Fetva Meclisi
Soru
Bir arkadaşımdan ödeme tarihi belli olmayan Alman Markı ve Euro borç para aldım. Arkadaşımın kendi işi var kazancıda iyi. Bana verdiği para onun için önemli bir miktar değil. Bu nedenle hiç sıkıştırmadı hatta ilerleyen zamanlarda tekrar tekrar borç paralar verdi. Bu durum 5 sene kadar devam etti. Daha sonra iş yerime benim teklifimle gayri resmi olarak ortak ettim. Ben bu sürede iş yerine olan ortaklık miktarı kadar kar payını verdim. Gün geldi parasını geri istedi. Kriz zamanına geldi ödeyemedik. Bizi hiç kırmadı sıkıştırmadı sıkıntı vermedi. 6 ay da bir senede bir hatırlattı. 5-6 sene kadar ödeyemedik. Tabi iş yeri bu arada zarar ediyor. işi bıraksak olmuyor. işler iyi gitmiyor. Borç bitmiyor, kısır bir döngünün içinde kaldık. Şimdi ödeme imkanımız oluştu. Ama ticarete ortak ettik ( o söylemeden biz ortak ettik, nasıl bilirseniz öyle yapın ben karzı hasen olarak verdim dedi. Yani bizden herhangi bir beklentisi yok.) Amma 10 sene civarı parasını kullandık. Nasıl ödeyeceğim? 1-) Ortak olarak hesaplasam; arkadaşım parasını istedigi zaman veremedik sonra iş yeri 4 - 5 sene zarar etmeye başladı.. İstediği zaman versem zarar yoktu. Veremedim zarar ettik. Zararı yazacam paradan düşecem, olmayacak. 2-) Zararı yazmasam; ticaretin helalliği kar zararda. Helalliği gidecek. faiz gibi olacak. 3-) Arkadaşım Beni ortak al demedi. Deseydi, sen kendi rızanla ortak girdin, karıma zararıma ortaksın diyecem. ( böyle bir durumda yok.) ( ben karzı hasen olarak verdim dedi.) 4-) Bu kadar karmaşaya rağmen şöyle bir ödeme yapsam uygun olur mu. Aldığım paralar Alman Markı, Euro. Ödemelerim, Türk lirası, Mark, Euro karman karışık bir hesap. Ana para olan ortalama 20.000 Euro’yu ödeyip üzerine tekrar 15.000 - 20.000 Euro değerinde bir araba alıp hediye etsem. Bu arabayı al ister bin ister sat ister sende başkasına hediye et. Desem helal olur mu. ( Özellikle söylüyorum arkadaşımın beklentisi yok. Ama bu arkadaşımın bana yaptığını kardeşlerim akrabalarım hatta annem bile yapmadı.altında kalmak istemiyorum bu geciken borcum için boynu bükük kalmak istemiyorum.) Bu nedenle bu kadar iyi niyete gücüm nisbetinde karşılığını helal yoldan ödemek istiyorum. Böyle bir ödeme uygun mudur, değilse ne yapmalıyım.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Kârı sabit bir ortaklık kâr ortaklığı değil faizli işlemdir. Şöyle yapmalısınız: Yüz bin lira ile size ortak olsun. Onun yüz bin lirasını sizin sermayeniz veya iş gücünüzün bir oranına tekabul ettirin. Yani onun parası sizin gücünüzün mesela yüzde üçü olsun. Bir ay sonra kâr ederseniz kârın yüzde üçünü ona verin. Zarar ederseniz de yüzde üç o da zarar etmiş olsun. Tam helal olarak böyle yapabilirsiniz. Onu davet edin yeniden akit yapın aranızda.
Ortak yapılan bir işte özel bir hıyanet içine girmeyen ortak zarar ödemez. Çalma, hainlik, ciddi bir ihmal gibi nedenlerle zarar olursa o zarar ödenmelidir. Böyle bir kasıt olmadan siz onların sermayesini öderseniz bu bir faiz işlemi olmuş olur ki caiz olmaz.
Selamünaleyküm. Sizin ve ortağınızın hisseleri belli olsun. Kazancınızı da zararınızı da o hisselere göre bölüştürün. Böylece helal bir iş yapmış olursunuz.
Yeniden barışmayı dene. Sakin bir dille "Ben pişmanım. Bu bedeli sana ödemek istiyorum, almayacak olsan da Allah için beni affet." de. Bu helalleşme çaban devam etsin.
Kâr ve zarar üzerine kurulu bir ortaklık caiz olur. Sizin anlaşmanızda verdiğiniz para karşılığı her ay size net bir kâr veriyorsa bu, sizin paranızı kiraya verdiğinizi gösterir ki, bankaların da yaptığı iş budur. Yani bu bir faizdir. Anlaşmanızı değiştirip, onun işinde hangi orana tekabül ediyorsa o oranda ona ortak olarak çalışın. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. 1-Yapmak istediğiniz iş, gerçekten büyük bir iştir. Büyük bir sevap üzerindesiniz. Bu sevabın büyüklüğü, işin gerçekleşmesindeki zorluktan kaynaklanmaktadır. Allah yardımcınız olsun. 2-Böyle bir işe girerken en güvenli yol, her iki tarafın da altında kalmaktan çekineceği bir teminat almaktır. Bu teminet mesela bu işte en az beş kg altın bedeli olan açık bir çek olmalıydı. Aksi takdirde gördüğünz gibi kimi hakkını helal etmez kimi de muhasebecisini getirir. Öbür türlü hakemli müessesenin ağırlığı yoktur. Sözlü taahhütlere güvenmek yanlıştır. 3-Bir borcun ödeme gününde altına çevirilmesi ancak o anda ödeme yapılacaksa mümkündür. Fıkhen bir borç başka bir değere çevrilip vadesi uzatılamaz. Burada bir yanlışlık var. Binaenaleyh siz yanlış üzerinden doğruyu arıyor duruma düştünüz. 4-Alacaklının kendisinin de ortağı olduğu bir şirketin kârı üzerinden alacağını tahsil etmesi, ayrıca kâr hakkını da talep etmesi adalet ve hakkaniyetle biraz ters düşmektedir. Alacaklı her halükârda kârına kâr eklemektedir. 5-Şirketin değerinin tespiti hiç de zor değildir. Yazılı evrağı kaybolmamış bir şirketin çok az bir yanılma ile değeri tespit edilebilmektedir. Bu tespiti ortakların değil bir eksperin yapması gerekir. 6-Böyle davalarda hakem heyeti karar verdiğinde; a-Meseleye vakıf yani ticaretten, şirketten anlayan biri iseler, b-Bir kasıtları yoksa, kararlarından dolayı asla sorumlu olmazlar. Aksi takdirde hakem olmanın bir anlamı olmaz. 7-Taraflardan birinin hak helal edip etmemesi mantıklı değil; öyle bir helallik ortaklar arasında olur. Hekemlere böyle bir itirazda bulunamazlar. Hakemliğini reddetme hakları olabilir de bu olmaz. 8-Maalesef bu tür davalar devlet güvencesi dışında zor çözülür. Siz kendinizi yıpratabilirsiniz. Daha dikkatli olmanızı tavsiye ederim. Allah’a emanet olunuz.
arkadaş konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Arkadaşını ya da esnafı arayıp bulmaya mecbursunuz.
Selamünaleyküm. Şunu bir kenarda not etmiş olun: Din meselelerinde sıradan tartışmalar yapmak sonuçları bakımından doğru değildir. En azından mü'min kardeşler arasında gönül kırıklığına neden olur ki bu bile bir sıkıntıdır. Namaz kılmayanın hükmü hakkında ittifak edilmiş bir karar yoktur. Öldürüleceğine dair hüküm sadece bir mezhepte vardır. En ortadaki cevap namaz kılmamayı kesinleştirenin hapsedileceği hükmüdür. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bu yalanı yalandan saymayabiliriz. İlke olarak da kapatıp açmamayı tercih etmelisiniz.
Selamünaleyküm. Kasten yapmamanız yeterlidir, incinenden de özür dilemeniz yeterlidir.
Selamünaleyküm.Realiter bir tutum olmamakla beraber bir iştir bu.
Selamünaleyküm. Eşinizin dediğini yaptı iseniz bir talakınız düştü demektir. Ona göre tedbir alacaksınız.