Fetva Meclisi
Soru
Hocam birkaç sene önce babamı kaybettim. Babamdan kalan evi satıp eşimin isteği üzerine işine yakın bir yerden ev aldık. Arabamı da kullanması için ona verdim. Bunları hiç önemsemedim, yeter ki mutlu olalım diye düşündüm. Ancak kızımız doğduktan sonra eşim odaları ayırdı, uyuyamadığını söyledi. Evde bütün gün telefonuyla ilgileniyor, bizimle sohbet etmiyor, söylediklerimizi dinlemiyor ve bana hiç yardımcı olmuyor. Bir abim var ama çok uzağız. Eşimin ailesi yakın olmasına rağmen onlarla da görüşmüyorum çünkü çok fazla hakarete maruz kaldım. Anlayacağınız çok yalnızım ve çok zorlanıyorum. Eşim maddi olarak temel ihtiyaçlarımızı karşılıyor, eksik bırakmıyor ama ev işlerinde bana destek olmuyor. "Sen yapacaksın, ben erkeğim iş yapmam." diyor. "Kadın tutalım." dediğimde ise "Ayda bir bile para veremem." diyerek reddediyor. Çocuğumla ilgilenmek ve ev işleriyle uğraşmak arasında yetişemiyorum. Eşim ne bana ne de çocuğumuza sevgi gösteriyor, onunla da ilgilenmiyor. Kendimi nefes alamıyormuş gibi hissediyorum, çok ağlıyorum. Çevremde bana dost olabilecek kimsem yok. Sürekli evdeyim, sadece çocuğum ve evimle ilgileniyorum. Eşimin ilgisizliği ve umursamaz tavırları beni çok üzüyor. Onun da beni anlaması gerekmiyor mu? Verdiğim emeğin, fedakârlıkların karşılığında biraz sevgi ve destek görmek istiyorum. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Kıymetli kardeşim, aileniz ile eşiniz arasındaki bu sürtüşme sürecini, onlar bu kadar birbirlerine yakınken yapmanız sizin için zorlayıcı olabilir. O sebeple bir şekilde eşinizle yaşayacağınız ama anne-babanızdan da ayrı düşmeyeceğiniz başka bir lokasyona taşınmayı gündeminize alın. Finansman ile alakalı durumunuzu yeniden değerlendirin. Gerekirse evin kalitesi ile alakalı kriterlerinizi bir iki derece düşürüp bu konuyu gündeme alın. Gerek aileniz gerekse eşiniz konusunda sağlam bir duruş sergilemeye gayret edin. Ne anne babanızı incitin ne eşinizi incitin. İki tarafa da birbirlerine müdahale etmemelerini istediğinizi tavırlarınıza sözlerinize yerleştirin. Fakat bunu atacağınız adımlarla da destekleyin. Örnek vermek gerekirse başka yere taşınmak gibi adımlar mesela. Bunun yanı sıra anne babanızın, sözüne itibar edip saygı duyduğu başka aile büyüklerinizden de bu konuda nasihatlerle, aracılıklarla size yardım etmesini isteyebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Bacı, sizin anlattığınızı esas alarak size cevap yazıyoruz. Belki eşinizin anlatacakları ile olayın seyri değişebilir. Bu cevap, sizin anlattığınız kadarının cevabıdır: Kadının çalışma mecburiyeti yoktur bizim dinimizde, evi geçindirmek zorunda olan erkektir. Size defalarca kapıyı göstermiş biri ile saadetiniz zor görünmektedir. Bu ayrıntılardan sonra da kızınız nedeni ile evinize dönmenizi anlamlı ve akıllı bir iş görmeyiz.
Selamünaleyküm. Kızım, sen annenin yanına dön ve aile büyüklerinle istişare ederek iş yap, oralardan uzaklaş.
Eşinize direkt çalışmamaktan değil de, bir zaman sonra çocuklar biraz büyüyünce çalışmaktan söz edin. Onun bu tutumu geçici bir hırstır diye umarız. Allah yardımcınız olsun. Geniş düşünmeye çalışın, hasta gibi kabul edin ama ailenin geleceğine yönelik bir tehdit durumuna getirmeyin bunu. Size dua ederiz.
Aleykümselam. Eşinizin o denli uzun bir zaman evden uzak kalması normal değildir. Belli bir noktadan sonra dayanamamanız tabiidir. Eşinizle durumu konuşun, gerekiyorsa ülkenize dönün, daha ucuz bir iş bulun ama tabii ortamda aileniz sürsün.
Böyle bir eşten boşanmak istemeniz normaldir. Tam sizin anlattığınız gibi bir ailede eş olarak bulunmak zordur. Yalnız siz yarın “keşke yapmasaydım” dememeniz için aile büyükleriniz veya sizi bilen birileri ile iyi bir istişare edin. Allah yardımcınız olsun.
anlaşmazlık konusundaki diğer fetvalar
Kızım, sen suçlu değilsin! Annenin geçmişi, kırgınlıkları, travmaları olabilir. Kimsenin hayatı güllük gülistanlık değil. Ama o geçmişin sorumlusu sen değilsin! Senin dünyaya gelişin bir kaderdi. Ve Allah seni başlı başına bir kul olarak yarattı. Annenin duygusal boşluklarını doldurmak, geçmişindeki hataların bedelini ödemek senin görevin değil. “Annemin yaşadığı şeyleri ben yaşayayım diye uğraşıyor” diyorsun… Evet, bazen bazı anne-babalar, istemeden de olsa çocuklarını kendi acılarının tekrarı haline getirir. Bu zalimce bir döngüdür. Allah bu döngüyü kırman için seni uyandırmış olabilir. Anneni sevmek zorunda değilsin ama saygı çizgisini aşmamalısın. Bu cümle sana çok uç gibi gelebilir ama Nureddin Yıldız Hoca bu konuyu birçok kere dile getirdi: “Anne-babayı sevmek zorunda değiliz. Anne-babanın hakkı, sevgiden değil, itaate dair değildir. Onlara zulmetmeden, küfür etmeden, isyan etmeden yaşamaktır esas olan.” Yani sen “ben anneme artık içimden anne demek bile gelmiyor” derken günaha girmiyorsun. Ama annen hakaret etmek, ah almaya yol açacak bir laf etmek, öfke kusmak, senin kul hakkına girmen olur. O da seni başka bir dert zincirine hapseder. Bu yüzden iletişimi en aza indir ama saygıyı sıfırlama. Bir selamla, bir evet-hayırla, bir "olur" cevabıyla geçiştir. Kalpten değilse de dıştan çizgiyi koru. Zehirli anne-baba ilişkileri gerçek bir imtihandır. Senin annen "çocuklarını duygusal esir gibi kullanan", onların hayallerini bastıran, geçmişini silah gibi kullanan bir anne figürü gibi görünüyor. Bu gibi anneler için psikolojide "narsistik anne", "kurbanlaştırıcı ebeveyn" gibi terimler kullanılır. Ama biz buradan bakınca şunu deriz: Allah sana bu kadını imtihan olarak verdi. Ona rağmen iyiliği, doğru yolu, sabrı ve çizgiyi bulabilir misin? İşte bu da senin cihadın. Kimi ömrünü cephede verir, kimi anasının gözyaşlarını sile sile ömrünü tüketir. Seninki ikincisi. Ama unutma, Allah şahit… Hem de her gözyaşına, her içine attığın isyana, her “yine sustum ya Rabbi” deyişine… Kardeşim, Allah sana akıl, irade ve plan yapma yeteneği verdi, strateji üret. Şu anki işine odaklan. Ve unutma, evlilik bir kaçış değil, bir tercihtir. Ablaların bu acılardan kaçmak için evlendiyse ve pişman oldularsa sen evliliği bir sığınak değil, bir dava arkadaşlığı olarak düşün. Yani yalnız yaşaman gerekse bile doğru kişi gelmeden adım atma. Bir psikologla veya danışmanla görüş. Senin gibi hassas, düşünen, içi dolu biri için bu yaşananlar travmatik izler bırakabilir. Bir İslami değerleri olan, seni yargılamayacak bir danışmanla 3-4 görüşme yapman, hayatının yönünü değiştirebilir. Unutma psikolog şeyh değildir. Sadece yol haritası çıkarır. Allah seninle, seni görüyor ve imtihanının farkında. Hiçbir gözyaşı yerde kalmaz. Hiçbir "anne bile olsa zulmeden" mazur görülmez. Hiçbir iyi evlat da annesiyle yaşadığı sıkıntılar sebebiyle cezalandırılmaz. Allah sana ferahlık, dirayet ve sabır versin. Senin gibi düşünen biri, karanlıkta bile kıbleyi bulan biridir.
Bu dediğin gibi bir eşten ayrılman daha doğru olur. Böyle ise durum, aile büyüklerinle veya bildiğin kişilerle görüşerek ayrılabilirsin.
Kesinlikle müstakil ev isteme hakkınız vardır, isteyebilirsiniz de. Ancak bunu ailenizi ve yuvanızı dağıtmadan yapmaya çalışın. Böyle bir hakkı takdir etmeyen biriyle çok hassas konuşmanız gerektiğini unutmayın. Özel ev isterken evsiz kalmaya karşı uyanık olun.
Kızım, madem durum böyledir sen de canının ve huzurunun derdinde olsana; sana ait olmayan işlere karışma. Sen çocukların ve eşinle mutlu olmaya bak. Biraz da sen “nasıl bakıyorlar acaba?” diye merak ettiğin için böyle oluyor. Sofranı kur, çamaşırını yıka ve huzurunla yaşa kızım. En azından yerleşene kadar böyle yap. Allah yardımcın olsun.
Bu konuyu aile danışmanından ziyade kendiniz bireysel olarak bir psikoloğa giderek kendiniz ve çocuklarınız için en doğrusunun ne olduğunu anlamak niyetli destek almalısınız. Bunun yanı sıra da aile geleceğiniz için de aile büyüklerinizle ve fikir danışabileceğiniz tecrübeli ve yakın büyüklerinizle istişare etmelisiniz. Bu süreçte Allah'tan size yardım etmesini dileyin. Size hidayet etmesini dileyin. Allah bir yol gösterecektir. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Kocanıza karşı ne hata yaptığınızı bilmediğimden en ağırı "iffetinizi korumama" senaryosu üzerinden konuyu ele alıyorum. Eşinizin ısrarla geçmişi karıştırması ve sizin de tevbe etmiş olduğunuz konuları açıklamanız yanlış olmuş. Bu süreçte iletişim çok önemlidir. İlişkinizi düzeltmek için elinizden geleni yapın ama kendi manevi huzurunuzu da koruyarak hareket edin. Eşiniz de bu durumdan rahatsızsa birlikte sabır, sevgi ve anlayış temelinde yeni bir başlangıç yapmaya çalışın. Ama kocanız bir kafa karışıklığı içerisindeyse yazacaklarımı gözden geçirin. Kocanıza, yaptığınız hatalardan dolayı pişman olduğunuzu ve samimi bir şekilde tövbe ettiğinizi hatırlatın. Artık geçmişte yapılan hataların bir daha tekrarlanmayacağına dair onu ikna edin ve bunu davranışlarınızla gösterin. Sürekli yüzünüze vurulan hataların ilişkiyi zedelediğini açık bir şekilde ifade edin. Bu konuşmayı sakin bir dille ve suçlamadan yapmanız önemlidir. Bir sınır çizerek artık geçmişi konuşmamak konusunda anlaşmaya çalışın. Boşanmayı bir çözüm değil, en son çare olarak düşünmelisiniz. Evliliğinizi kurtarmak için tüm yolları denediğinizden emin olun. Ancak kocanız affetmekte ve ileriye dönük bir hayat kurmakta zorluk yaşıyorsa, aile içi danışmanlıkla bu konuyu çözmeye çalışabilirsiniz. Allah size kolaylıklar versin ve aranızdaki sevgiyi, güveni yeniden inşa etmenize yardım etsin.