Fetva Meclisi
Soru
Evimi satıyorum. Fakat müşteri evimin tapusunu ipotek ettirerek faizli kredi çekip almak istiyor. Bu durumda evimi satabilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin sattığınız evleri alanların faili bir kaynaktan para bulmaları sizin mesuliyetinizi gerektirmez. Siz faize teşvik etmeyin, faize direkt veya dolaylı olarak kolaylık göstermeyin, biiznillah mesuliyetiniz olmaz.
Siz özellikle yönlendirmiyorsanız, müşterinizin parayı nereden bulduğunu araştırmak durumunda değilsiniz.
Selamünaleyküm. Tevbenizde sadık kalmanız, tekrar o harama bulaşmamanızla mümkündür. Evi de borcunuz bittikten sonra satabilirseniz satın, aradaki faiz olarak bilinen rakamı elinizden çıkarabilirsiniz, bir kuruma verirsiniz. Bu sizin için en temiz yol olur.
Evi satıp borcu kapatabilirsin. Bu yapman gerekenin en iyisidir. Açıkta kalacak bir durumun varsa evi satmayıp borcun bittikten sonra kredi oranı kadar parayı elinden çıkarıp bir hayır kurumuna da verebilirsin. Bu da olabilir. Öyle veya böyle tevbe ve istiğfar şu anki acil görevindir. Allah Teâlâ hepimizi mağfiret buyursun.
Selamünaleyküm. Müşterilerinizin para kaynağını araştırmak sizin sorumluluğunuzda değildir.
Selamünaleyküm. Evi satacaksanız normal fiyattan satın ama faiz olarak görülen bölümü bir kuruma verin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Hayır, bu konu hadislerde vardır. Uygulamadaki içtihatlar da sizin belirttiğiniz gibidir. Farklılığın temelinde ise bu hükme kaynaklık eden hadisi Şafii ulemasının yorumlamasındaki gerekçeleridir. Bir müçtehidin böyle bir yorum yapması ise Şeriat'ımız açısından mümkündür. Hanefi olanlar hükme uyduklarında hadislerin bizzat özüne uymuş olurlar. Şafiiler hükme uyduklarında ise içtihatla açılmış bir kapıyı kullanmış olurlar. Biiznillah ikisinde de dine uymak ve onu yaşamak vardır. Bu da ümmet için bir rahmettir.
Saddam Hüseyin zalim bir insandı. İnşallah mü'min olarak ölmüştür, öyle umuyoruz. Şehitlik için ise bir şey diyemem.
Namahrem, bir insanın her ikisi de bekâr olsa evlenmesi caiz olacak derecede akrabası olmayan kişi demektir. Bir kimse ile bekâr olma durumunda evlenmek caiz ise o kimse YABANCI durumundadır. Yabancı ile; - Bedensel temas bir tokalaşma düzeyinde bile olsa, - Bilhassa kadın için bedeninin ayrıntılarına vakıf olma düzeyinde bir göze açılma, gözle izleme, - Zaruri olmayan sözlü muhabbet, - Zaruri niteliği olmayan yazışma caiz değildir. Bu ilkeler sadece ağır zaruretler durumunda ertelenebilir. Bir bayram ziyaretinde 'hoş geldiniz' düzeyinde sözlü bağlantıda sakınca olmayabilir. Özel bir fitne ihtimali varsa bunu da başlatmamak evladır. Okul, üniversite, düğün ve benzeri bir gerekçeyi haramlardan bir haramı gevşetme nedeni yapamayız.
Kâfir bir babanın kızı ile evlenmenin sakıncası olmaz. Şu kadar ki, böyle bir babanın kızının ne kadar köklü bir iman taşıdığı konusunda dikkatli olmak gerekmektedir. Evlilikten sonra da insanî ilişkiler sürdürülür ama mümin-kâfir mesafesi muhakkak korunur.
Yabancı erkeklerin dikkatini çekecek bir gelin arabası için olumlu düşünmemiz mümkün olmaz. Dikkat çektikçe zevklenen insanların durumunu acımalı görürüz. Bu anlayışla kurulan yuvalarda gelinen noktayı da hep beraber görüyoruz.
Böyle bir sahih hadis bilmiyorum ama bazı konularda kadın kocasının izini sürer şeklinde hükümler vardır. Belki de o kastedilmiştir.