Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben nereden başlayacağımı bilemiyorum ama artık anneme "anne" bile demek istemiyorum. Onun geçmişi, ailesi, hayatı ve yaptığı seçimler birçok şeyi elinden aldı ve kaderi hep istemediği şekilde ilerledi. Eşiyle ve çocuklarıyla hiçbir zaman uyum sağlayamayan biri. Yıllar boyunca yaptığı, söylediği şeyleri milyonlarca kez görmezden gelmeye, alttan almaya çalışarak hayatımıza devam ettik. Ancak biz onun geçmişinin sorumlusu değiliz. Fakat o, sanki bizim kaderimize yön veren kişiymiş gibi davranıyor. Kendi yaşadığı zorlukları, acıları bize de yaşatmak istiyor gibi. Sürekli kurban rolüne bürünüyor. İki ablam da farklı hayallere sahipti ama sonunda dayanamayarak evlenmeyi seçtiler. Annem sürekli bizlere beddua ediyor, bizim de onun kaderini yaşayacağımızı söylüyor. En büyük ablama hiçbir sebep yokken çok ağır hakaretler ve beddualar etti. Ne kadar hakkı vardı bilmiyorum ama ablam onun söylediklerinin çoğunu yaşadı. Yine de asla sesini çıkarmadı. Küçük ablam ise hep doğru şekilde anlatmaya çalıştı yaşadıklarımızı ama annem anlamayı hiç istemedi. Ben de küçüklüğümden beri hep sustum, alttan aldım. Üniversiteye başladığımda artık dayanamamaya başladım ve sık sık kavga eder hale geldik. Hepimiz yirmili yaşlarımızdayız ama hâlâ bir uyum yok. Ben ablamlar gibi bir yol seçmek istemiyorum. Kendi başımın çaresine bakmak istesem bile ekonomik şartlarda bu çok zor. Babamı, ablalarımı ve beni psikolojik olarak defalarca çöküş noktasına getirdi. Her yeni başlangıç daha da zorlaştı. Bazen annem sevgi göstermeye ya da gülmeye çalışıyor ama o kadar samimiyetsiz geliyor ki... Yüzüne gülsem bile içim ağlıyor. Onunla aynı ortamda olmak bile yaşama isteğimi azaltıyor. Ne kadar düzgün kalmaya çalışsam, ne kadar sabretmeye çalışsam da içten içe tükeniyorum. Gerçekten çok yoruldum... Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah sana sabır versin kızım. Sen kendi aileni ve huzurunu öncelikli düşün. Eşine sarıl, çocuklarına sarıl. Annenin unutmaya çalış. Onun hakkını helal etmemesinden çekinme. Senin bir kusurun olmadığı sürece ne dediği önemli değildir. Bile bile derdini derinleştirme sen. Dua ederim senin için.
Bir kayıp geri gelmediği sürece aynen devam edebilen, zaman zaman köpüren duygularla bizi zorlayan durumlar yaşanabilir. Devamlı yokluk ve buhran olmayacak tabi ki lakin zaman zaman bu duygularla yüzleşiriz. Kimi kaybedersek kaybedelim hayatımız hiçbir zaman o varken gibi olmayacak ve bizler de hiçbir zaman kayıptan önceki biz olmayacağız. Bunun tamamı bir süreçtir. Tam bu sürecin içinden geçerken böyle hissetmeniz çok normal. Hele ki bazı yaslar toplumun onaylamadığı, yaşanmasına izin verilmediği yaslardır. Ablanızın yası sizi rahatsız ettiği için hemen kapatmak ve geçmek istemiş olabilir misiniz bir bakın. Hâl böyleyse, ablanızın hatalarına rağmen onun anısına ve yasına sahip çıkın. Onun kaybından önceki yaptıkları ve kayıp şekli yaralayıcı olsa da bununla yüzleşip tüm zorlayıcı duygulara rağmen kabul etmek daha rahatlatıcı olur. Bazen onun ölümüyle birlikte onunla ilgili hayallerimizi, umutlarımızı da kaybetmiş oluyoruz. Anneniz ve siz birlikte bu umutları kaybetmiş olmanın da yasını yaşayabilirsiniz, bunlar da çok normal. Ablan sadece son süreçte yaptıklarından ibaret olmamalı, onunla yaşadığınız uzun ve anlamlı geçmişinize bakın ve onun değerli olan yönleriyle birlikte hatırlamaya çalışın. İnşaallah sizin dualarınız, niyetleriniz ve yaptıklarınız vesilesiyle Rabbim size ve ablanıza merhamet eder ve sizi güzel rızıklarla rızıklandırır. Tüm bunlardan sonra onlarca kez hayatınızı baştan sarmaya, düşünmeye, zor taraflarınızın üstesinden nasıl gelebileceğinize dair yüzleşme yaşamanız sizin inşaallah hayrınıza olan durumlar olacaktır. Tam burada uzun uzun secdeyi, düzenli zikirlerinizi devam ettirmeye çalışın. Eğer yoksa kendinize hayırlı uğraşlar edinebilirsiniz. Muhtemeldir ki kısa bir ömrümüz var, hem ömrümüz ne kadar uzun olursa olsun gittikçe yavaşladığımız, yeteneklerimizin azaldığı daha az işlevsel olduğumuz zamanlara doğru gideceğiz. Ne kadar zorlarsak zorlayalım Allah'ın bize emanet verdiği bu beden yaşlanacak. Hâl böyleyken merkezinize çoğunlukla kayıplarınızı, sizi aşağı çeken duygularınızı almak yerine, onları hayatınıza uyarlayıp devam edebilmek, değerlerinize, niyet ve çabalarınıza göre uzun vadede size iyi gelecek işlerde bulunmayı önceleyebilirsiniz. İmanınız, inancınız sizi korur elbette. İman diyabetten de korur normalde. Müslümanlığım bana ölçülü olmayı, az yemeyi de hatırlatır. Buna rağmen diyabet hastası olabiliriz. Aynı iman bizi öfkeden koruyacak yolları gösterir, öğütlerde bulunur. Ama öfkem beni zorlayacak duruma geldiyse imanımla alakalı bir eksiklik var demek değildir. İnancımız bize problemden kaçmayı değil, problemle nasıl yaşayacağımızı, ehline danışmayı, şifa için yardım almayı da öğütler. Bu nedenle kardeşim, önce kendi iyiliğin için ihtiyaç alanlarını belirleyip ona göre yaşamaya niyet edebilirsin. Rabbim yardımcınız olsun, şifa her neredeyse size yaklaştırsın, en güzel şekilde hayırlı kapılar açsın.
Size kim dedi kardeşlerinize anneliğe soyunun diye. Anne babanız hayatta değildi de siz mi mecbur kaldınız? Sınırlarınızı aşmışsınız. Aile içerisinde rolünüzü değiştirmeyin. Ablalık annelik değildir. Bahsettiğiniz çabayı kendi yuvanıza göstereceksiniz. Biraz geri çekilin. Enerjinizi toparlayın. Hayatın daha başındasınız. Müstakbel kocanıza ve yavrularınıza sarf edeceğiniz enerjiyi şimdiden tüketmeyin. Endişelenmenize gerek yok. Abla gibi davranmaya başlarsanız evlenme konusunda özgüveniniz tekrar gelir. Kimse yıpranmış, içi çökmüş bir kadınla evlenmek istemez. Dolayısıyla kendinizi yenileyin. Başaracağınıza inanıyorum.
Anne ve babanıza siz olabildiğince iyi davranın. Onların gönüllerini yatıştırın. Onlara daima moral ve umut verin. Onları kıracak üzecek bir şeyi asla yapmayın. Ablanızla münakaşaya girmekten sakının. Siz doğru bir hayat çizgisini koyup ona odaklanın. Ona şu halde yapabileceğiniz en iyi yardım, sessiz ama güçlü bir örnek olmaktır. Yapabilirseniz onu salih insanlarla tanıştırıp arkadaşlık kurmalarını ve kendisine örnek alabileceği kişileri örnek alıp kendine dair düzelmelere teşvik olmasını sağlamaya çalışın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Psikoloji okuduğun iyi oldu, derdimi sana daha iyi izah edebilirim zannederim. Kızım, Allah hepimizi bir plan üzere yarattı ve hepimizle alakalı asla şaşmaz bir kaderi vardır. Baban veya başka bir insan, herkes imtihan durumundadır. Baban sana din ve ahlâk aşılaması gerekirken sen ona ahlâk vermeye çalışıyorsun. Garip, değil mi? İşte hayat böyle bir sınavdır. Kimi yokuş yukarı tırmanır, kimi iner, kimi de düz yolda sürçer. Hayat bu. Sana düşen şudur: Kendi imanını ve ahlakını önemse öncelikle. Kendini düşün; İmanlı bir hayat ve akıbeti cennet olan bir imtihan. Ana stratejin bu olsun. Baban, annen veya kardeşlerin senin en yakınların olarak ilgi alanında bulunsun. Onlarla ilgilen ama kendinden öne geçirme onları. Bu şu demektir: Onlara bir ikaz yapılacağı zaman yap. Tekrar edilecekse et ama üzerlerine yığılıp kalma. İşine bak. Hayatı bir iki sömestrden ibaret görme. Enerjini ve sabrını bir ömre yaymayı bil. Böyle yapamazsan kendini bitirirsin fark etmeden. Allah yardımcın olsun.
Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
anlaşmazlık konusundaki diğer fetvalar
Kıymetli kardeşim, öncelikle sorunun ana kaynağının ne olduğuna dair bir araştırma ve soruşturmayı usulünce yapın. Evdeki huzursuzluğun, aranızdaki iletişim kopukluğunun ana sebebi nedir, öğrenin. Bu konuda ne yapabileceğinizi tespit edin. Bunları uygulamaya başlayın. Sorunlarınız çözülür inşallah.
Bu dediğin gibi bir eşten ayrılman daha doğru olur. Böyle ise durum, aile büyüklerinle veya bildiğin kişilerle görüşerek ayrılabilirsin.
Kesinlikle müstakil ev isteme hakkınız vardır, isteyebilirsiniz de. Ancak bunu ailenizi ve yuvanızı dağıtmadan yapmaya çalışın. Böyle bir hakkı takdir etmeyen biriyle çok hassas konuşmanız gerektiğini unutmayın. Özel ev isterken evsiz kalmaya karşı uyanık olun.
Kızım, madem durum böyledir sen de canının ve huzurunun derdinde olsana; sana ait olmayan işlere karışma. Sen çocukların ve eşinle mutlu olmaya bak. Biraz da sen “nasıl bakıyorlar acaba?” diye merak ettiğin için böyle oluyor. Sofranı kur, çamaşırını yıka ve huzurunla yaşa kızım. En azından yerleşene kadar böyle yap. Allah yardımcın olsun.
Bu konuyu aile danışmanından ziyade kendiniz bireysel olarak bir psikoloğa giderek kendiniz ve çocuklarınız için en doğrusunun ne olduğunu anlamak niyetli destek almalısınız. Bunun yanı sıra da aile geleceğiniz için de aile büyüklerinizle ve fikir danışabileceğiniz tecrübeli ve yakın büyüklerinizle istişare etmelisiniz. Bu süreçte Allah'tan size yardım etmesini dileyin. Size hidayet etmesini dileyin. Allah bir yol gösterecektir. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Kocanıza karşı ne hata yaptığınızı bilmediğimden en ağırı "iffetinizi korumama" senaryosu üzerinden konuyu ele alıyorum. Eşinizin ısrarla geçmişi karıştırması ve sizin de tevbe etmiş olduğunuz konuları açıklamanız yanlış olmuş. Bu süreçte iletişim çok önemlidir. İlişkinizi düzeltmek için elinizden geleni yapın ama kendi manevi huzurunuzu da koruyarak hareket edin. Eşiniz de bu durumdan rahatsızsa birlikte sabır, sevgi ve anlayış temelinde yeni bir başlangıç yapmaya çalışın. Ama kocanız bir kafa karışıklığı içerisindeyse yazacaklarımı gözden geçirin. Kocanıza, yaptığınız hatalardan dolayı pişman olduğunuzu ve samimi bir şekilde tövbe ettiğinizi hatırlatın. Artık geçmişte yapılan hataların bir daha tekrarlanmayacağına dair onu ikna edin ve bunu davranışlarınızla gösterin. Sürekli yüzünüze vurulan hataların ilişkiyi zedelediğini açık bir şekilde ifade edin. Bu konuşmayı sakin bir dille ve suçlamadan yapmanız önemlidir. Bir sınır çizerek artık geçmişi konuşmamak konusunda anlaşmaya çalışın. Boşanmayı bir çözüm değil, en son çare olarak düşünmelisiniz. Evliliğinizi kurtarmak için tüm yolları denediğinizden emin olun. Ancak kocanız affetmekte ve ileriye dönük bir hayat kurmakta zorluk yaşıyorsa, aile içi danışmanlıkla bu konuyu çözmeye çalışabilirsiniz. Allah size kolaylıklar versin ve aranızdaki sevgiyi, güveni yeniden inşa etmenize yardım etsin.