Fetva Meclisi
Soru
Saddam Hüseyin’e ‘şehit’ denebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Öyle bir uygulamanın dinimize göre olması mümkün değildir. Tam anlamı ile bir FİTNE olarak görülmelidir.
Şehit olmayı temenni etmek, bunun için dua etmek her mü'minin emeli olmalıdır. Samimi bir dua edin elbette. Şehitliğin de markalaşmış olanını değil hakikisini isteyin ama.
Şehidi değil şehitlik amellerini daha çok sevin.
Selamünaleyküm. Biz de sizin gibi haber kanallarından duyuyoruz. Net bir bilgimiz yoktur mesele hakkında. Hilafetin bu tarz bir yöntemle ve bu mantıkla gelmesini de, o ismin böyle kullanılmasını da müslümanların üzerinde oynanmak istenen büyük ve tehlikeli bir oyun olarak görüyoruz.
Şehitlik, Şeriat ıstılahlarından biridir. Şeriat'a esasen karşı olan bir anlayışın bu kavramı kullanması da elbette Şeriat'a da, Şeriat karşıtlığı ile bilinen sistemin özüne de aykırıdır. Şu var ki, kimse şehitlik kelimesini, Uhud'daki şehit Hamza radıyallahu anh için kullanılan manada kullanmamaktadır. Sözlükleri kısır olanlar, 'görevde iken öldü' anlamında kullanmaktadırlar bu kelimeyi. Onların kullanması ile kimse şehit olmadığı gibi, onlar demedi diye de kimse şehitlikten men edilemez.
Aleykümselam. Ağır sıkıntılarla ölen hasta mü'minler için şehit gibi sevap kazanma vaadi vardır. Şehitlik ise başka bir şeydir. Kadınların saçları ile alakalı hususu ise bilmiyorum.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Evet, böyle bir işlem yapmayacak bir müşteriye satsanız iyi olurdu. Ne yazık ki onu aramanız, bulmanız mümkün olmayabilir ya da zor olur. Bu nedenle siz müşterinin parayı nereden bulacağını araştırmak durumunda değilsiniz.
Namahrem, bir insanın her ikisi de bekâr olsa evlenmesi caiz olacak derecede akrabası olmayan kişi demektir. Bir kimse ile bekâr olma durumunda evlenmek caiz ise o kimse YABANCI durumundadır. Yabancı ile; - Bedensel temas bir tokalaşma düzeyinde bile olsa, - Bilhassa kadın için bedeninin ayrıntılarına vakıf olma düzeyinde bir göze açılma, gözle izleme, - Zaruri olmayan sözlü muhabbet, - Zaruri niteliği olmayan yazışma caiz değildir. Bu ilkeler sadece ağır zaruretler durumunda ertelenebilir. Bir bayram ziyaretinde 'hoş geldiniz' düzeyinde sözlü bağlantıda sakınca olmayabilir. Özel bir fitne ihtimali varsa bunu da başlatmamak evladır. Okul, üniversite, düğün ve benzeri bir gerekçeyi haramlardan bir haramı gevşetme nedeni yapamayız.
Hayır, bu konu hadislerde vardır. Uygulamadaki içtihatlar da sizin belirttiğiniz gibidir. Farklılığın temelinde ise bu hükme kaynaklık eden hadisi Şafii ulemasının yorumlamasındaki gerekçeleridir. Bir müçtehidin böyle bir yorum yapması ise Şeriat'ımız açısından mümkündür. Hanefi olanlar hükme uyduklarında hadislerin bizzat özüne uymuş olurlar. Şafiiler hükme uyduklarında ise içtihatla açılmış bir kapıyı kullanmış olurlar. Biiznillah ikisinde de dine uymak ve onu yaşamak vardır. Bu da ümmet için bir rahmettir.
Yabancı erkeklerin dikkatini çekecek bir gelin arabası için olumlu düşünmemiz mümkün olmaz. Dikkat çektikçe zevklenen insanların durumunu acımalı görürüz. Bu anlayışla kurulan yuvalarda gelinen noktayı da hep beraber görüyoruz.
Böyle bir sahih hadis bilmiyorum ama bazı konularda kadın kocasının izini sürer şeklinde hükümler vardır. Belki de o kastedilmiştir.
Kâfir bir babanın kızı ile evlenmenin sakıncası olmaz. Şu kadar ki, böyle bir babanın kızının ne kadar köklü bir iman taşıdığı konusunda dikkatli olmak gerekmektedir. Evlilikten sonra da insanî ilişkiler sürdürülür ama mümin-kâfir mesafesi muhakkak korunur.