Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Hocam durumumu nasıl izah edeceğim bilemiyorum ama bildiğim şu ki şeytan beni kıskacına almış bir vaziyette, üzerimde ailem üzerinden oyunlar oynuyor bana. Hocam 24 yaşında, bekâr, 3 erkek kardeşiz. Annem babam sağ, annem 43, babam 49 yaşında. Babam bildim bileli içki müptelası bir insan. Annemse 5 vakit namaz kılan birisi. Bundan 10 yıl önce kadar annemi evde telefonla bir erkekle özel bir muhabbet dâhilinde konuşurken yakaladım. Çok sinirlendim bağırdım çağırdım ortalığı yıktım daha 14 yaşındaydım. Neden bunu yaptın diye sorduğumda babanın ilgisizliği beni böyle yaptı dedi. Hocam aradan yaklaşık 9 sene geçti, yani geçen sene yine bir yabancı numaranın annemi aradığını fark ettim ve telefonu açtım karşı taraf hemen meşgule aldı ve teli kapattı. Bu durum karşısında annemin gözlerinde hareketlerinden ve telaşlı eli titreyen halinden anladım ki yine başıma böyle bir vakıa geldi. Aradan 1 yıl geçti yani tam olarak dün eve girdim odayı açtığımda annemin elinde telefon ve onun yanında kendi resmi. Ver dedim telefonu, mesajlara girdim, annem kendi resmini telefonuyla çekip bir erkeğe göndermiş. Nasıl sinir oldum nasıl deliye döndüm anlatamam hocam. Ben 24 yaşında bir erkeğim. Bunu bir türlü hazmedemiyorum, artık intihar etmeyi bile düşündüm bugün. Ama böyle bir harama girerek hem dünyamı hem de ahiretimi mahvetmek istemiyorum. O resmini çekip gönderdiğin kişi kim dediğimde, televizyona numarasını bırakan arkadaş arama kanalından buldum dedi. Bağırdım çağırdım evi yıktım, ona vurmamak için evde kendi dolabımı yumruklarımla param parça ettim. Annem ayaklarıma kapandı, elimi öpmeye kalktı, yalvardı. Ne olur affet beni dedi, şeytana uydum boşlukta bulundum dedi. Ama bu kaçıncı kez oldu ve benim gördüğüm sadece 3 tane vakıa idi. Kim bilir belki de benim bilmediğim 10 kere olmuştur. Yalnızca telefondan mesajlaştığını ve hiçbiriyle görüşmediğini söyledi, yemin et dedim vallahi dedi. Hocam çok zor durumdayım, sizden en başta duanızı ve sonrasında bu konudaki hassas tavsiyelerinizi bekliyorum. Üzerimde her ne kadar analık hakkı olmuş olsa bile, böyle bir hadise karşısında anneme bu saatten sonra halen itaat edip analık hakkını gözetmem gerekir mi? Yoksa ona karşı buğz etmeli miyim? Bugün sabah işe giderken ona tek söz söyledim. Dedim hayatım boyunca senden hep şüphe duyarak yaşayacağım. Ne yaparsan yap artık sana asla güvenmeyeceğim. Eğer ki içimde Allah korkusu olmasaydı (hâşâ) eğer ki ben Nureddin hocanın Anne Baba Hakkı sohbetini dinlememiş olsaydım, vay o zaman senin haline şeytan kadın vay o zaman senin haline. Seni o zaman elimden ancak Allah kurtarırdı. Hocam size özetle sormak istediğim şu: O onun kendi şahsi günahıdır, hesabını Allah'a mahşer günü kendisi verecektir. Bu nedenle benim ona karşı bu durumda yalnızca emri bil maruf etmem ona dua etmem ve ona bu konuda hassas olduğumu söylemem mi gerekir? Yoksa ne yapmam gerekir? Hocam başınızı ağrıttım belki de gözlerinizin yorulmasına ve zihninizin daralmasına sebep oldum. Hakkınızı helal edin.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Yavrum, sana Allah'tan güzel sabırlar diliyorum. Başına dağ düşmüş bir insan gibisin; tam anlamıyla bir afettir bu. Sen de, Allah'tan korkmanın bir gençte ne kadar mübarek olduğunu belgeleyen bir belge olmuşsun; seni tebrik ederim. İnşaallah bu sabrının ve mü'mince tavrının karşılığını cennet olarak bulursun. Aman dikkat et, devamı da iyi gelsin. Sana bilmemiş ol bu sahneleri diyemeyeceğim. Ben bile bu halimle annene buğuz ettim de sen bir evlat olarak elbette içine taş gömeceksin. 'Unut' diyemem; ama 'terk et' derim. Bu terk de şöyle olmalıdır: Sen yavaş yavaş kendi yuvana doğru çekilmeye başla. Ondan sonra da zorunlu olanları kadar ve dışa karşı sır vermeyecek bir siyasetle annene karşı annelik görevlerini yap. Bu birinci görevin olsun. İkinci olarak da, onun üzerindeki izleyici gözlerini hiç eksik etme. Yaptığına cevap da verme, izlemeyi de kaldırma ki aynı hataya tekrar dönmesin. Üçüncü olarak da, on kere ölsen ve on birinciye dirilip bu dünyaya yeniden gelsen bile bu olayı KİMSEYE ANLATMA! Hiç kimseye! Hatta kendine bile yani sana bile anlatma!Seni tekrar tebrik ediyorum. Bu güzel tavrından ötürü sana dualar ediyorum. Arş'ın gölgesinde koltuğun olsun sevgili kardeşim!
Selamünaleyküm. Yangının ortasında kalmışsın. - Aman sonra üzüleceğin bir söz söyleme, yanlış yapma. İşi bu noktaya sen getirmedin, iki dağın arasında kalmışsın. - İki taraftan birine, öbürünün aleyhine destek olma. İki tarafa da mavi boncuk dağıt. Kısacası sen kendini kurtar. - Eşinin bu durumda senden zulüm görmemesi gerekiyor; onu korumak senin vazifen. Korurken de şımartmaman şarttır. Yani ona zulmedilmesin, hata ediyorsa hatasını düzeltsin. - Yangın mahallinde bulunman, alevleri büyütüyorsa uzak dur. - Çok sabret, sabret, sabret... Allah yardımcın olsun. Umarım iyi haberlerle dönersin.
Selamünaleyküm. Bu hususta siz haklısınız ama mikrop sizin elinizden üremiş; neden haremlik selamlık üzere olmadınız? Bu size ders olmalıdır. Şeriat'ımızın titizlikleri bizim içindir. Biz dikkat etmeye mecburuz. Anlattığınız kadarı ile meseleyi daha fazla büyütmeniz gerekmez ama belli bir mesafe koyarak tavır göstermeniz de uygun olur. Bir aile kavgasına dönüştürürseniz o da aşırılık olur. Allah Teâlâ hepimizi mağfiret buyursun.
Selamünaleyküm. Zina veya benzeri bir günahı işlemek bir hatadır. Daha sonra Allah'ın lütfu ile tövbe edip kurtulduktan sonra eski hataya takılıp kalmak da bir hatadır.Siz ikinci hatayı işliyorsunuz. Böylece şeytan sizi, ilerlemekten alıkoyuyor. Eğer tövbenizde samimiyseniz, Allah katında silinmiştir o günah. Allah’ın sildiğini sizin irdeleyip durmanızın ne anlamı var? Acilen tövbenizi pratiğe dökmeniz gerekiyor.
Selamünaleyküm.Dinimize göre, nikâhlanan bir kadının üzerinde söz hakkı baba ve anneden kocaya geçer. Onların sizden beklentilerine cevap vermeniz şart değildir. Nezaketinizi bozmadan ilişkilerinizi seviyeli şekilde devam ettirin. Acele etmenize gerek yok. Dünya evden, koltuktan ibaret değil ki?
Yaşadıkların hatalarına keffaret olsun. Zor bir imtihanın cenderesinden geçmişsin. Kişi anne babasını da karakterlerini de seçemiyor. İmtihan bu işte. Şu an birinci derede sorumluluk alanınla ilgilenmek zorundasın. O da eşin ve çocukların. Geçmişte yaşadığın travmatik olayların baskısından kendini kurtarmak için şu an babanı yaşam dünyadan çıkarmalısın. Baban çok hasta ve özellikle senin bakımına ihtiyaç duyarsa zaman zaman ilgilenirsin. Hayatını kişisel egoları üzerine kurmuş çevresindekileri kendisine hizmet etmeye yükümlü gören narsist kişilikli babaların beddualarının Allah katında hiçbir karşılığı yoktur. Ama şu an küsmeden irtibatını beklemeye almalısın. Kocanı mutlu etmek, yuvana neşe katmak, çocuğunu yetiştirmek gibi ulvi bir görevin var. Bunu ihmal etme. Motivasyonunu arttırmak için de günlük Kur'an okumayı kendine vazife bilmelisin. Bir yandan da müslüman hanımefendi olarak kendini yetiştir. Bu konuda hocamızın, "Kadın Fıkıh Okulu ve Medâric Yürüyüşü" derslerini bir talebe edasıyla takip etmeni tavsiye ederim.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Daha da kötü olsa bile o, sizin babanızdır; katlanacaksınız, dayanacaksınız, sabrecek ve kazanacaksınız. Onu atamazsınız, kovamazsınız. Annenizle veya onun kardeşleri ile olan tartışmalarına da katılmayın. Siz, ondan yana olun ve herkesin hakkını bilin. Camide namaz ne için kılıyorsanız, namazın karşılığını kimden bekliyorsanız, babanızla da O'nun için ilgilenin ve O'ndan karşılığını bekleyin. Bu sizin cihadınızdır. Sabredin, yorulmayın, bıkmayın, erkenci olmayın. Her türlü beşeri isteğini dayanılabilirlik oranında yerine getirin. Zulüm olanını yapmayın, onu yapmazken de nazik olun.
Selamünaleyküm. Şöyle bir yaşama programınız olsun: 1- Mü'min olduğunuzu unutmayın; her şeyi imana göre hesap edin. Kâr zarar anlayışınızda ölçünüz iman olsun. 2- İlk kırmızıçizginiz haramlar olsun; haram olan şeyden kaçının. Olur, da bir haram işlerseniz hemen istiğfar edin, tövbe ile önünüzü açın. 3- İkinci kırmızıçizgin, farzları aksatmamak olsun; Allah Teâlâ neyi farz olarak emretti ise onu yapın. Yapamadığınız farz olursa onu hemen kaza edin, istiğfar edin ve önünüzdeki barikatı kaldırmış olun. 4- Üçüncü çalışma alanınız nafileler olsun; GÜCÜNÜZ VE KABİLİYETİNİZ sınırları içinde olan nafileleri yapın. Hiçbir nafile sizin, birinci ve ikinci kırmızıçizginizi aşma nedeniniz olmasın sakın. Hiçbir nafileyi de basit görmeyin. Basit görmemenin yanında bir nafileyi, İslam'ın bütün olarak da görme aşırılığı göstermeyin. 5- İlim, bu nafilelerden biri olabilir. Farz olan ilim alındıktan sonra elde edilecek ilim nafiledir. Kabiliyetiniz hangi alanda ise o alanda kendinizi geliştirin. Gelişi güzel kitap okumayın. Kitaplar gıda veren yiyecekler gibidir; içinde domuz gibi haram olanı da bulunabilir. Helalini seçmek senin görevindir. 6- İlk üç maddenin dışındaki işler için FITRATINIZI ZORLAMAYIN, KABİLİYETİNİZLE SÜRTÜŞMEYİN; doğal olun, doğal yöntemlerle ilerlemeye çalışın. Mesela evlilik, bir doğallıktır. Onu yok saymayın. Yeme içme bir doğallıktır. Onu yok saymayın. Ne yemeğe tapının ne de onu yok sayın; mutedil ve ahenkli bir yürüyüşünüz olmalıdır. 7- Şunu, adınız soyadınız gibi bilin, inanın, tatbik edin: Bu hayat imtihanını ancak ve ancak, sabrı sonuna kadar kullananlar kazanacaklardır. Sabrın da sonu yoktur. Sabırlı olun, acele etmeyin. Yılmayın, yorulduğunuza inanmayın. 8- Bütün bu uygulamalarda bir müsteşarınız bulunsun; hayat, sizin bu yaşınızdaki birikimle kaldırılabilecek bir yük değildir. Sizden önce sizin yaşadıklarınızı yaşamış, Allah'tan korkan, Kur'an bilen ve bildiği ile amel eden müsteşarlarınız olsun. Onlarla ve onunla belli zaman aralıkları ile oturup istişare edin; günü birlik değilse de mevsim mevsim genel gidişatınızı istişare edin. Verdikleri yöne yönlenin. Bunu da sevap beklediğiniz bir iş olarak yapın. 9- Bulunduğunuz kuruma tapınmayın, diplomasını putlaştırmayın. 10- Namaz kadar, oruç kadar, KİMİNLE ARKADAŞ OLDUĞUNUZU kontrol edin. Mesela müsteşarınıza giderken, arkadaş dokümanınızla gidin. Doktora tahlil sonuçları ile gidildiği gibi bir durumdur bu. Siz, ne isterseniz isteyin, ne yaparsanız yapın arkadaş çevrenizden daha iyisi olamazsınız. Çöplükte gül olarak açamazsınız. Betonda büyümüş ağaç olamazsınız. Bu maddeye dikkat edin. Bir de bu ağabeyinize pek çok dua edin lütfen. Size muvaffakıyetler dilerim, iyi gelişmelerini bildirmeni isterim.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ sizi emellerinize kavuştursun, kalbinizi huzur ile doldursun. Çocuklarınızı İHL vermenizi tavsiye ederim. Başka bir alternatifiniz de yoktur zaten. Şu kadar ki, İHL vermeniz, elinizi kollunuzu sallayabileceğiniz bir rahatlık nedeniniz olursa pişman olabilirsiniz. İHL, diğer okullar gibidir; muhakkak takviye edeceksiniz dışarıdan. Her gün olmasa da haftada bir ahlâki gidişatını, bilgi birikimini, arkadaş çevresini kontrol edeceksiniz. Öğretmenlerine, çocuğunuzu takip ettiğinizi hissettireceksiniz. Gayet esefle beyan etmeliyim ki, bugün gelinen noktada İHLiseleri, DIŞI SENİ İÇİ BENİ YAKAN duruma gelmiştir. Korkarım çok geçmez mü'minler, çocuklarını İHL'den korumaya çalışacaklardır. Maaşını bile dert etmeyecek kadar vurdumduymaz bir eğitim kadrosu ile ne kadar imamlık eğitimi verilebileceğini merak ediyorum doğrusu. Bu sorun hepimizin sorunudur; çocuklarımızı İHL'ne salmayı, üzerimize düşeni yapmak olarak anlayınca bu kadar oluyor. Bir anne ve bir baba, kendisi ya da çocuğu ölmeden mesuliyetten kurtulamayacağını, öğretmenin, hocanın 'elin çocuğunu okutan biri' olacağını bilmelidir. Çocuklar, bizim cennet veya cehennemimizdirler. Babalar ve anneler, çocuklarını hangi okula veriyorlarsa kendilerini de adeta o okula vermelidirler. Öğretmen kadrosu, devletten çok vatandaştan çekinmelidir ki, meleklerin yardımını hak edeceğimiz bir iş yapmış olalım. Lütfen dualaşalım; bize dua edin, biz size dua edelim. Yavrularımızı, ümmetimizin yüzünü güldürecek büyüklerden biri olacak şekilde yetiştirelim. Bizim Kudüs’ümüz de budur. Davamız budur. Cihadımız budur. Lütfen çok dua edin.
Selamünaleyküm. Evet, evinizde mahreminiz olmayan birinin bulunmamasını istemek dinen hakkınızdır. Ne var ki siz, ikinci evliliğinizi yaptınız ve aile sıkıntısı çekmiş bulunuyorsunuz. Bu durumu, irdelemeniz hâlinde bir facia daha yaşayabilirsiniz. Çok dikkatli olmak zorundasınız. Engelleyemezseniz, ilkeli ve dikkatli olmalarını sağlamaya çalışın.
Selamünaleyküm. Sizin nişanlınızın oraya gelmenizi, babanıza verilmiş nikâh kıydırma vekâleti olarak görmüş olabilir. Babanız da evet deyince nikâh akdedilmiş saymıştır ki, böylesi mümkündür. Siz orada itiraz etse idiniz sorun olurdu.
Selamünaleyküm. Peşin fiyatına indirim yapılması, taksitli fiyatın pahalı olması faiz değildir.