Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Hocam benim sorum ailevi bir mesele ile ilgili. Babam 1961 doğumlu, çok sinirli, asabi biri. Elimizden geldiği kadar sakin tutmaya çalışıyoruz. Zamanında dedeme çok eziyetler yaptı. Dedem 2001’de vefat etti. Evde sürekli huzursuzluk yapıyor. Amcamla halamla görüşmemizi istemiyor, onları çekemiyor diyeyim. Şimdi belinde, prostattan, fıtıktan ameliyat oldu doktorlar çalışması gerektiğini söylüyor. Ameliyatı bahane ediyor psikologa götürdüm fakat sonuç alamadım. Şu an çalışmıyor. Anneme sürekli küfürler ediyor bizlere de aynı. Biz dört kardeşiz fakat hepimizi ayrı ayrı arayıp birbirimize farklı suçlamalar yapıyor. Kardeşlerimle amcamla görüşüp ne yapacağız diye istişare yapıyorum ama bir şey bulamadık. Ne yapmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İki şeyi yapmaya çalışın. Birincisi, onunla bir arada iken o yokmuş kadar kendinizi onunla tartışmama ilkesine alıştırın. İstediğini verin, hiçbir işine karışmayın. Ne yaparsa yapsın siz yok saymayı bilin. İkincisi de, kendinize müstakil bir ev bulun. Onlara yakın olsun ama müstakil bir evde oturun. Bu arada da annenizi özenle koruyun, onun duasını alın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Asla anneni aşmamalısın. Evlenme hususunda araştırmaya devam etmelisin. Ve sabretmelisin.
Selamünaleyküm. Sakın babanızla annenizin arasına girmeyesin. Onlardan birini tutman doğru olmaz. Sen, onlara karşı bir hata işleme. İkisine de iyi davran, sabırlı ol. Bu yaştan sonra onlardan köklü bir değişim bekleme. Ortamı sakinleştirme, daha kolay konulara geçme gibi taktikler güt. Çok dua et. Önce kendini koru.
Aleykümselam. Bu durumu kendi imtihanın kabul et. İmtihanı nasıl kazanacağını düşün. Babana karşı sen kusurlu olma ama gidip ayaklarına kapanmayı da borcun olarak görme. Madem ki baban seni incitiyor bırak o hatası ile kalsın. Babanı aş, kendine yeni alanlar keşfet. Takılıp kalman yanlış. Hata etme, onu hatası ile baş başa bırak ve sen kendini dolu dolu bir hayata yönelt. Oku, dua et, namaz kıl, helal bir şekilde gez, şiir yaz, roman yaz… Gününü doldur, akşam erken geldi zannedeceğin kadar yoğun yaşa.
Selamünaleyküm. Yeni yolunuz size kutlu olsun. Allah'a yönelmeniz, Rabbinizi aramanız büyük bir kazançtır. Kıymetini bilin, kendinizi şeytana salmayın. Allah yardımcınız olsun. Namaz, dinin direğidir. Namazımız kadar Müslümanız diyebiliriz. Asıl olan bir tek namaz için bütün dünyayı feda edebilmektir. Henüz namaz hususunda zafiyetiniz bulunduğuna göre, kendinizi geliştirmeye devam edeceksiniz. Namazlı bir çevre ile oturup kalkmaya bakın. İşinizi namaza göre ayarlayabileceğiniz alternatifler oluşturmaya bakın. En azından farzları kılın. Şimdilik sünnet namazları erteleyebilirsiniz. Babanızla da yüzeysel bir ilişki içinde olun. Ona karşı kusur etmeyin. Derin konulara da girmeyin.
Selamünaleyküm. Siz de diyorsunuz ya sıkıntılı bir dönem geçirdiniz. O dönemi öyle geçirmekten ötürü sizi kimse azarlayamaz ama şimdi o kalıntıları sürdürmeniz doğru değildir. Bir kadın olarak eşinizi ikna edip aranızı düzeltmeyi becer melisiniz Yıllar sonra bile devam edecek sıkıntıları baştan bitirmek gerekir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Yavrum, sana Allah'tan güzel sabırlar diliyorum. Başına dağ düşmüş bir insan gibisin; tam anlamıyla bir afettir bu. Sen de, Allah'tan korkmanın bir gençte ne kadar mübarek olduğunu belgeleyen bir belge olmuşsun; seni tebrik ederim. İnşaallah bu sabrının ve mü'mince tavrının karşılığını cennet olarak bulursun. Aman dikkat et, devamı da iyi gelsin. Sana bilmemiş ol bu sahneleri diyemeyeceğim. Ben bile bu halimle annene buğz ettim de sen bir evlat olarak elbette içine taş gömeceksin. 'Unut' diyemem ama 'terk et' derim. Bu terk de şöyle olmalıdır: Sen yavaş yavaş kendi yuvana doğru çekilmeye başla. Ondan sonra da zorunlu olanları kadar ve dışa karşı sır vermeyecek bir siyasetle annene karşı annelik görevlerini yap. Bu birinci görevin olsun. İkinci olarak da, onun üzerindeki izleyici gözlerini hiç eksik etme. Yaptığına cevap da verme, izlemeyi de kaldırma ki aynı hataya tekrar dönmesin. Üçüncü olarak da, on kere ölsen ve on birinciye dirilip bu dünyaya yeniden gelsen bile bu olayı KİMSEYE ANLATMA! Hiç kimseye! Hatta kendine bile yani sana bile anlatma! Seni tekrar tebrik ediyorum. Bu güzel tavrından ötürü sana dualar ediyorum. Arş'ın gölgesinde koltuğun olsun sevgili Yavrum.
Selamünaleyküm. Şöyle bir yaşama programınız olsun: 1- Mü'min olduğunuzu unutmayın; her şeyi imana göre hesap edin. Kâr zarar anlayışınızda ölçünüz iman olsun. 2- İlk kırmızıçizginiz haramlar olsun; haram olan şeyden kaçının. Olur, da bir haram işlerseniz hemen istiğfar edin, tövbe ile önünüzü açın. 3- İkinci kırmızıçizgin, farzları aksatmamak olsun; Allah Teâlâ neyi farz olarak emretti ise onu yapın. Yapamadığınız farz olursa onu hemen kaza edin, istiğfar edin ve önünüzdeki barikatı kaldırmış olun. 4- Üçüncü çalışma alanınız nafileler olsun; GÜCÜNÜZ VE KABİLİYETİNİZ sınırları içinde olan nafileleri yapın. Hiçbir nafile sizin, birinci ve ikinci kırmızıçizginizi aşma nedeniniz olmasın sakın. Hiçbir nafileyi de basit görmeyin. Basit görmemenin yanında bir nafileyi, İslam'ın bütün olarak da görme aşırılığı göstermeyin. 5- İlim, bu nafilelerden biri olabilir. Farz olan ilim alındıktan sonra elde edilecek ilim nafiledir. Kabiliyetiniz hangi alanda ise o alanda kendinizi geliştirin. Gelişi güzel kitap okumayın. Kitaplar gıda veren yiyecekler gibidir; içinde domuz gibi haram olanı da bulunabilir. Helalini seçmek senin görevindir. 6- İlk üç maddenin dışındaki işler için FITRATINIZI ZORLAMAYIN, KABİLİYETİNİZLE SÜRTÜŞMEYİN; doğal olun, doğal yöntemlerle ilerlemeye çalışın. Mesela evlilik, bir doğallıktır. Onu yok saymayın. Yeme içme bir doğallıktır. Onu yok saymayın. Ne yemeğe tapının ne de onu yok sayın; mutedil ve ahenkli bir yürüyüşünüz olmalıdır. 7- Şunu, adınız soyadınız gibi bilin, inanın, tatbik edin: Bu hayat imtihanını ancak ve ancak, sabrı sonuna kadar kullananlar kazanacaklardır. Sabrın da sonu yoktur. Sabırlı olun, acele etmeyin. Yılmayın, yorulduğunuza inanmayın. 8- Bütün bu uygulamalarda bir müsteşarınız bulunsun; hayat, sizin bu yaşınızdaki birikimle kaldırılabilecek bir yük değildir. Sizden önce sizin yaşadıklarınızı yaşamış, Allah'tan korkan, Kur'an bilen ve bildiği ile amel eden müsteşarlarınız olsun. Onlarla ve onunla belli zaman aralıkları ile oturup istişare edin; günü birlik değilse de mevsim mevsim genel gidişatınızı istişare edin. Verdikleri yöne yönlenin. Bunu da sevap beklediğiniz bir iş olarak yapın. 9- Bulunduğunuz kuruma tapınmayın, diplomasını putlaştırmayın. 10- Namaz kadar, oruç kadar, KİMİNLE ARKADAŞ OLDUĞUNUZU kontrol edin. Mesela müsteşarınıza giderken, arkadaş dokümanınızla gidin. Doktora tahlil sonuçları ile gidildiği gibi bir durumdur bu. Siz, ne isterseniz isteyin, ne yaparsanız yapın arkadaş çevrenizden daha iyisi olamazsınız. Çöplükte gül olarak açamazsınız. Betonda büyümüş ağaç olamazsınız. Bu maddeye dikkat edin. Bir de bu ağabeyinize pek çok dua edin lütfen. Size muvaffakıyetler dilerim, iyi gelişmelerini bildirmeni isterim.
Selamünaleyküm. Sizin nişanlınızın oraya gelmenizi, babanıza verilmiş nikâh kıydırma vekâleti olarak görmüş olabilir. Babanız da evet deyince nikâh akdedilmiş saymıştır ki, böylesi mümkündür. Siz orada itiraz etse idiniz sorun olurdu.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ sizi emellerinize kavuştursun, kalbinizi huzur ile doldursun. Çocuklarınızı İHL vermenizi tavsiye ederim. Başka bir alternatifiniz de yoktur zaten. Şu kadar ki, İHL vermeniz, elinizi kollunuzu sallayabileceğiniz bir rahatlık nedeniniz olursa pişman olabilirsiniz. İHL, diğer okullar gibidir; muhakkak takviye edeceksiniz dışarıdan. Her gün olmasa da haftada bir ahlâki gidişatını, bilgi birikimini, arkadaş çevresini kontrol edeceksiniz. Öğretmenlerine, çocuğunuzu takip ettiğinizi hissettireceksiniz. Gayet esefle beyan etmeliyim ki, bugün gelinen noktada İHLiseleri, DIŞI SENİ İÇİ BENİ YAKAN duruma gelmiştir. Korkarım çok geçmez mü'minler, çocuklarını İHL'den korumaya çalışacaklardır. Maaşını bile dert etmeyecek kadar vurdumduymaz bir eğitim kadrosu ile ne kadar imamlık eğitimi verilebileceğini merak ediyorum doğrusu. Bu sorun hepimizin sorunudur; çocuklarımızı İHL'ne salmayı, üzerimize düşeni yapmak olarak anlayınca bu kadar oluyor. Bir anne ve bir baba, kendisi ya da çocuğu ölmeden mesuliyetten kurtulamayacağını, öğretmenin, hocanın 'elin çocuğunu okutan biri' olacağını bilmelidir. Çocuklar, bizim cennet veya cehennemimizdirler. Babalar ve anneler, çocuklarını hangi okula veriyorlarsa kendilerini de adeta o okula vermelidirler. Öğretmen kadrosu, devletten çok vatandaştan çekinmelidir ki, meleklerin yardımını hak edeceğimiz bir iş yapmış olalım. Lütfen dualaşalım; bize dua edin, biz size dua edelim. Yavrularımızı, ümmetimizin yüzünü güldürecek büyüklerden biri olacak şekilde yetiştirelim. Bizim Kudüs’ümüz de budur. Davamız budur. Cihadımız budur. Lütfen çok dua edin.
Selamünaleyküm. Bu örneklemeler hiç doğru ve yerinde değildir. Hayır, hizmetleri de olsa kadın mahremsiz yola çıkmamalıdır.
Selamünaleyküm. Evet, evinizde mahreminiz olmayan birinin bulunmamasını istemek dinen hakkınızdır. Ne var ki siz, ikinci evliliğinizi yaptınız ve aile sıkıntısı çekmiş bulunuyorsunuz. Bu durumu, irdelemeniz hâlinde bir facia daha yaşayabilirsiniz. Çok dikkatli olmak zorundasınız. Engelleyemezseniz, ilkeli ve dikkatli olmalarını sağlamaya çalışın.