Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben öğretmen olarak görev yapıyorum. Ablam ve abim de öğretmen. Biz henüz evlenmedik. Ailemizin yanında yaşıyoruz ve her birimiz ayrı ayrı kurban kesmek istiyoruz. Fakat aile büyüklerimiz bunun doğru olmadığını evlenme çağında olduğumuz için kurban kesmememiz ve birikim yapmamız gerektiğini düşünüyorlar. Ablamın arabası olduğu için sadece onun kurban kesmesi gerektiğini düşünüyorlar. Ancak biz de maaşımız olduğu için kurban kesmek istediğimizi söylüyoruz. Bunun üzerine anlaşmazlıklar yaşıyoruz. Aile büyüklerimize de bir şey söyleyemediğimiz için size sormayı uygun gördük. Bizi bu konuda bilgilendirirseniz çok seviniriz.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Can alıcı noktayı siz tespit etmişsiniz. Bir ortağın 'kurban niyeti dışında' bir niyetle ortak olması bütün ortaklar için kesileni et yığınına dönüştürür. Kardeşlerinizin bu kadar açık bir ibadet bilmezlikleri varsa siz o kurbandan başka kurban kesin. Babanızın hatırı için de ona ortak olun. Yalnız böyle bir ithamda hassas olmalısınız. Ağır bir yük olur omuzlarınızda hatalı bir karar verirseniz.
Selamünaleyküm. Sadece aldığın o maaş, kurban kesmen için yeterli değildir. Küçük değilsin, kurban kesebilirsin ama elinde şöyle bir yedi sekiz bin lira birikmiş paran olsa o zaman sana gerekir. Yoksa ailene destek olman daha iyidir.
Şu anda böyle bir iş yapmanız şart değildir. Ortada bir vebal de yoktur. Duyduklarınız yanlış abartılmış şeyler olsa gerek. Babanıza dualar edin, onun adına istiğfar edin. Allah hepimize rahmet etsin.
Aleykümselam. Babanız sizin adınıza kurban kesiyorsa siz kurban kesmiş sayılırsınız. Allah kabul etsin.
Evet, bahsettiğiniz altınlar size aitse zenginsiniz ve kurban kesmek de vaciptir. Ayrıca paranız yok ama altınlarınız var. Altın da paradan daha değerlidir. Allah kabul etsin.
Kurban bir ibadet olarak oğlunuza da vacip oldu ise o kurban ibadetini yerine getirmekle sorumludur. Bu ibadeti onun adına siz vekâleten yani tamam sen benim kurbanımı kes diyeceği bir şekilde kesebilirsiniz, kurban olarak sakıncası olmaz. Yine de siz onun kendisinin bu ibadeti eda etmesini yönlendirin, daha kalıcı bir iş olur.
bekar konusundaki diğer fetvalar
Talak üzerine yemin hatadır. Bekâr birinin talak üzerine yemini ise boş bir sözdür, etkisi yoktur.
Bunu bir grip gibi kabul et. Nasıl grip oldun diye hayatı terk etmiyor bilakis daha fazla sağlığına önem veriyorsun. Bunda da öyle yap: İbadetlerini asla ihmal etme. Aksine artır. Kur'an okumaya bak. Gıdana önem ver. Bunun için gerekiyorsa bir doktorla nasıl bir gıda düzeni gerekeceğini konuş. Hedefinde de bu illetten kurtulmak olsun. Bunu hiç silme hedefinden. Dua etmeyi de ihmal etme.
İnsanın zihninde oluşan şeyler fıtratından kaynaklanan şeyler de olabilir, günlük hayatta görüp izlediklerinden de kaynaklanabilir. Dinimiz fıtrat dinidir. İnsanın bir planlama ile oluşturmadığı zihne takılan sonra da geçip giden şeyler için (onlar cinsellik hatta imana dair şeyler bile olsa) vebal oluşmayacağı hükmü vardır. Yeter ki insan o zihnine gelen şeylerin ardına düşmesin. ZİHİNDEN GELİP GEÇEN bölüm affedilenler arasındadır. Zihne gelenin peşine düşülmesi, ilerletilip projelendirilmesi ise hata/günah dediğimiz şeydir. Biri doğal yapımızın gereği diğeri ise şeytanın ardına düşmenin sonucudur. Bu nedenle: Zihnimizin bu tür fesat oluşturacak şeylerle meşgul olmaması için göz ve kulağa, bir nebze de ele dikkat etmek gerekir. Göz ve kulak koruma altına alındığında sözü edilen bu durumlar en azından asgari düzeye düşer. Özellikle zamanımızda ortaya çıkan göz kirliliğinin geldiği boyut ve oluşturduğu tehlike dikkate alındığında mesele daha iyi anlaşılacaktır. Sözü edilen bu hayaller/takıntılar öncelikle bekâr insanların işidir gibi zannedilse de esasen doğru olan bekâr veya evli herkes için bir sıkıntı olmasıdır. Evli insan da gözünü ve kulağını kollamaması durumunda eşi ile muhabbetinin bitmesi ile sonuçlanabilecek bir bataklığa doğru çekilmiş olabilir. Zikirlerden oluşan bir vird sahibi olmanın böyle bir riskten korunmaya ciddi bir katkısı vardır. Evliliğin geciktirilmemesi ve evliliğin içinin her türlü doldurulması da şarttır.
Bu hususta evli veya bekâr olmanın bir farkı olmaz. Evin bir mahremiyeti vardır. Yani evde birbiri için yabancı durumundaki erkek ve kadının göz teması dâhil kesişmeleri yasağı üzerine kurulu kurallar vardır. O kurallara dikkat edildiğinde misafir olarak girilip çıkılabilir. Bu kurallar için bekâra mahsus olanı da yoktur. Evin kadınına veya kızına karşı dikkatli olmayan kişi evli ve kendi hanımı ile beraber bile olsa Müslüman bir evde misafirliği yatılı veya gündüzlü mümkün olmaz.
Yaşı senden daha ileri olan ama bekâr kalanların evlenememe nedeni nedir sence? Çok duygusal ve yersiz bir gerekçe bulmuşsun kendine. Hayat böyle sıkıntıları ile yaşanır. Dert edecek yerde çare araştır. Pes etme gayret et. Madem imkânın yerinde saç ektir kendine. Bu mantıkla sen evlensen de sürünür kalabilirsin. Dik dur. Allah’a sığın ve yoluna devam et.
Elbette evlenmekten başka kesin bir çözüm olmadığını biliyorsunuzdur. Evlenmeye yönelik şartları biraz daha kolay tutmaya bakın. Bu durumun da sizin için bir imtihan olduğunu da biliyorsunuzdur. Her imtihan dakikası da sizin için bir sevap kaynağı olabilir. Becerip bu imtihanı sevaba dönüştürmelisiniz. Bunun adı da sabırdır. Sabrın bittiği yerde de sabredeceksiniz. Önemli bir husus da şudur: Evet, şehvet elle ayarlanabilir bir nesne değildir ama şehvetin artmasını veya azalmasını bir nebze sağlayabiliriz. Gıda ve görsellik başta olmak üzere, şehveti kışkırtıcı nesneler ve ortamlardan uzak durmaya çalışın. Bunun için de bir kadın hastalıkları uzmanına muhakkak görünün ve size tavsiyelerine kulak verin. Gününüzü dolu dolu geçirin. Yorulmuş olarak akşamlamaya bakın. Hobilerinizi keşfedin, ilerletin. Ve kadınlığınızı zedeleyebilecek aşırılıklardan ebediyen uzak durma dirayetini gösterin. Şüphesiz dua etmeyi unutmayacaksınız. Bir kere üç kere değil sürekli ve her namazın ardından Allah sığındığınız kapı olsun. Size dua ederiz.