Fetva Meclisi
Soru
Benim hanımın sizin "Mücahide Kadın" adlı kitabınızın 117. sayfasındaki "kadın müstakil evi hak eder" sayfasını okumuş. Eşim annesinin evinde kalmak isteyince kızımla beraber annesinin evine götürdüm. O sıra evde yalnız kalamadığım için annemi eve getirdim üç gün yanımda durdu. Eşim böyle bir şey kesinlikle yapamayacağımı söyledi. Ben iaşesini karşılamak için çalıştığım eve eşim yokken annemi getirmem sünnete aykırı bir durum mudur? Eşim evdeyken sormadan tabii ki çağırmam. Ama evde yokken böyle bir şey yapamaz mıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman bir kadının eşi ve çocuklarından başka kimsenin bulunmadığı bir ev istemesi hakkıdır. Nikâh akdinden önce kadın kaynanası veya başka biri ile bir arada yaşamayı kabul etti ise kendisi bu hakkını kaldırmış demektir, beraber yaşamak zorundadır. Ancak evdeki başka kişilerin onun mahremine ve sağlığına zarar verecek düzeyde sakıncalı durum oluşturdukları tespit edilirse söz vermiş olsa bile eşinin ona müstakil bir ev tutması kadının hakkıdır. Bu konudaki tartışmayı aile büyüklerinin hakem olacağı bir heyetle çözmeye çalışmalısınız.
Kural şöyledir: Erkek, eşine müstakil bir ev vermek zorundadır. Bu evin satın alınmış olması gerekmez. Kiralık bir ev de olsa anahtarı kadının elinde olacak ev vermek erkeğin vazifesidir. Kadının uygun bulmadığı hiç kimseyi erkek o evde kalıcı olarak tutamaz. Evden kastedilen de barınma odası ve temel ihtiyaçların karşılanacağı banyo mutfak gibi bölümlerdir. Hanefi fukahasından Kâsânî, erkeğin annesini ve kardeşlerini bile kadın istemedikçe eve yerleştiremeyeceğini belirtmektedir. Elbette bu meselede erkeğin anne babasına yakın olmak gibi gayet makul ve duygusal beklentileri de vardır ama kadının bu konudaki hakkı sabittir. Evlenmeden önce bu tür ayrıntılara iyi bakılmalı idi. Genel kural böyledir.
Sizi tebrik ederim, Peygamber aleyhisselamın hatrı için nefsinin arzusundan vazgeçen kadın olarak dirilmek sizin kazancınız olacaktır biiznillah. Ne mutlu size! Evet, tespitinizde haklısınız; şeytan eşinize: “nasıl olsa o alttan alacak” dedirtir. Bunun da yakın zamanda çözümü olmaz. Siz önce şunu yapın: Eşinize, bu tavrınızın sevgili Peygamber aleyhisselam efendimizin yüce hatrı ve sünnetine uymak için olduğunu ve ölmeden de onun sünnetini terk etmeyeceğinizi söyleyin. Uygun bir zamanda ve tatlı bir dille bunu izah edin. Böylece bir sünneti de hatırlatmış olun. Bir ihtimal kalbi yumuşayabilir. İkinci olarak da mesela öğlen namazını her gün her gün kılmaktan bıkmadığınız gibi bundan da bıkmayın. Bir ecir kaynağı için nasıl “hep ben yapıyorum!” diyebilirsiniz? Aman şeytan sizi boş bulunurken yakalamasın, aman ha!
Bu noktada eşin yüzeysel olarak da olsa doğruyu söylüyor. Sizin faaliyet isteğinizi zamana yayarak inatlaşmayı engellemenizi tavsiye ederim. Aksi takdirde şeytan yuvanızı dağıtmak için iyi bir fırsat yakalamış olur maazallah, dikkat edin. Aileniz ve huzurunuz faaliyetlerinizden daha öncelikli olmalıdır. Kanaatim budur.
Bu dönemde insanların müstakil evlerde yaşamaları uygun olandır. Eşinizin ebeveyni bu konuda müsamaha göstermelidirler. Bu müsamahayı sağlamak da sizin değil eşinizin görevidir. Kırmadan ve dualarını alarak bu müstakilliği sağlamaya çalışsın. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Evet, eş adayınız doğru şeyleri keskin kurallarla uygulamayı istiyor; siz bunu düşünerek evlenme kararı verin. Sonra geri dönemeyebilirsiniz.
eş konusundaki diğer fetvalar
Kavga noktasına gelmeden bırakmalısın. Uzun bir zamana yay. Erken yatma, gıdayı ağır almama gibi ön tedbirlerle sorunu çözmeye çalış. Kaş yaparken göz çıkarmamaya dikkat etmelisin.
Kardeşim, abartma ve korkma; senin öyle bir Rabbin var ki seni yaratmadan senin kaderini yazdı, rızkını hazırladı. Sen yeter ki tembellik etme, pısırık olma. Gerisinden de korkma, aç kendini kaderin kollarına ve yürü, hiç korkma. Sadece tembel olmaktan kork. Çok uyuyor olmaktan kork. Arkadaş seçemez, tuzağa düşer biri olmaktan kork. Sabredemez biri olmaktan kork. Eşine bu durumu anlatıp onu moralsiz ve umutsuz yapma. Çok bunaldığın zaman abdest al ve iki rekât namaz kıl. Sonra da üç sayfa sesli Kur'an oku. Göreceksin ki kalbine huzur akacak. Düğün öncesinde bu tür endişelerin aklına gelmesi senin duygulu ve hassas biri olmandan kaynaklanır. Bu da güzel bir şeydir. Evlilik elbette kolay değil, bir can sana emanet edilecek. Ama sen samimi ve çalışkan olduğun sürece melekler seninle olacaklar. Asla çekinme. Dua et ve dua al. Anne babanın duası sana iyi gelir, unutma. Allah’a emanet olasın.
İki kişinin şahitlerinin bulunmadığı bir ortamda yaptıkları işe NİKAH denmez. Öncesi veya sonrası nikah değildir.
Böyle bir hastalık sahibinin tedavi maksatlı olarak saç ekimi yaptırması caizdir. İlk fırsatta tedavi olsun.
Zinaya giden en kestirme ve kesin yol gözden geçer. Gözü kontrol etmeden şehveti kontrol edemeyiz. Dünyanın en güzel eşine sahip olan bile gözünü serbest bıraktıktan sonra garantide olamaz. Yaratırken Rabbimiz şehvet ile iç içe yarattı bizi. Bundan kaçamayız, bu bizim imtihanımızdır. Ama şehveti disiplin altında tutabiliriz. Bu da en başta gözden sağlanmaktadır. Gözünüzü şehvetinizi kışkırtacak nesnelerden uzak tutacaksınız. Baktıkça batmaya mahkûm olursunuz. Sonra da gıdaya dikkat edin. Ondan sonra eşinizin güzelliği sizin için yeterli olabilir.
Konuyu vicdani ve ahlaki boyutun dışına çıkarırsak erkeğin eşini, kendi ailesinin yanına gitmeye zorlama hakkı yoktur deriz. Bu şu demektir: Kadının evlilik nedenlerinden biri kaynanası ve eşinin yakınlarının etraflarında insan görme arzusunu tatmin etmek değildir. Kural olarak bu söylenebilir ama hayat kurallarla beraber bir toplum anlayışı içinde yürüyor. İki sert çizginin ortasını bulmak daha güzel olur.