Fetva Meclisi
Soru
Bir arkadaşım demir ticareti yapıyor. Ancak vadeli satışlarında, malın teslim edildiği gün fiyatı belirlemiyor. Bunun yerine, alıcının borcunu ödediği tarihteki demir fiyatını esas alıyor. Örneğin demirin kilosu veya birim fiyatı malın alındığı gün 5 lira iken, ödeme günü geldiğinde 8 lira hatta 10 lira olabiliyor. Arkadaşım da bu uygulamanın İslam’a uygun olduğunu söylüyor. Somut bir örnek vermek gerekirse; yaklaşık üç ay önce aldığım 2.000 liralık demirin bedelini, üç ay sonra benden 4.900 lira olarak tahsil etti. Bu fark bana çok yüksek geliyor. Hatta ne banka faizi ne de tefeciler bu kadar fark alıyor diye düşünüyorum. Bu uygulamayı İslam hukuku açısından nasıl değerlendirmek gerekir hocam? Vadeli satışta fiyatın ödeme gününe bırakılması ve sonradan bu şekilde belirlenmesi caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Alım-satım sözleşmelerinde esas olan, akit esnasında malın fiyatının taraflarca açık ve net bir şekilde belirlenmiş olmasıdır. Bununla birlikte çok eski zamanlardan beri insanların, örfen belirlenmiş olan ödeme zamanındaki piyasa fiyatı üzerinden ödenmek üzere, fiyat belirlenmeden alışveriş yaptıkları da bilinmektedir. Bu durumda fiyatın belirlenmemiş olmasının alışverişe etkisi İslâm âlimlerince tartışılmıştır. Hanefî kaynaklarda zorluğu (harac) gidermek amacıyla örfe dayalı olarak kişinin bir iş yerinden fiyat belirlenmeden ve bedeli ürün tüketildikten sonra ödenmek üzere peyderpey bir mal almasının (isticrâr akdi) istihsanen caiz olduğu yönünde görüşler mevcuttur. (İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, 4/516) Hanbelî eserlerde de günlük alınıp tüketilen belli bir malın bedelinin, aybaşı veya yılbaşı gibi ödeme zamanlarındaki piyasa fiyatı esas alınarak toptan ödenebileceği belirtilmektedir. (İbn Kayyim, İ‘lâmü’l-muvakkıîn, 5/401-402; Merdâvî, el-İnsâf, 4/310) Bu hususta gerek bazı Hanefîler gerekse Hanbelîlerin içtihatları halkın bu yöndeki ihtiyacına, bu ihtiyaca binaen öteden beri oluşmuş bulunan örfe ve uygulamanın taraflar arasında nizaa/anlaşmazlığa götürmemesine ve bütün bunlara dayanan istihsan gibi gerekçe ve delillere dayanmaktadır. Günümüzde de özellikle fiyatların istikrarsız olduğu dönemlerde toplumda bu yönde bir örf oluşması durumunda insanların maslahatı dikkate alınarak demir, çimento, mazot veya un gibi mislî (standart) malların fiyatları baştan belirlenmeden sadece miktarının kaydedilmesiyle yapılacak bir işlem caizdir. Bu durumda fiyatı belirlenmeden alınan malın bedeli, tarafların karşılıklı rızası ile nizaa sebep olmayacak bir şekilde, örfen aralarında belirlenen ödeme günündeki rayiç fiyat üzerinden ödenir.
Selamünaleyküm. Devletin nar koyduğu yani fiyatını sabitlediği ekmek gibi temel malzemeler dışında fiyat tahdidi yoktur. Satıcı, uygun gördüğü bir fiyattan satar. Günün bir saatinde şu fiyata başka saatinde de bu fiyata satabilir. Malın iyisine başka fiyat, düşüğüne başka fiyat isteyebilir. Bir hile ve yalan olmadıkça satış serbesttir. Fazla emek verdiği bir mala fazla fiyat isteyebilir, ambalaj farkını alabilir. Jelâtinli mallarda bir endişe olduğu ise doğrudur. Tamamen haram dememizi zorlaştıran durumlar var ama jelâtin domuz ihtiva etme riski yüksek bir üründür. Bu nedenle kullanılması sakıncalıdır deriz.
Selamünaleyküm. Bir alışverişin kararlaştırılmasına AKİT denir. Örneğini verdiğiniz konuda alım satımla ilgili bir akit yapılacak demektir. Alım satımın helal olması için akit bittiğinde tek fiyat üzerinden ittifak sağlanmış olmalıdır. Bir ton buğday mesela bin lira olacak denmelidir. Akit bitmeden önceki pazarlık esnasında, hemen ödeneceği kabul edildiği için bin lira denmiştir veya iki ay geç ödeneceği için sekiz yüz iken bin denmiştir, bu önemli değildir. Önemli olan akit yapılırken rakamın belli ve tek rakam olmasıdır. Burada karıştırılan ve sıkıntı olan durum şudur. Alışverişte bir rakam üzerinden anlaşılıyor. Ödeme de mesela bir ay sonra yapılacaktır. Ödeme zamanı geldiğinde ise alıcı ödeme yapamayacağını söylüyor. Bunun üzerine de akit esansında anlaşılan rakama ilave yapılıyor. Mesela bin iken rakam bin yüz şeklinde yeniden sözleşiliyor. Bu durum isterse ilk akit zamanında ‘gecikme olursa şu kadar fark olacak’ şeklinde bir madde konarak isterse de o gecikme anında yeni bir rakam konarak olsun. Her iki durumda da ilk akit anındaki rakam değiştirildiği için bu taksit farkı faiz olmaktadır. Bu da caiz değildir.
İki şık üzerinden düşünelim bunu: a-Buğdayı bugün veriyoruz. Ödemeyi seneye yapacağı için beş bin lira fark koyuyoruz üzerine. Bunda bir sakınca yoktur. Bu bir taksitli satış işlemidir. Peşin şu taksitle şu demek gibidir. b-Buğdayı veriyoruz. Parayı seneye alacağız ama kaç para alacağımızı seneye oluşacak buğday borsasına göre belirleyeceğiz. Bu caiz değildir. Malın fiyatı belirlenmeden yani ücret meçhul bırakılarak satılmıştır. Böyle bir ticaret caiz olmaz.
Selamünaleyküm. Devletin belirlediği sabit bir fiyat yoksa bir mal herhangi bir fiyattan satılabilir. Peşin fiyatının başka, taksitli fiyatın da başka olması da helaldir.Ödeme günü gecikince üzerine yeni bir fiyat koymak ya da gecikme zammı koymak ise faizdir, haramdır.
Bir malı peşin olarak satmak caiz olduğu gibi vadeli ya da taksitle satmak da caizdir. Peşin veya çeşitli vadelere göre taksitlendirilerek satışa sunulan bir malın, değişik alternatifleri gözden geçirdikten sonra bunların birini tercih edip, akdi onun üzerine kurmak suretiyle vadeli veya taksitli olarak satımında dinen bir sakınca yoktur. Alışverişte önemli olan, pazarlığın bittiği sırada satış bedelinin belirlenip akdin bu bedel üzerinden kesinlik kazanmış olmasıdır. (Serahsî, el-Mebsût, 13/7-8) Bu şartlara uymak kaydı ile veresiye alışveriş fiyatının peşine göre daha fazla olmasında bir sakınca yoktur. Ancak akit bittikten sonra banka ya da finans kuruluşları gibi üçüncü şahıslar tarafından zimmetteki peşin borcun vadeli olarak yeniden yapılandırılması faizli işlem sayılacağından caiz değildir.