Fetva Meclisi
Soru
Hocam yatak odasının üçüncü bir kişiye açılmaması gerektiğine inanıyorum ve bu takva üzere yaşamak istiyorum. Evli olan ağabeyimin evine ve yine bazı evli arkadaşlarımın evlerine gittiğimde yatak odalarının kapıları sonuna kadar açık oluyor. Ev içerisine girip çıkarken ister istemez gözüm kayıyor ve bakabiliyorum. Hatta örneğin namaz kılmak için elbise istediğimde yatak odasında al giyin denebiliyor. Bu durumda nasıl davranmak gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Yatak odasına girilmemesi diye bir yasak yoktur. Yasak olan, oda adına uygun bir aktif durumda iken veya mesela çamaşırlar uygun olmayan şekilde ortada iken girilmesi doğru olmaz. Bunun dışında bir sıkıntı yoktur.
Kesinlikle misafir çocuğuna sahip olmalıdır. Bu konuda rahatsız olmakta haklısınız. Çocukların şu veya bu sebeple oluşturdukları rahatsızlık aranızdaki muhabbeti etkilerse ki etkiler ve uyarırsanız sizi silerler aranızdaki muhabbete bunu bağışlamanız daha isabetli olur. Böylece biiznillah sevap kazanacağınız bir iş yapmış olursunuz. Bir nebze de siz evinizde gerekli tedbirleri almayı öğrenmiş olun. Mesela yatak odasını neden rahat girilir şekilde bıraktınız? Küsmeye neden olmayacak şekilde bir seviyeli/mesafeli dostluk sürdürürseniz sorun kalmaz biiznillah. Bu yaşadığınızı kendiniz için de derse dönüştürün ve çocuk yetiştirme konusunda notlar almış olun.
Selamünaleyküm. Erkeklerin, eşlerini birbirlerinden korumaları gerekir. Sizin eşiniz ağabeyinizin hiçbir şeyi olmaz. Ev kıyafeti ile onun yanında bulunması asla doğru değildir. Beraber yemek yemeyin. Yiyecekseniz bayanlar dış kıyafeti gibi bir kıyafetle bulunsunlar. Zor olmasına zordur ama takvayı gerektiren budur.
Müslüman bir erkek ya da hanım bulunduğu her yerde dinine göre yaşaması gerektiğini bilir. Arkadaşlık ya da dostluk ortamları da buna dâhildir. Beraberinde samimiyet ve rahatlık getiren yatılı olma durumunda ise buna daha çok dikkat edilmelidir. Çünkü insan, resmiyet kalktıkça gevşeyen ve ayarları kaçan bir varlıktır. Bu sebeple yatılı ortamlarda Müslümanca yaşamak için belli başlı hatırlatmalar yapmamızda fayda olacaktır: Herkes misafir olduğu bir yerde bulunduğu bilinci ile hareket etmelidir. Her an o mekândan ayrılacakmış gibi hazır, hep orada kalacakmış gibi olgun olmalıdır. Bu ikisi arasında dengede kalmalıdır. İkinci bir insanın olduğu her yerde kul hakkı söz konusu olacağı için ibadetten önce ahlak prensibi gözetilmelidir. Namaz kılarken ya da Kur’an tilavet ederken bile başkasının hukuku düşünülmelidir. İnsana saygı göstermek, kimseyi rahatsız etmemek kendi menfaatimizden önce gelmelidir. Mahremiyet konusu yatılı ortamların en hassas noktalarındandır. İnsanların özeline vakıf olmamaya gayret etmek, kazara gizli anlara tanık olunduğunda bunu saklamak hatta unutmak, Müslümanlığın gereğidir. Beden teşhiri ve avretin açılması gibi mevzularda gereken ihtimam gösterilmelidir. Ne kadar yakın ve samimi olunsa da şeytanın buradan beslendiği unutulmamalıdır. Abartılı sevgi ya da sınırsız nefret aşırılıktır. Kimse ile ebedi dost ya da düşman olunmamalıdır. Bir gün işin terse döneceği ihtimali hep akılda tutulmalıdır. Arkadaşlar arasında elbette farklı seviyelerde muhabbet oluşur. Herkes aynı olamaz şüphesiz. Fakat beraber yaşanan mekânlarda çevremizdeki her bir kardeşimizle iyi geçinmeye çalışılmalıdır. En azından kötü olmamaya gayret edilmelidir. Zira imanımız, geçinir ve geçinilir olmayı karakter haline getirmeyi öğretir. Bulunulan ortamda kurum yetkilisi isimler varsa onlara karşı tutumlarımız da yine mümin şahsiyetimizi gösterir. Üst pozisyondaki kişilere gerekli saygıyı göstermek ve kurallara uymak da yine kimliğimizle ilgilidir. Bir yerde yatılı olarak kaldığımız müddetçe arkadaşlarımıza örnek bir kişilik olarak kendimizi gösterme mecburiyetimiz de vardır. Çünkü İslam’ın mensubu olarak önce bizde İslam görülmelidir. Zamanla benimsenmiş halimizle o ortamda yapılan hatalara karşı söz söyleme ve yanlışı düzeltme gücümüzün de oluşacağını bilmek gerekir. Sonuç olarak kardeşlerimizi güzel bir dille uyarma ve onlara doğruyu öğretme vazifemiz olduğu da ortaya çıkacaktır. Tabi ki bunu bir öğretmen sıfatıyla değil, aynı seviyedeki kardeş pozisyonu ile yapmak gerekecektir. Bir süre sonra ayrıldığımız yatılı ortamlarda, adımızın kalacağı, kendimizden güzel hatıralarla bahsedileceği kaliteli bir mümin olarak anılmak hedefimiz olmalıdır. Rabbimizden tüm kardeşlerimiz için, mahşer günü sadece takvalı insanların dostluğunun işe yarayacağı şuuruyla arkadaşlık kurabilmeyi niyaz ederiz. Allah’a emanet olun.
Nikâhlı bir erkekle bir kadının arasında iki yasak vardır. Biri, aybaşı durumunda cinsel ilişkidir. Diğeri de, ters ilişki durumudur. Bunun dışında bir haram yoktur. Bilhassa eşlerden biri bakma, dokunma gibi lezzetten yararlanmak istiyorsa bu konuda yokuşa süren taraf olan yanlış yapmış olur. Eşlerin, birbirlerinin iffetli kalmaları konusunda olağanüstü denebilecek çapta gayretli olmaları gerekmektedir. Çünkü şeytan, en küçük fırsatlardan en büyük fitneleri üretebilmektedir. Ailelerin huzursuzluğunun sonunda nelere mal olduğunu çok iyi görmeliyiz. Eğer meselemiz TAKVA ise ailenin bekası, erkeğin eşi ile tatmin olup alternatifler peşinde olmamasının da bırakamayacağımız bir takva olduğunu idrak edelim. Bazı kitaplardaki efdal olan, takva olan şeklindeki tavsiyeleri elbette yok saymıyoruz. Ama hangi zamanda ve hangi şartlarda yaşadığımıza dikkat edelim. Yatak odalarını daha müreffeh ve daha kullanışlı hâle getirelim. Allah'a emanet olun.
Öncelikli olarak düşünmeniz gereken şey, harama tevbe etmeniz ve bir daha onu yapmamaya ahdetmeniz olmalıdır. Haramdan kurtulmadıkça huzurunuzun olması mümkün değildir. Sebep ne olursa olsun harama karşı kendinizi koruyun. İkinci olarak da şöyle yapın: Sizin aileniz ve eşinizin ailesinden büyüklerin oluşturduğu bir hakem heyeti kurun. Geçmiş yılları onlara anlatın. Gerekiyorsa eşinizi tedavi ettirin. Neticede size 'cinsel ilişkisi olmayan bir eş' kabul etmeye karar verirlerse öyle bir karar tabii de değildir, dinen de tutarlılığı yoktur. Böyle bir kararı kabul etmeniz gerekmez. Bunun dışındaki kararlarını kabul edin. Gerekiyorsa da o heyetin tasvibi ile boşanmanızda bir sakınca yoktur. Sizin anlattığınız gibi ise evli olmanın da bir anlamı yoktur. Büyüklerinizi devreye koymadan karar vermeyin.
ev konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ afiyet ve huzurunuzu daim kılsın. Aşağıdaki yazımızı okuyabilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/site-yasaminda-dini-olcu-ve-hassasiyetler
Kadının evi geçindirmek gibi bir zorunlu görevi yoktur. Bu görev erkeğindir. Kabul edilebilir bir mazereti olmadan evine sıkıntı çektiren erkek hatalıdır, günahkârdır. Kadının çalışarak veya birikiminden erkeğe destek olması farz değildir. Bu durum eşler arasındaki ülfet ve karşılıklı anlayış ile çözülür meselelerdendir. Erkeğin eşinin parasını istemeye hakkı yoktur. Kaç parası olduğunu soruşturması da hakkı değildir. Belirttiğiniz gibi bir erkekten eşi, parasını saklayabilir. Direkt yalan söylemeden dolaylı olarak ona yok diyebilir. Çalan çırpan, haram yollarda para tüketen bir erkeğe yalan söyleyerek de olsa parasını vermemek kadının hakkıdır.
İkamet ettiğiniz evin tam kıbleye doğru bina edilmesi mümkün olmayabilir, bunun üzerine diretmemek gerekir. Bugün elektronik cihazlarla kıbleyi tespit mümkündür. Şu kadar ki söz konusu cihazların kullanılmasında isabet etmeye mani teknik durumlar olabilir. Farklı cihazlarla farklı kişilerle tespit yapıldıktan sonra seccadenin şeklinin genel durumu belirlenince ondan sonraki namazları o şekilde kılarız. Her namaz için yeni bir durum tespitine ve endişeye gerek yoktur. Bir iki santimlik farktan da bir sakınca olmaz biiznillah. Allah Teâlâ ibadetlerimizi kabul buyursun. Âmîn.
Hollanda’da size ait bir ev olsa da sizin Türkiye’de oturmak için alacağınız eve zekât düşmez. Allah yardımcınız olsun, işinizi asan etsin.
Nikâh akdinden sonra kadının erkeğin oluşturduğu bir evde yaşaması hakkıdır. Nikâh devam ettiği sürece de erkek kadını evden kovamaz. Bu konuda âlimler arasında söz birliği vardır. Kur'an-ı Kerim’in ayetleri gayet açık bir hüküm getirmiştir. (Talak suresi, birinci ve altıncı âyetleri.) Boşama olduktan sonra bile, iddeti bitene kadar kadın kocasının oluşturduğu evde bekleme hakkına sahiptir. Önce aranızdaki gerginliği bilimsel yöntemlerle gidermeye çalışın, gideremezseniz de daha makul yöntemler bulun kendinize. Allah yardımcınız olsun.
Bunların dışında birikmiş paranız veya satılık malınız varsa ve değeri seksen bir gram altın tutarında ise onun zekât verirsiniz. Evler için bu durumda gerekmez.