benzeri bir nedenle bir arada olmanız gerekmez.
Selamünaleyküm. Siz de diyorsunuz ya sıkıntılı bir dönem geçirdiniz. O dönemi öyle geçirmekten ötürü sizi kimse azarlayamaz ama şimdi o kalıntıları sürdürmeniz doğru değildir. Bir kadın olarak eşinizi ikna edip aranızı düzeltmeyi becer melisiniz Yıllar sonra bile devam edecek sıkıntıları baştan bitirmek gerekir.
Selamünaleyküm. Şu anda zamana yayıp, sabırla beklemekten baka çareniz yoktur. Aleyhinde de konuşmayın. Bırakın gevşesin zamanla.
aile danışmanı konusundaki diğer fetvalar
Bazen insanlar kendi içindeki yaralarını, ilgisizliğini ve sevgisizliğini eşine yükler. Eşiniz de sevgisini göstermeyi bilmiyor, hatasını kabul etmiyor ve sizi hep haksız çıkarıyorsa, burada karşılıklı anlayış değil, tek taraflı fedakârlık var demektir. Eşinizin davranışları sizinle ilgili değil, onun kendi eksiklikleriyle ilgilidir. Çocuklar için en iyi ortam, anne ve babanın sevgi ve huzur içinde olduğu ortamdır. Eğer bir evde devamlı gerginlik, ilgisizlik, tartışma ve sevgisizlik varsa, çocuklar yaşananları hisseder ve bu onların karakter gelişiminde derin izler bırakır. Eşinizin ilgisizliği, çocuklarınıza da yansıyorsa, bu onların duygusal gelişimi için risklidir. Şiddet, hakaret ve sevgisiz bir ortamda büyüyen çocuklar, ileride ya özgüvensiz ya da baskıcı bireyler olabilir. Bu yüzden "Çocuklarım için katlanmalıyım." düşüncesi, bazen çocuklara daha çok zarar verebilir. Çocuklar mutlu bir anne görmek ister. Sevgisiz, ilgisiz bir evde büyümek yerine, huzurlu bir ortamda büyümek daha sağlıklı olabilir. Şu an iki temel sorununuz var: -Eşinizin ilgisizliği ve baskın tavrı. -Manevi ve psikolojik olarak yorgun düşmeniz. Eğer eşinizle iletişim kurulabiliyorsa önce onunla konuşmaya çalışın, duygularınızı net bir şekilde anlatın. “Sana iyi bir eş olmak istiyorum ama artık çok yoruldum. Senin de mutlu olmadığını hissediyorum. Gel, beraber bir çözüm bulalım.” gibi suçlamadan, duygularınızı merkeze alan bir konuşma yapabilirsiniz. Eğer iletişim mümkün değilse bir aile terapisti veya bir hoca/arabulucu ile görüşmeyi teklif edebilirsiniz. Siz değişmek için çaba sarf ederken, eşiniz aynı şekilde devam ederse, bu evliliğin sizi tükettiğini açıkça fark edebilirsiniz. Rabbim size en hayırlı yolu göstersin, kalbinize ferahlık versin.
Eşinizin mesajlarını yakaladığınızda, özür dilemiş ve hata yaptığını kabul etmiş. Ancak, bu özrünü fiilen göstermesi, güveninizi yeniden inşa etmek için çaba göstermesi gerekir. Sadece özür dilemek yeterli değildir. Şu an hala yalnız kalıyor, desteğini göremiyor ve bu durumun devam etmesinden korkuyorsunuz. Bu nedenle şunları değerlendirebilirsiniz: Eşiniz gerçekten hatasını telafi etmek istiyor mu? Bunun için somut bir adım atıyor mu? Mesela; sizi anlamak, desteğini göstermek, kendini değiştirmek için çabalıyor mu? Şu an eşinizle yeniden bir güven inşa edebileceğinizi düşünüyor musunuz? Kendi içinizde bu ilişkiyi sürdürme gücünü buluyor musunuz? Eşiniz hatasını telafi etmek için samimi bir çaba gösteriyorsa, ilişkinizi düzeltmek için sabır gösterebilirsiniz. Ancak bunun bir sınırı vardır. Eşiniz hiçbir şey yapmıyorsa, bu sabır zulme dönüşebilir. Tüm hislerinizi, kırgınlıklarınızı ve beklentilerinizi açıkça ifade edin. Ona bir şans vermek istiyorsanız, bu şansı nasıl değerlendireceğini netleştirin. Eşinizle birlikte aile terapisine gitmeyi önerebilirsiniz. Eşiniz reddetse bile, sizin bireysel olarak bir uzmandan destek almanız ruhsal yükünüzü hafifletebilir. Önemli bir karar vermeden önce istihare namazı kılarak Rabbimize yönelin ve ondan doğru yolu göstermesini dileyin. Dua, müminin en büyük silahıdır. Bu süreçte Allah’a sığının, sizi ve çocuğunuzu en hayırlı olana yönlendirmesi için dua edin. Boşanma kararı alırsanız, bunu bir kaçış değil, bir çözüm olarak görün. Eğer evliliği sürdürme kararı alırsanız, bunun için eşinizin de aynı derecede istekli ve çabalı olması gerektiğini unutmayın. Allah, sizin ve yavrunuz için en hayırlısını nasip etsin.
Kıymetli kardeşim sen iki ateşin ortasında kalmışsın. Ama önce şunu bil: Senin sağlığın, senin iyiliğin hepsinden önemli. Sen ayakta kalamazsan, kimseye de faydan olmaz. Bu yüzden önce kendini toparlaman lazım. Öncelikle bu yükü taşımanın seni hasta ettiğini fark et. Çünkü bu bir “görev” değil, hakkın olmayan bir yük. Annene de, eşine de, açıkça ve saygıyla bu seni hasta eden ortamı konuşman gerekiyor. Yanı sıra onların birbirleriyle olan diyaloglarını azaltacak adımlar at. Onların birbirleriyle ne kadar az görüşebileceği makul ve meşru yöntem varsa ortaya konulmalı ve ikisi birbirinden uzak tutulmalı. Senin onlardan birine gidince de birinin diğeri hakkındaki konuşmasından kaçınman lazım. "Bu konuşmanın kimseye bir faydası yok ama bana çok zararı var. Sağlığım bozuluyor. Bana zarar vermek mi istiyorsun açık açık söyle!" diyerek kişilere yaptıklarının tek sonucunun ne olduğunu iyice göster. Bu süreçte yalnız kalma. Dertleşeceğin dostlar bul. Bir psikologdan veya aile danışmanından yardım al. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
İletişiminizde bazı olmaması gereken şeyler var gibi görünüyor. Bunların sağlıklı bir şekilde izale edilmesi ve düzeltilmesi için bir müdahale gerekiyor. Fakat bu müdahale tabii ki bir yandan da riskli olabilir çünkü duygusal çıkışlar daha da yanlış anlaşılabilir. Bu sebeple bir uzmana gitmenizi, bir aile danışmanıyla veya psikologla görüşmenizi tavsiye ederim. Bu süreçte birbirinize şikâyetlerinizi ve taleplerinizi daima tatlı ve yumuşak bir dille ifade etmeye çalışın. İnşaallah daha iyi olur. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Mesajınızdan aileye, İslam’a ve hizmete olan bağlılığınız, sabrınız ve nezaketiniz apaçık görünüyor. Rabbim yuvanıza rahmet, eşinize basiret, size de kuvvet ve sebat ihsan eylesin. İnsanlara faydalı olmak, ilim ve hizmete vesile olmak elbette çok değerlidir. Ancak kişinin kendi hakkını ve ailesinin huzurunu feda ederek bu hizmeti sürdürmesi ne doğru ne de caizdir. Dolayısıyla vakıf çalışmaları, aile huzurunu, mali istikrarı ve eşler arasındaki dengeyi bozuyorsa, bu noktada durup düşünmek gerekir. Bir hizmet, önce evi yakarak başkaları için ışık olmaya dönüşüyorsa, bu sağlıklı bir yol değildir. Borç yükü, evin sorumluluğunu taşıyan bir erkeği yıpratır, yıpranan erkek de maalesef bazen haksız davranışlara yönelir. Bu, doğru değildir ama sebeplerinden biri olabilir. Burada yapılması gereken, hizmeti azaltmak veya istişareyle yeniden düzenlemektir. Sadece maddi kaynak değil eşin rızası ve aile huzuru da bu hizmetin temelidir. Kocanın karısından itaat beklemesi, tahakküm değil emniyet ve sevgiyle yönetilen bir beraberliğin parçası olarak görülmelidir. Ama bu itaat, haksızlığa boyun eğmek değildir. Hakkı ve sözü olan bir eşin susturulması değildir. Asla kadını korkutarak itaate zorlamak değildir. Sadece soru sorduğunuz için azar işitmeniz ve ardından “itaat etmiyorsun” diyerek cezalandırılmanız doğru bir tavır değildir. Hele ki siz anlattığınıza göre onu incitmemek için sabreden, yardımcı olan bir eşsiniz. Bu tavır sizin hakkınızı çiğnemek, kendi duyduğu bir sözle sizi hizaya getirmeye çalışmak ve sizin şahsiyetinize zarar vermek anlamına gelir. Bir erkek, yatak ayırma hakkını, Kur’an’da geçen “nüşûz” yani açık bir isyan, aile düzenini bozan ciddi bir itaatsizlik olduğunda kullanabilir. Basit anlaşmazlıklarda, küçük bir tartışmada, eşin fikir beyan etmesinde böyle bir cezaya gitmek yanlış bir adımdır. Size tavsiyem bu dönemi bir danışman eşliğinde geçirin. Bu iş artık “kadının susmasıyla” değil, “birbirini anlamasıyla” çözülür. “Allah’ım bu aileyi rahmetinle koru. Kalplerini birbirine yeniden ısındır. Öfke ve kırgınlıkla değil, merhamet ve anlayışla yol almalarını nasip et. Âmin.”
Bu anlattığın eş profili ile sabrı birleştirmek zor. Bir psikoloğa gidip onunla karar vermeniz uygun olur. Belki o da kendisini toparlamayı düşünür. Bu kararı yani ne yapabileceğinizi sizi yüz yüze gören bir psikolog veya aile danışmanı vermelidir.