Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşimle ağır tartışmalar yaşıyoruz. Beni kocası yerine koymadığını söyleyebilirim. Ben de sinirlendim “bu evde durma, git babanın evinde yaşa” dedim. Asla boşama niyetim yok ama onunla da bir evde yaşayamayacağımı düşünüyorum. Karımı boşamadığım halde evden kovabilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu soruya cevap verilebilmesi için verdiğiniz bilginin eksik olan kısımların tamamlanması gerekir. Buna göre erkek karısına boşama yetkisini nikâh akdinden önce, "evlenirsek kendini boşayabilirsin" derse veya nikâh esnasında kadın ilk olarak "istediğimde seni boşamak şartıyla evlendim" deyince adamın kabul etmesi veya nikâhtan sonra erkeğin karısına boşama yetkisi vermesiyle kadın boşama hakkına sahip olur. Aksi takdirde olmaz. Yukarıda verilen bilgilere göre kadın talak hakkı almışsa kocanın karısına boşama hakkını veriş şekli muteberdir. Buna göre de bâin olabilir, ricî boşama olabilir, bir kere boşama olabilir, kadının tekrar boşama hakkı olabilir... (Soruda bu bilgi verilmemiş. Kocanın kadına bu hakkı verirken ne dediği bilinmiyor?) Özetle bu konu biraz girift/karmaşık/çok kurallı olması münasebetiyle muhatabı olan kimseler beraberce en yakın müftülüğe giderek yüz yüze çözüm aramaları en doğru olandır. Aksi takdirde eksik bilgi farklı bir fetva verilmesine neden olacaktır. Allah yardımcıları olsun.
Selamünaleyküm. Eşinizin iddet süresince sizin evinizde beklemesi mümkündür.
Selamünaleyküm.Boşama erkeğin elindedir. Kadının çıkması, kızması durumu değiştirmez. Ailenin sarsılması başka şey nikâhın bitmesi başka şeydir.
Eşiniz boşamadığı sürece aynı yatağı paylaşmamanız nikâhı düşürmez. Ama kocanız size karşı vazifelerini ihmal etmesi sizi rahatsız ediyorsa kendisini düzeltmesi için konuşmaya/barışmaya çalışın. Sorun olarak gördüğünüz konuları çözmeye çalışın. Sorundan kaçmayın; üzerine gidin. Fakat konu çıkmaza girerse ya sabretmeyi ya da sizi boşamasını talep edin.
İslâm’da boşama yetkisi prensip olarak kocaya verilmiştir. Boşama yetkisini elinde bulunduran kocanın, bu yetkisini, nikâh akdi sırasında veya evlilik süresi içinde karısına veya bir başkasına devretmesi mümkündür. Buna “tefvîz-i talâk” denir. Tefvîz, nikâh akdi esnasında yapılabileceği gibi evliliğin devam ettiği bir zamanda da yapılabilir. Nikâh akdi esnasında tefvîz yapılacaksa bu, kadının o sırada bu hakka kendisinin de sahip olmasını şart koşmasıyla olur. Kadın bu hakka nikâh kıyılırken mesela “boşama yetkisi elimde bulunup, dilediğim zaman kendimi boşayabilme şartıyla evleniyorum” demesi ve erkeğin de bunu kabul etmesiyle sahip olur. Bu şekliyle boşama yetkisini alan kadın dilediği zaman boşanabilir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/387-390; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/242, 314-324, 329) Tefvîz-i talâk, evlilik devam ederken de olabilir. Erkek, eşine, “Sen muhayyersin. Beni veya boşanmayı tercih edebilirsin. İstersen kendini boşayabilirsin, evliliğe devam konusunda karar senin.” gibi sözler ile boşama hakkını verebilir. Kadın bu tür sözlerle kendisine verilen boşama yetkisini aynı mecliste kullanmazsa hakkını kaybeder. Ancak boşama yetkisi “kendini her ne zaman istersen boşayabilirsin” gibi umumi bir ifade ile verilirse, kadın bu hakkı sözün söylendiği meclisle sınırlı olmadan istediği zaman kullanabilir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 4/76-79) Kadın, ister nikâh esnasında isterse evlilik devam ederken elde ettiği boşanma yetkisini kullanmak zorunda değildir. Kadın kocasının verdiği bu yetkiyi baştan kabul etmeyeceği gibi sonradan kendi rızasıyla da iade edebilir. Bu yetkiyi kocasına iade eden kadın tefvîz yoluyla elde etmiş olduğu boşanma hakkını yitirmiş olur. (Bilmen, Kâmus, 2/259)
Kadının boşama yetkisi yoktur, dilekçe vermesinin de bir anlamı yoktur. Hâkim sizi ayırırsa o zaman bir talaktan söz edilebilir.
ev konusundaki diğer fetvalar
Hollanda’da size ait bir ev olsa da sizin Türkiye’de oturmak için alacağınız eve zekât düşmez. Allah yardımcınız olsun, işinizi asan etsin.
Yatak odası hassasiyetimiz, içindekiler içindeyken hassasiyettir. Ehli içindeyken hiçbir şekilde bu hassasiyetten taviz veremeyiz. Bunun dışında yani içindekiler orada değilken yine de girmemeyi öne çıkarmamız gerekiyor diye düşünürüz ama haram düzeyinde bir yasak olarak görmemeliyiz. Eve gelenin ev halkına yakınlığı, ortamın uygunluğu ve benzeri nedenlerle girilebilir, göze çarpanın da sakıncası yok denebilir.
Allah Teâlâ afiyet ve huzurunuzu daim kılsın. Aşağıdaki yazımızı okuyabilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/site-yasaminda-dini-olcu-ve-hassasiyetler
Kadının evi geçindirmek gibi bir zorunlu görevi yoktur. Bu görev erkeğindir. Kabul edilebilir bir mazereti olmadan evine sıkıntı çektiren erkek hatalıdır, günahkârdır. Kadının çalışarak veya birikiminden erkeğe destek olması farz değildir. Bu durum eşler arasındaki ülfet ve karşılıklı anlayış ile çözülür meselelerdendir. Erkeğin eşinin parasını istemeye hakkı yoktur. Kaç parası olduğunu soruşturması da hakkı değildir. Belirttiğiniz gibi bir erkekten eşi, parasını saklayabilir. Direkt yalan söylemeden dolaylı olarak ona yok diyebilir. Çalan çırpan, haram yollarda para tüketen bir erkeğe yalan söyleyerek de olsa parasını vermemek kadının hakkıdır.
İkamet ettiğiniz evin tam kıbleye doğru bina edilmesi mümkün olmayabilir, bunun üzerine diretmemek gerekir. Bugün elektronik cihazlarla kıbleyi tespit mümkündür. Şu kadar ki söz konusu cihazların kullanılmasında isabet etmeye mani teknik durumlar olabilir. Farklı cihazlarla farklı kişilerle tespit yapıldıktan sonra seccadenin şeklinin genel durumu belirlenince ondan sonraki namazları o şekilde kılarız. Her namaz için yeni bir durum tespitine ve endişeye gerek yoktur. Bir iki santimlik farktan da bir sakınca olmaz biiznillah. Allah Teâlâ ibadetlerimizi kabul buyursun. Âmîn.
Bunların dışında birikmiş paranız veya satılık malınız varsa ve değeri seksen bir gram altın tutarında ise onun zekât verirsiniz. Evler için bu durumda gerekmez.