Fetva Meclisi
Soru
Fotoğraf çekmek ya da çekilmek sakıncalı mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Heykel şeklinde olmayan şimdi fotoğraf dediğimiz resimlerin çekilmesindeki durum hadislerde yasaklanan resim olup olmadığı hususunda bir ittifak yoktur. Bu nedenle içeriği haram bir şey olmadıkça mevcut fotoğrafın haram olduğuna dair kesin bir hüküm verilmiyor. Kaçınılması, gereksiz yere kullanılmaması öğütlenir.
Aleykümselam. Esasen fotoğraf, yaygın ve sıradan bir iş gibi görülmemelidir. Mümkün olduğunca çekilmemesi takva açısından daha doğru olur. Bilhassa bayan fotoğrafına karşı bu uyarıyı dikkate almalıyız. Çekilen fotoğraf o kişi açısından bir mahremini teşhir etme, gönlünün kırılacağı bir durum oluşturma ortaya çıkarıyorsa çekilemez.
Selamünaleyküm. Kaşları inceltme olacak şey sakıncalıdır. 'İnceltme' denmeyecek düzeyde müdahale yapılabilir. Çocuklarımızın bedenlerine giydikleri kıyafetlerdeki resimlerin resim olarak sakıncası kadar psikolojik ve eğitim sakıncası da vardır. Dikkat etmek şarttır.
Selamünaleyküm. Resim bulundurmamayı tercih edin.
Özellikle elle çizilen resimler için o tehlike vardır. Fotoğraf ise duvara asılıyorsa yine bir tehlike söz konusudur. Hayatımızı hiçbir şekilde etkilemeyecek böyle bir meselede taviz vermemeliyiz.
Selamünaleyküm. Evet, canlı resmi ile alakalı yasaklayıcı hadisler vardır. İlk fırsatta yavrunuzun odasını da sizin evinizi de onlardan arındırın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Diyanet meali okunabilir, yeterli bir mealdir. Tavsiye ederim. Her mealin elbette kendine göre bir güzelliği vardır ama ben size ortalama bir adres gösterdim. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Beşeri bir icadın tevhidi simgelemesi nasıl mümkün olur? İstiğfar gerektiren bir söz olarak görelim bunu.
Selamünaleyküm. Ashabı kiram hakkında bilmemiz gereken en önemli hususlardan biri şudur: Onlar da insandılar. Onlar da fani idiler. Onlar da hata ettiler. Büyüktüler ama masum değildiler. Allah hepsinden razı olsun. Zikrettiğiniz meseleler onların dinimiz ve kimliğimizdeki yerleri açısından bir anlam ifade etmeyecek kadar basit meselelerdir. İlgilenilir ve abartılırsa ayrılık nedeni olarak da ele alınabilir ama koca bir nesli sarsacak şeyler değildir. Ben öyle görüyorum. Öyle görmeyi dinimin kıyamete kadar bekası ve kâinat çaplı olması açısından zorunlu görüyorum.
Selamünaleyküm. Said Nursî rahmetullahi aleyh, kendi nevine mahsus kalemi olan biridir. Ona ait üslubu tanımayan için yabancı bir alan oluşmuş olabilir. Beyan ettiğiniz ifadeyi zannederim sizden duysa sizi şiddetle reddederdi. Derdi ahiret olan bir insan o şekilde müstekbir bir mantık sahibi olmaz. Ona intisab ettiğini iddia eden bazıları onun hakkında abartılı ifadeler kullanmaktadırlar. Korkmasalar ‘kul değildi’ bile derler. Öyleleri ne onun talebesi ne de Said Nursî’nin derdini anlamış kimselerdir. Evet, sözünü ettiğiniz ifade tarzı bunaltıcıdır ama ben şahsen o ifadeleri Said Nursî’nin genel kalemi içinde görüyor ve endişe edilecek seviyede görmüyorum. Ben onun eserlerini okurken de bana o sizin hissettiklerinizi hissettirmiyor. Aksine onun kalemindeki iman heyecanını şevkle seyrediyorum. Allah ona ve bize rahmet etsin.
Selamünaleyküm. Ev ve iş yeri gibi kullanmakta olduğunuz ya da tarla gibi istimal ettiğiniz gayri menkuller için zekât gerekmez. Çocuklar için muhafaza ettiğiniz yerler için de gerekmez. Ancak satmaya niyet ettiğiniz gayrimenkuller, satış niyetinizden itibaren zekât malı hükmündedirler. Bu durumda da zekâtları yüzde iki buçuk üzerinden olacaktır.
Selamünaleyküm. Dinimiz iki kaynak üzerinden yaşanmaktadır. Bunların biri Kur'an diğeri de Peygamber aleyhisselamın Sünnetidir. Namaz başta olmak üzere ibadetlerimizin tamamı, mü'min ahlâkımız, günlük ilişkilerimiz ve diğer muamelatımız Sünnet kanalıyla bize intikal etmiştir. Sünnet kaldırılacak olsa ortada din diye bir şey kalmayabilir. En azından ayrıntıları kalmaz. Namazda da durum böyledir. Kaldı ki hacc ibadetinde de Kur'an’dan ayrıntıların tamamı alınmamaktadır. Nihayetinde hacca göre namazın ayrıntıları gayet az denecek durumdadır. Bu sebeple üç veya dört âyet haccı özetlemiş görülür. Mesele Peygamber aleyhisselamın Sünnetinin oturtulduğu yer meselesi olarak anlaşılmalıdır. O zaman sorun kalmaz.