Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Hollanda’da yaşıyorum ve Türkiye’den bir ev almak istiyorum ama ticaret amaçlı değil, geldikçe orada oturmak için. Burada yaşadığım ev kira bu arada. Bu durumda bu eve zekât düşer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. O eve zekât düşmez.
Bunların dışında birikmiş paranız veya satılık malınız varsa ve değeri seksen bir gram altın tutarında ise onun zekât verirsiniz. Evler için bu durumda gerekmez.
Selamünaleyküm. Bu ev için zekat vermeniz gerekmez.
Selamünaleyküm. Ticaret amaçlı ev, mağazadaki mal gibi müşterisi beklenen satılık mal demektir. Ev dediğiniz şey, satılık diye ilan asıldığında ticaret malı olur. Kiraladığınızda ise elinize geçecek para, zekât verirken zekâtı verilmiş para olacaktır.
Selamünaleyküm. Bundan önce elinizde zekât için nisap olacak kadar para (81 gram altın bedeli) yok idiyse, evinizi sattığınız anda bu rakama ulaştınız demektir. Bu tarihten itibaren üzerinden bir yıl geçince siz de zekâta mükellef olacaksınız. O zaman elinizde kaç para varsa onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. O gün kaç para varsa o paranın, az veya çok zekâtı olacak. Hayır, evi sattığınızda elinizde zekât vermeyi gerektirecek mal vardı ve üzerinden yıl geçmiş idiyse bunu da ona ilave ederek hepsinin toplamının zekâtını vereceksiniz. İleride ev almayı düşünmeniz, elinizdeki malın zekât malı olmasına mani değildir. Ev almayı kararlaştırır, sözleşip imza atarsanız o zaman o para eve yatırılmış ve zekâtı gerekmeyen para olur.
Selamünaleyküm. Bu evleri neden aldığınıza bağlı bir durum var. Satmak için yani emlakçi mantığı ile aldı iseniz değerleri üzerinden hesap yapıp zekât verirsiniz. Aksi takdirde zekât gerekmez. Zekât vermeniz için de borçlar düşüldükten sonra nisap miktarı kadar elinizde para edecek bir şey kalması gerekir.
ev konusundaki diğer fetvalar
Yatak odası hassasiyetimiz, içindekiler içindeyken hassasiyettir. Ehli içindeyken hiçbir şekilde bu hassasiyetten taviz veremeyiz. Bunun dışında yani içindekiler orada değilken yine de girmemeyi öne çıkarmamız gerekiyor diye düşünürüz ama haram düzeyinde bir yasak olarak görmemeliyiz. Eve gelenin ev halkına yakınlığı, ortamın uygunluğu ve benzeri nedenlerle girilebilir, göze çarpanın da sakıncası yok denebilir.
Allah Teâlâ afiyet ve huzurunuzu daim kılsın. Aşağıdaki yazımızı okuyabilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/site-yasaminda-dini-olcu-ve-hassasiyetler
Nikâh akdinden sonra kadının erkeğin oluşturduğu bir evde yaşaması hakkıdır. Nikâh devam ettiği sürece de erkek kadını evden kovamaz. Bu konuda âlimler arasında söz birliği vardır. Kur'an-ı Kerim’in ayetleri gayet açık bir hüküm getirmiştir. (Talak suresi, birinci ve altıncı âyetleri.) Boşama olduktan sonra bile, iddeti bitene kadar kadın kocasının oluşturduğu evde bekleme hakkına sahiptir. Önce aranızdaki gerginliği bilimsel yöntemlerle gidermeye çalışın, gideremezseniz de daha makul yöntemler bulun kendinize. Allah yardımcınız olsun.
Kadının evi geçindirmek gibi bir zorunlu görevi yoktur. Bu görev erkeğindir. Kabul edilebilir bir mazereti olmadan evine sıkıntı çektiren erkek hatalıdır, günahkârdır. Kadının çalışarak veya birikiminden erkeğe destek olması farz değildir. Bu durum eşler arasındaki ülfet ve karşılıklı anlayış ile çözülür meselelerdendir. Erkeğin eşinin parasını istemeye hakkı yoktur. Kaç parası olduğunu soruşturması da hakkı değildir. Belirttiğiniz gibi bir erkekten eşi, parasını saklayabilir. Direkt yalan söylemeden dolaylı olarak ona yok diyebilir. Çalan çırpan, haram yollarda para tüketen bir erkeğe yalan söyleyerek de olsa parasını vermemek kadının hakkıdır.
İkamet ettiğiniz evin tam kıbleye doğru bina edilmesi mümkün olmayabilir, bunun üzerine diretmemek gerekir. Bugün elektronik cihazlarla kıbleyi tespit mümkündür. Şu kadar ki söz konusu cihazların kullanılmasında isabet etmeye mani teknik durumlar olabilir. Farklı cihazlarla farklı kişilerle tespit yapıldıktan sonra seccadenin şeklinin genel durumu belirlenince ondan sonraki namazları o şekilde kılarız. Her namaz için yeni bir durum tespitine ve endişeye gerek yoktur. Bir iki santimlik farktan da bir sakınca olmaz biiznillah. Allah Teâlâ ibadetlerimizi kabul buyursun. Âmîn.