Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Muhterem hocam, yaşanmış bir olayı anlatarak sorularımı sormak istiyorum. Bir gün eşim ve çocuklarımla evimde otururken eşimin telefonu çaldı. Arayan eşimin kız kardeşinin kocasıydı, yani eniştesi. Eşimin kız kardeşi zaman zaman eşimi eniştesinin telefondan arayıp görüşme yapıyordu. Eşim yine kardeşimdir diye düşünerek telefonu açtığında eniştesi olduğunu anlıyor ama telefonu da kapatamıyor. Eniştesi zaruretten sayılmayacak bir kaç şeyle ilgili konuşuyor, eşim gerektiğinde kendisine cevap veriyor. Konuşma esnasında karşı taraf benim evde olduğumdan haberdar oluyor. Telefon konuşması bitiyor ve her şey işte o zaman başlıyor. Ben bu durumu garipsiyorum. Niye yani havadan sudan sayılabilecek bir mesele için eşimin telefonundan aramıştı. Her zaman olduğu gibi karısı da arayabilirdi. Ya da karısı yanındaysa telefonu kardeşine veriyorum diyebilirdi. Daha sonradan bu konuşmayı yaparken bacanağımın yalnız olduğunu öğrendik. Eşine güvenen biriyim ama benim öfkem, sinirim onları da üzdü. Bunlarla bir iki kez ziyarete gidip gelmişliğimiz oldu. Bir arada oturduk, yemek yedik, çay içtik. Haremlik selamlık bizde aileden insanların olduğu ortamlarla olmuyor. Bacanak kötü insan değil lakin bayanlarla sanki kadın kadınaymış gibi konuşabilen biri. Bunu normal kabul ediyor. Ben ise tam tersiyim. Eşi teyzemin kızı olmasına rağmen bize geldiklerinde "hoş geldiniz" dışında bir konuşmam olmaz. Ben kimsenin niyetini bilemem, iyi niyetli olduğunu düşünsem bile bana bu arama çok ters, yanlış geldi. Kızdım, öfkelendim, bağırdım, çağırdım, iki gün geçti. Gündüzleri iyiyim, akşam sinirlerim tepeme çıkıyor. Yorganı yastığı alıp salondaki salonda kanepede yatıyorum. Eşim yatsı namazı kılıyor koridorda. O kadar sinirliyim ki iterek namazdan çıkardım eşimi namazdan (Allah beni affetsin) ve ara dedim, ara kardeşini de sor niye kocası aramış seni. Ararım dedi, aradı. "Geçen akşam niye enişte beni aradı, sor bakalım niye aramış." dedi kardeşine. Kardeşi "Kız o beni yan odada diye aramıştır." dedi. Eşim: "Benim aile huzurum bozuldu, bir daha bizi arayıp rahatsız etmeyin." dedi ağlayarak telefonu kapattı. 17 yıldır evliyiz, bu insanlarla daha önce böyle bir şey yaşamıştık. Eşim bana göre daha sakin biri. "Bilmiyorum niye aradı, illa kötü niyetle olmayabilir" diyor. Bense bunun normal olduğunu düşünmemelisin, bu normal değil. Sen benim başka bir kadını numarasından arayıp görüştüğümü gördün mü dedim. Aramam çünkü iyi niyetli de arasa bir defa araması yanlış diye düşünüyorum. Arayacaksa beni arayabilirdi. Ben bu insanlarla artık ilişkimi kopardım. Hocam sorularım şunlar:1. Sizce bu olayda kim haklı kim haksız? Benim tepkim sizce aşırı mı? Bu olay normal mi? Bu olayı yorumlayabilir misiniz?2. Bundan sonra ben ne yapmalıyım?3. Akraba diye geliş gidiş yaptık diye insanların birbirlerinin hanımlarını cebinden arayıp zaruretten sayılamayacak şeylerden konuşabileceklerini düşünmeleri, hatta da bunu yapmaları nasıl değerlendirilebilir? Hoş karşılanabilir mi?4. Halvetle ilgili sitedeki tüm cevaplarınızı okudum hocam. Toplumumuzda maalesef bu konuya gereken önem verilmiyor. Kadınlı erkekli oturmalar, çok rahat konuşmalar vs. Ne yapmalıyız? Bu çarkın içinden kurtulmanın bir yolu var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Yavrum, sana Allah'tan güzel sabırlar diliyorum. Başına dağ düşmüş bir insan gibisin; tam anlamıyla bir afettir bu. Sen de, Allah'tan korkmanın bir gençte ne kadar mübarek olduğunu belgeleyen bir belge olmuşsun; seni tebrik ederim. İnşaallah bu sabrının ve mü'mince tavrının karşılığını cennet olarak bulursun. Aman dikkat et, devamı da iyi gelsin. Sana bilmemiş ol bu sahneleri diyemeyeceğim. Ben bile bu halimle annene buğuz ettim de sen bir evlat olarak elbette içine taş gömeceksin. 'Unut' diyemem; ama 'terk et' derim. Bu terk de şöyle olmalıdır: Sen yavaş yavaş kendi yuvana doğru çekilmeye başla. Ondan sonra da zorunlu olanları kadar ve dışa karşı sır vermeyecek bir siyasetle annene karşı annelik görevlerini yap. Bu birinci görevin olsun. İkinci olarak da, onun üzerindeki izleyici gözlerini hiç eksik etme. Yaptığına cevap da verme, izlemeyi de kaldırma ki aynı hataya tekrar dönmesin. Üçüncü olarak da, on kere ölsen ve on birinciye dirilip bu dünyaya yeniden gelsen bile bu olayı KİMSEYE ANLATMA! Hiç kimseye! Hatta kendine bile yani sana bile anlatma!Seni tekrar tebrik ediyorum. Bu güzel tavrından ötürü sana dualar ediyorum. Arş'ın gölgesinde koltuğun olsun sevgili kardeşim!
Selamünaleyküm. Bir kere büyük bir felaketi ucuz atlatmışsınız. Yıkılmak üzereyken aileniz ayakta kalmış. Buna şükredin. Bunun dışındaki gelişmeleri yok sayın. Başka türlü yılan beslemiş olursunuz. Yapabileceğiniz en iyi şey, eşinizin dışındaki herkesi yok saymaktır ancak öyle huzur bulabilirsiniz. Bir kulağınızı, bir gözünüzü kapatın, duymayın, görmeyin. Bu hayat başka türlü çekilmez. Eşinizin bu duruma gelmesi yani düzelmesi büyük nimet, o nimetin kıymetini bilin. Allah sabırlar versin size.
Selamünaleyküm. Yangının ortasında kalmışsın. - Aman sonra üzüleceğin bir söz söyleme, yanlış yapma. İşi bu noktaya sen getirmedin, iki dağın arasında kalmışsın. - İki taraftan birine, öbürünün aleyhine destek olma. İki tarafa da mavi boncuk dağıt. Kısacası sen kendini kurtar. - Eşinin bu durumda senden zulüm görmemesi gerekiyor; onu korumak senin vazifen. Korurken de şımartmaman şarttır. Yani ona zulmedilmesin, hata ediyorsa hatasını düzeltsin. - Yangın mahallinde bulunman, alevleri büyütüyorsa uzak dur. - Çok sabret, sabret, sabret... Allah yardımcın olsun. Umarım iyi haberlerle dönersin.
Selamünaleyküm. Yavrum, sana Allah'tan güzel sabırlar diliyorum. Başına dağ düşmüş bir insan gibisin; tam anlamıyla bir afettir bu. Sen de, Allah'tan korkmanın bir gençte ne kadar mübarek olduğunu belgeleyen bir belge olmuşsun; seni tebrik ederim. İnşaallah bu sabrının ve mü'mince tavrının karşılığını cennet olarak bulursun. Aman dikkat et, devamı da iyi gelsin. Sana bilmemiş ol bu sahneleri diyemeyeceğim. Ben bile bu halimle annene buğz ettim de sen bir evlat olarak elbette içine taş gömeceksin. 'Unut' diyemem ama 'terk et' derim. Bu terk de şöyle olmalıdır: Sen yavaş yavaş kendi yuvana doğru çekilmeye başla. Ondan sonra da zorunlu olanları kadar ve dışa karşı sır vermeyecek bir siyasetle annene karşı annelik görevlerini yap. Bu birinci görevin olsun. İkinci olarak da, onun üzerindeki izleyici gözlerini hiç eksik etme. Yaptığına cevap da verme, izlemeyi de kaldırma ki aynı hataya tekrar dönmesin. Üçüncü olarak da, on kere ölsen ve on birinciye dirilip bu dünyaya yeniden gelsen bile bu olayı KİMSEYE ANLATMA! Hiç kimseye! Hatta kendine bile yani sana bile anlatma! Seni tekrar tebrik ediyorum. Bu güzel tavrından ötürü sana dualar ediyorum. Arş'ın gölgesinde koltuğun olsun sevgili Yavrum.
Selamünaleyküm. Allah size yardım etsin. Çağımızın evlerimize akıttığı fitnelerden biridir bu. Siz, üzerinize düşeni yerine getirin, ateşe odun taşıyan olmayın; kendi düşene ağlanmaz.
Selamünaleyküm. Sizi tebrik ederim. Eşinizi de özellikle tebrik ederim. Ona selamlarımı ve dualarımı iletin lütfen. Allah, yaptığınızı kabul buyursun. Şeytanı delirtmiş siniz Bundan sonra yapmanız gereken bir şey yoktur; hiçbir şey olmamış gibi ilişkilerinizi sürdürün, kayınvalidenizi arayın, konuşun, dua edin, dua isteyin. Hiçbir şey olmamış gibi! Geri dönmesi gereken siz değilsiniz, onlar akıllarını başlarına alsınlar. 13 yaşında bir çocuk, buluğ çağı inceliklerine yaklaşmış bir çocuktur. Onun yanında bedeninizin ayrıntıları belli olacak şekilde bulunmayın, evin başka bir odasında bulunsun eşiniz evde yokken. Sizi tekrar ve tekrar tebrik ederim. Cihat denen ne ise onu yapmışsınız. Sizi tebrik etmeye gelmek isterdim. Allah yuvanızı bahtiyar etsin. Yeriniz cennet olsun. Salih ve saliha çocuklarla yaşayasınız. Eşinize de selam ve duamı iletiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Yüz, yastığa gelecek şekilde yatmak mekruhtur. Zaruret olmadıkça yatılmaması gerekir.
Selamünaleyküm. Sahih de olsa hadisi inkâr eden için küfür damgası kullanmayız ama onun hakkında iyi şeyler de düşünmeyiz. Bidat, küfre düşüren bir bidat değilse eğer sahibi onu sürekli yapsa da imandan çıkarır diyemeyiz. Küfre sayılan bir bidat ise bir kereliğine de olsa sahibini imandan çıkarır.
Selamünaleyküm. Kedinin ticaretinde sıkıntı yoktur. Bekçi, çoban ve av için olmayan köpeğin ise ticareti sakıncalıdır. O bölümünü yapmayın.
Selamünaleyküm. Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî ve İbni Mace'nin rivayet ettiği bir hadiste: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Müslüman'ın kâfire mirasçı olamayacağını bildirmektedir. Din farkı iki taraf için de mirasa manidir.
Selamünaleyküm. Tebliğ, yanlışı düzeltmek, iyiyi yaymak içindir. Her yerde her zaman yapılır ama mü'min kimliği zedeleyecek şekilde yapılmaz.
Selamünaleyküm. Elbette, insan namaz kıldığı hâlde yanlışlar da yapabilir ama bunu günlük iş durumunda getirmez. Bir kere sokulduğu delikten bir daha sokulmaz Müslüman. Tevbe eder, aslına döner.