Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim yaşım otuz bir oldu. Maddi durumum iyi, evim de arabam da var ama bir türlü evlilik nasip olmadı. Bir kızla konuşup haram işleyerek evlilik yapmak istemiyorum. Annemin bulduğu bir ev kızı istiyorum. Saçlarımı erken yaşta döktüm ve kime gittiysem kapı yüzüme kapandı. Şimdi kafam çok karışık bunu saçıma bağlamaya başladım. Acaba saçım yüzünden mi evlenemiyorum yoksa kısmetim açık olmadığı için mi? Şeytan bana vesvese vermeye başladı. Bana yol gösterin hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Önce tevbe gerçekleşmeli, tevbe! Ebediyen tekrar etmemek üzere tevbe ile temizlenilmelidir. Şu da anlaşılmalı ki, şeytanın şakası yoktur. Bir okyanus suyu bir iğne deliğinden geçirebilir o. Bunu unutmak yok! Sırf bu nedenle o hanımla evlenmeniz gerekmez. Sen ve o tevbenizi edin, bu olayı ebediyen gizleyin. Değil başkalarından kendinizden bile gizleyin. İbadetlerle ve iyi bir mü'min hayatla bunu silmiş olun. Tekrar buluşabileceğiniz ortamlardan uzak kalın. Allah yardımcınız olsun.
Yaşınız evlilik ihtimali olmayan bir yaş değildir. Hiçbir yaş evlenemez hükmü verdiremez insana. Evlilik, kaderdir. Allah'ın kaderidir. Evliliği istemek, günlerce, aylarca, yıllarca bu isteği Rabbine dile getirmek bir ibadettir. Dua ediyor olmak arz talep meselesi olmaktan çok uzak bir kulluk pozisyonudur. Bu pozisyonla iftihar ediniz. Evliliği düşünüyor, istiyor, ihtiyaç duyuyor olmanız tabidir, doğaldır. Bu doğallığı aman şeytanın vesveseleri ile bozmayınız. Sabredin, sabretmeye devam edin. Bu duyguların sizi harama sürüklemesine izin vermeyin. Unutmayın Allah'ın kaderinden umut kesmek de günahlardan bir günahtır. Allah'a emanet olun.
Yaşın “eyvah” denebilecek bir yaş değildir. Daha yolun en başındasın, geç kalman söz konusu değildir. Madem tertemiz ve sorunsuz olmaya ahdettin, bozma bunu. Öyle kal. Meryem gibi kal. Allah için ise asıl gayen, bırak Allah için gerekiyorsa kırk yıl bekâr kal. Kızım, ebediyen zarar görmezsin lekesizlikten. Kader sana öyle güzel nasipler hazırlar ki sen aramakla onları bulamazdın. Şeytan seni sabırsızlıkla yıpratmaya çalışıyor, diren şeytana karşı, dik dur. Allah yardımcın olsun.
Şunu bilesiniz: Siz yaratılmadan önce kaderiniz yazıldı. Eğer Allah size eş yazmadı ise kâinatta bir eş bulmanız mümkün değildir. Eğer Allah size bir eş yazdı ise dağlar birleşir ve siz o eşe kavuşursunuz. Şeytan sizi gereksiz yere yıpratıyor. Ne çevrenize bakın ne de içiniz sizi kemirsin. Rabbinize yönelin. İbadet yapın, çok Kur'an okuyun. Göreceksiniz, Rabbinizin sizi sizden çok daha iyi düşündüğünü anlayacaksınız. Yaşınız henüz çocuk denebilecek bir yaştır. Nereden ürettiniz bu düşünceleri. İnsanların ne dediğine bakmayın kızım. Bir başka husus da bu düşünceleri derinleştirirseniz bu sefer şeytan size haram olan işleri mubah gibi göstermeye yeltenir ve sizi iki yönden helak eder maazallah. Çok dikkatli olun, basiretli davranın. Allah yardımcınız olsun.
Kıymetli kardeşim, sonunda evlilik düşünmediğin bir ilişki bir oyalanmadır ve kötü niyetlidir. Bunun caiz olmadığı gün gibi açıktır. Sonunda evlilik niyeti taşıdığın ilişkilerinin de ciddi bir şekilde sürmesi icap eder ki bu da aileleri devreye sokup görüşmenin kurallarını gözeterek, gerekli istişareleri istişareye ehil kişilerle yaparak ve bu süreci çok uzatmayarak olur. Allah'a kul olma gibi sorumluluğumuz olduğunu unutmadan bir yol yürümemiz gerekiyor. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Devlet sana cezaevi veriyor da bir genç kız mı sana verilmeyecek? Haramla yüzleşme riski taşıdığın dakika evlenmeye karar ver ve evlen. Genç olduğun için hataya düşme ihtimalin muhakkak olur. İstişare et, tefekkür et, sabret, acele etme; iyi bir evlilik yap. Allah mübarek etsin.
bekar konusundaki diğer fetvalar
Elbette evlenmekten başka kesin bir çözüm olmadığını biliyorsunuzdur. Evlenmeye yönelik şartları biraz daha kolay tutmaya bakın. Bu durumun da sizin için bir imtihan olduğunu da biliyorsunuzdur. Her imtihan dakikası da sizin için bir sevap kaynağı olabilir. Becerip bu imtihanı sevaba dönüştürmelisiniz. Bunun adı da sabırdır. Sabrın bittiği yerde de sabredeceksiniz. Önemli bir husus da şudur: Evet, şehvet elle ayarlanabilir bir nesne değildir ama şehvetin artmasını veya azalmasını bir nebze sağlayabiliriz. Gıda ve görsellik başta olmak üzere, şehveti kışkırtıcı nesneler ve ortamlardan uzak durmaya çalışın. Bunun için de bir kadın hastalıkları uzmanına muhakkak görünün ve size tavsiyelerine kulak verin. Gününüzü dolu dolu geçirin. Yorulmuş olarak akşamlamaya bakın. Hobilerinizi keşfedin, ilerletin. Ve kadınlığınızı zedeleyebilecek aşırılıklardan ebediyen uzak durma dirayetini gösterin. Şüphesiz dua etmeyi unutmayacaksınız. Bir kere üç kere değil sürekli ve her namazın ardından Allah sığındığınız kapı olsun. Size dua ederiz.
Dipdiri bir tevbe etmen ve o tevbeyi ölünceye kadar koruman yeterlidir. İbadetlerini yap ve Allah’a yakın olmaya bak. Bugün için senin yapacağın budur. Allah seni muhafaza buyursun.
Bu hususta evli veya bekâr olmanın bir farkı olmaz. Evin bir mahremiyeti vardır. Yani evde birbiri için yabancı durumundaki erkek ve kadının göz teması dâhil kesişmeleri yasağı üzerine kurulu kurallar vardır. O kurallara dikkat edildiğinde misafir olarak girilip çıkılabilir. Bu kurallar için bekâra mahsus olanı da yoktur. Evin kadınına veya kızına karşı dikkatli olmayan kişi evli ve kendi hanımı ile beraber bile olsa Müslüman bir evde misafirliği yatılı veya gündüzlü mümkün olmaz.
İnsanın zihninde oluşan şeyler fıtratından kaynaklanan şeyler de olabilir, günlük hayatta görüp izlediklerinden de kaynaklanabilir. Dinimiz fıtrat dinidir. İnsanın bir planlama ile oluşturmadığı zihne takılan sonra da geçip giden şeyler için (onlar cinsellik hatta imana dair şeyler bile olsa) vebal oluşmayacağı hükmü vardır. Yeter ki insan o zihnine gelen şeylerin ardına düşmesin. ZİHİNDEN GELİP GEÇEN bölüm affedilenler arasındadır. Zihne gelenin peşine düşülmesi, ilerletilip projelendirilmesi ise hata/günah dediğimiz şeydir. Biri doğal yapımızın gereği diğeri ise şeytanın ardına düşmenin sonucudur. Bu nedenle: Zihnimizin bu tür fesat oluşturacak şeylerle meşgul olmaması için göz ve kulağa, bir nebze de ele dikkat etmek gerekir. Göz ve kulak koruma altına alındığında sözü edilen bu durumlar en azından asgari düzeye düşer. Özellikle zamanımızda ortaya çıkan göz kirliliğinin geldiği boyut ve oluşturduğu tehlike dikkate alındığında mesele daha iyi anlaşılacaktır. Sözü edilen bu hayaller/takıntılar öncelikle bekâr insanların işidir gibi zannedilse de esasen doğru olan bekâr veya evli herkes için bir sıkıntı olmasıdır. Evli insan da gözünü ve kulağını kollamaması durumunda eşi ile muhabbetinin bitmesi ile sonuçlanabilecek bir bataklığa doğru çekilmiş olabilir. Zikirlerden oluşan bir vird sahibi olmanın böyle bir riskten korunmaya ciddi bir katkısı vardır. Evliliğin geciktirilmemesi ve evliliğin içinin her türlü doldurulması da şarttır.
Kadının doksan km ve daha fazlası yola mahremsiz çıkmaması meselesi evlilikle alakalı değildir; evli veya bekâr ya da dul olması fetvayı değiştirmez. Türkiye içi veya dışı olması da hükmü değiştirmez. Bir zaruret olmadıkça kadın tek başına uzun yolculuğa çıkmaz.