Fetva Meclisi
Soru
Hocam bekâr bir kadın olarak bazen aşırı cinsel isteğim oluyor. Kendimi tatmin etmediğim zaman ibadet ve zikirlerimde gaflet ve soğuma oluyor ama kendi kendimi tatmin etmemin de günah olduğunu biliyorum. Bu durumda ne yapmam lazım?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, büyük bir musibete düşmüşsünüz. Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Sakın gevşemeyin ve yılmayın. Kural şudur: Ölüm hariç her derdin devası vardır. Doktorların 'yok' demeleriyle yetinmeyin. Farklı uzmanlarla tedaviye devam edin siz. Bu birinci hareket noktanız olsun. İkinci olarak da en büyük hedefiniz, sizdeki sıkıntıyı ikinci bir bayana sıçratmamak olsun. Kendi derdinizle yoğrulun ama ikinci bir insan kıyamet günü sebep olarak sizi göstermesin. Üçüncü olarak, sizdeki bu sıkıntıyı depreştirecek veya azdıracak sebepleri azaltmaya bakın. Şehvetinizi azdıracak yiyecekleri tespit edin, onları azaltın. Gözünüzü kışkırtan çevreyi daraltın. Dördüncü olarak da şunu yapın ki en önemli yatırımınız da bu olabilir: Hayatınızı size yetmeyecek kadar doldurun. Gün otuz saat olsa bile size yetmeyecek gibi olsun. İşi işle kovalayın. Boş saatiniz olmasın. Bu bölüm çok önemlidir. Beşinci olarak size şunu söylemeliyim: Bir kanser hastası düşünün. O hastanın mücadelesi, acıları, ağlamaları nasıl onun için bir sevap kaynağı ise sizin bu hastalıkla mücadelenizi de siz o şekilde bir sevaba dönüştürebilirsiniz. Sakın yılmayın. Yorulmaya razı olmayın. Üşenmeyin. Yoğun dua saatleriniz olsun. On yıl sonra da olsa düzeleceğinize umudunuz olsun. Allah Teâlâ ölüden diri çıkarıyor da size mi şifa vermez? Kültür düzeyinizi, yaşınızı, ailenizin meşgalesini ve benzeri özel dünyanızı tanıtacak bilgi vermediğiniz için size özel aktiviteler tavsiye edemiyorum. Belirttiğiniz boşalma yöntemi bildiğiniz gibi normal durumlarda caiz değildir. Bir haram bulaşma riskinize karşı sizin için caiz olabilir ama iyi bilesiniz ki, öyle bir rahatlamanın da kendine göre sıkıntıları olabilir. Size dua ediyoruz, Allah yardımcınız olsun.
Bir kere eşinizde iman bulunduğunu siz de söylüyorsunuz. Bütün çirkefliğe rağmen biiznillah o dönecektir. Yeter ki siz sabredin ve işi inada dönüştürmeyin. Sık sık her gün aynı tartışmalar hiç bir sonuç getirmez bilakis kötülüğün kökleşmesine sebep olur. Yapacağınız en önemli iş, eşinizin size cinsel bir kilitle kilitlenmesidir. Kendinizi, internetteki kadınlardan daha cazip, daha bakımlı ve çekici yapmaya mecbursunuz. Bunu da lafla ve reklamla yapamazsınız. Bedeninizi kullanın ağzınızı susturun. Gözlerinizin birini kullanmayın, bir kulağınız duymasın. Tartışmaya girmenizin bir yararı olmayacak, boşuna kendinizi yıpratmayın. Eşinizi bir hasta gibi görmeye çalışın. Sizin bedeniniz, onun gözünde vazgeçilemez bir nimet olarak yer edinirse kısa zamanda iyi bir eşle karşılaşabilirsiniz. Unutmayın, onu siz kurtaracaksınız. Onun şifası sizsiniz. Siz de sabır ve gayretle yol alabilirsiniz. Sakın korkmayın, umutsuz olmayın. Bir de dönüş sürecine girdiğinde kalkıp 'biliyor musun...' diye eskiyi hatırlatır sözler kullanmayasınız. Yarayı kaşıttıkça kaybeden siz olacaksınız.
Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Allah’ın mağfiret buyurduğu bir şeyi yeniden tazeletmeyin. Geçmişinize tevbeniz samimi ise o samimiyetin gereği olarak Allah’ın affına güvenmelisiniz. Şeytan sizi bir kere o bataklıkta batmış olarak gördükten sonra yeniden oraya dönmenizi istiyor. Sizi aynı delikten iki kere ısıracak o akrep, aklınızı kullanın. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için yoğun bir gün yaşamanız gerekir. Vaktin size yetmeyeceği işler yapın. Derslere katılın. Sosyal faaliyetlere iştirak edin. Özellikle cinsel hayatınızı daha aktif duruma getirin. Eşinize beklediğinden fazlasını verir duruma gelmeye çalışın. Kitap okuyun. Zikirler yapın. Göreceksiniz, bu gereksiz sıkıntıdan biiznillah kurtulacaksınız. Allah’a emanet olun.
Eşinizden bu konuda net bir tavır ve pişmanlık beklemek hakkınızdır. Yalnız bu konuda eşinizin tavrını dikkate almak zorundasınız. Eğer eşiniz hatasını anlamış ve bu davranışı tamamen bırakmışsa, geçmişe değil, bugüne odaklanmaya çalışmalısınız. Ancak eşiniz bu davranışı hala sürdürüyor ya da bunu küçümsüyorsa, ilişkinizde daha ciddi sorunlar olduğunu kabul etmek gerekebilir. Affetmek, eşinizin davranışını onayladığınız anlamına gelmez. Aksine, affetmek daha çok sizin ruh sağlığınız için gerekli olduğunu kendinize hatırlatın. Affedemediğiniz sürece, bu olayın ağırlığını sürekli üzerinizde taşımış olursunuz. Affetmek zaman alabilir; bu konuda aceleci olmayın, ancak affetmenin yollarını arayın. Evliliğinizin sadece bu olaydan ibaret olmadığını, yıllar içinde paylaştığınız güzel anların da olduğunu hatırlayın. Kendinize ve ailevi ilişkinize yatırım yapın. Bunun için de kocanızla birlikte güzel zaman geçirmeye, ilişkinizi güçlendirecek aktivitelerde bulunmaya çalışın. Birbirinize daha çok vakit ayırarak sevgi ve güven bağınızı yeniden inşa etmeye çalışabilirsiniz. Özetle evlilikler zaman zaman sınanır. Ancak bu süreçleri aşmak hem sizin hem de eşinizin çabasıyla mümkün olabilir. Eşinizin hatasını düzeltmek için çaba gösterip göstermediği ve sizin bu olayı aşmak için istekli olup olmadığınız, ilişkinizin geleceğini belirleyecektir. Allah’tan yardım ve kolaylık dileyerek sabır ve hikmetle hareket edin.
Aleykümselam. Bir kere, meselenin doktorluk tarafını muhakkak çözün. Tıbbın imkânlarını değerlendirin. İkinci olarak da, eşinizle, çocuklarınızla ve yakın çevrenizle alakalı ortamı yenileyin. Kendinizi meşguliyetleriniz, ilgi alanlarınız, dost çevreniz olarak yenilemeniz gerekir. Üçüncü olarak da duayı ihmal etmemelisiniz. Namazlardan sonra, özel vakitlerde dualar edin. Kur'an okuyun, zikir yapın. Muhakkak bir ilim meclisine katılmalısınız. Hayat budur, herkesin bir imtihanı olacak. Allah Teâlâ da kimin ne kadar imtihan kazandığını görecek. Allah Teâlâ sabır ve sebatınızı artırsın.
Siz eşinizi koruyup yönlendiremezsiniz, boşuna emek vermeyin. Siz Allah’ı koruyun Allah da sizi korktuklarınızdan korusun. Bu iş böyledir. Rakipleriniz bir veya bin değil ki, nasıl baş edeceksiniz? En iyisi siz Rabbinize yönelin. Bunun için size tavsiyem şudur: Eşinizi kontrol altında tutmayı bir mücadele tarzı olarak benimsemeyin. Kendinize iyi bakın. Eşinizin cazip bulduğu renkleri giyinin, onun hoşuna giden parfümü kullanın. Onun sevdiği yemeklerle ilgilenin. Eşinizle siz bu konuları tartıştıkça onu başkalarına ittiğinizi iyi bilin. Emreden, açık sözlerle yönlendirmeye çalışan, sürekli tenkit eden kadın itici kadındır. Bunlar da sizin can noktalarınızdır. Cinsel ilişkinizin uzun soluklu olmasına gayret edin. Gerekiyorsa bir ilişkiyi bir saat gibi uzun tutmaya gayret edin. Eşiniz beceremese bile siz becermeye çalışın. Eşinizle kadın dünyasını konuşmak veya ikaz etmek yerine onu takvaya çekecek ibadetlere yönlendirin. Kur'an okumasını, camiye gitmesini, oruç tutmasını, kitap okuyup sohbet dinlemesini önermeye çalışın. Ve sabredin. Bu dünya savaşını sabredenler kazanacak. Sadece sabredenler… Gerisi toptan kaybedenlerden olacak. Bunu unutmayın.
bekar konusundaki diğer fetvalar
Yaşı senden daha ileri olan ama bekâr kalanların evlenememe nedeni nedir sence? Çok duygusal ve yersiz bir gerekçe bulmuşsun kendine. Hayat böyle sıkıntıları ile yaşanır. Dert edecek yerde çare araştır. Pes etme gayret et. Madem imkânın yerinde saç ektir kendine. Bu mantıkla sen evlensen de sürünür kalabilirsin. Dik dur. Allah’a sığın ve yoluna devam et.
Dipdiri bir tevbe etmen ve o tevbeyi ölünceye kadar koruman yeterlidir. İbadetlerini yap ve Allah’a yakın olmaya bak. Bugün için senin yapacağın budur. Allah seni muhafaza buyursun.
Şunu bilesiniz: Siz yaratılmadan önce kaderiniz yazıldı. Eğer Allah size eş yazmadı ise kâinatta bir eş bulmanız mümkün değildir. Eğer Allah size bir eş yazdı ise dağlar birleşir ve siz o eşe kavuşursunuz. Şeytan sizi gereksiz yere yıpratıyor. Ne çevrenize bakın ne de içiniz sizi kemirsin. Rabbinize yönelin. İbadet yapın, çok Kur'an okuyun. Göreceksiniz, Rabbinizin sizi sizden çok daha iyi düşündüğünü anlayacaksınız. Yaşınız henüz çocuk denebilecek bir yaştır. Nereden ürettiniz bu düşünceleri. İnsanların ne dediğine bakmayın kızım. Bir başka husus da bu düşünceleri derinleştirirseniz bu sefer şeytan size haram olan işleri mubah gibi göstermeye yeltenir ve sizi iki yönden helak eder maazallah. Çok dikkatli olun, basiretli davranın. Allah yardımcınız olsun.
Bu hususta evli veya bekâr olmanın bir farkı olmaz. Evin bir mahremiyeti vardır. Yani evde birbiri için yabancı durumundaki erkek ve kadının göz teması dâhil kesişmeleri yasağı üzerine kurulu kurallar vardır. O kurallara dikkat edildiğinde misafir olarak girilip çıkılabilir. Bu kurallar için bekâra mahsus olanı da yoktur. Evin kadınına veya kızına karşı dikkatli olmayan kişi evli ve kendi hanımı ile beraber bile olsa Müslüman bir evde misafirliği yatılı veya gündüzlü mümkün olmaz.
İnsanın zihninde oluşan şeyler fıtratından kaynaklanan şeyler de olabilir, günlük hayatta görüp izlediklerinden de kaynaklanabilir. Dinimiz fıtrat dinidir. İnsanın bir planlama ile oluşturmadığı zihne takılan sonra da geçip giden şeyler için (onlar cinsellik hatta imana dair şeyler bile olsa) vebal oluşmayacağı hükmü vardır. Yeter ki insan o zihnine gelen şeylerin ardına düşmesin. ZİHİNDEN GELİP GEÇEN bölüm affedilenler arasındadır. Zihne gelenin peşine düşülmesi, ilerletilip projelendirilmesi ise hata/günah dediğimiz şeydir. Biri doğal yapımızın gereği diğeri ise şeytanın ardına düşmenin sonucudur. Bu nedenle: Zihnimizin bu tür fesat oluşturacak şeylerle meşgul olmaması için göz ve kulağa, bir nebze de ele dikkat etmek gerekir. Göz ve kulak koruma altına alındığında sözü edilen bu durumlar en azından asgari düzeye düşer. Özellikle zamanımızda ortaya çıkan göz kirliliğinin geldiği boyut ve oluşturduğu tehlike dikkate alındığında mesele daha iyi anlaşılacaktır. Sözü edilen bu hayaller/takıntılar öncelikle bekâr insanların işidir gibi zannedilse de esasen doğru olan bekâr veya evli herkes için bir sıkıntı olmasıdır. Evli insan da gözünü ve kulağını kollamaması durumunda eşi ile muhabbetinin bitmesi ile sonuçlanabilecek bir bataklığa doğru çekilmiş olabilir. Zikirlerden oluşan bir vird sahibi olmanın böyle bir riskten korunmaya ciddi bir katkısı vardır. Evliliğin geciktirilmemesi ve evliliğin içinin her türlü doldurulması da şarttır.
Kadının doksan km ve daha fazlası yola mahremsiz çıkmaması meselesi evlilikle alakalı değildir; evli veya bekâr ya da dul olması fetvayı değiştirmez. Türkiye içi veya dışı olması da hükmü değiştirmez. Bir zaruret olmadıkça kadın tek başına uzun yolculuğa çıkmaz.