Fetva Meclisi
Soru
‘Gerçek âlim zalim hükümdar karşısında hakkı pervasızca söyleyendir’ hadisi şerifi sahih midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz hadisi o şekilde bilmiyorum.
Hayır, yüzde yüz her hadis sahihtir denmez ama konusu itibariyle Riyâzü’s Sâlihîn’de okuyunca sıkıntı oluşturacak bir hadis yoktur. Sahihlikten daha önemli bir konu, hadisleri bugünün dili ile anlamadaki zorluktur. Tercüme edilmiş olsalar bile anlama zorluğu çekilebilir. Bu nedenle de muhakkak şerhi ile beraber okunmalı ve anlaşılmasında zorluk çekilen sorulmalıdır.
Böyle bir hadis çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Ama SAHİH hadisler arasında böyle bir hadis yoktur. Zayıf denebilecek rivayetleri de çok azdır. Bu nedenle, ashabın faziletini beyan bakımından kullanılabilir bir söz olmakla beraber dini bir belge olarak kullanılamaz.
Bu anlamı çağrıştıran sahih bir hadis bilmiyorum.
“Nasıl iseniz öyle idare edilirsiniz” sözü sahih bir hadis değildir. Selefe ait bir söz olma ya da zayıf bir hadis olma ihtimali yüksektir.
Aleykümselam. Böyle sahih bir hadis bilmiyorum.
alim konusundaki diğer fetvalar
Allah'ın hakkından sonra en büyük hak anne baba hakkıdır. O hakkı hiçbir hak geçemez.
Âlimin temsil ettiği dini değeri küçümseme veya reddetme anlamında bir ifade veya söz için o tehlikeden söz edilebilir. Bunun haricindeki durumlarda, sözün muhtevasında bir terslik yoksa sıkıntı yoktur biiznillah.
İnsanlar beni veya bir başka hocayı sevmek zorunda değildirler. Zorunlu sevilmesi gerekenler bellidir. İftira eder, hakaret ederlerse onu da dert etmeyiz, her şeyin hesabının görüleceği yere gideceğiz. Orada herkesin yaptığı belli olacak. Birbirimize dua edelim, akıbetimizin hayır olması için gayret edelim. Siz bizi dert etmeyin. Dinimiz derdimiz olsun. Allah'a emanet olunuz.
‘Allah filancadan razı olmuştur’ şeklinde bir ifade sadece sahabiler için söylenebilir. Onların dışında kimse için söylenemez. ‘Allah filenceden razı olsun’ ifadesini dua maksadı ile söylemek ise sahabi için ve onlardan sonra gelen salih müminler için söylenebilir. Ulemanın büyük bölümünün kanaati böyledir.
Şunu kesin bir kural olarak biliniz: Peygamberler dışında masum/günah işlemez kimse yoktur, olamaz. Bu kurala âlimler, şeyhler bütün mü'minler dahildir. Âlim de insandır. Âlim de bu hayatın içinde yaşamaktadır. Âlim ile cahil arasındaki fark, âlimin dinin hakikatini daha iyi biliyor olmasındadır. Elbette âlim, bu bilginin farkı olarak hesabı daha ağır durumdadır ama neticede o da nefis taşımaktadır, o da şeytana muhataptır. Âlimi de cennet veya cehennem akıbetine doğru yürüyen bir kul görmek gerekiyor. İlminin derinliği kadar imtihanı da ağır olacaktır. Bir başka sorun da bizim gibilerin dışarıdan bakarak her bilgi sahibini ‘âlim’ yerine koyuyor olmamızdır. Esasen âlimler de kendi içinde sınıflandırılmalıdırlar. Dünyalık alanda uzmanlaşmış ama ahiret hayatını yok gibi tutmuş birine âlim diyor olabiliriz. Şeriat bilgisine sahip ama takvadan nasipsiz biri de bize göre âlim sayılabilir. Dünyalık menfaatler önünde büzülen birinin bilgisine biz ilim deriz ama onun Allah katında bir değeri olmadığını unuturuz. Bütün bunların ötesinde âlim, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dinine vekil olmuş insandır. Dünyalığa tenezzül etmeyen, konuştuklarının adamı, ahiret korkusu ile yaşayan kimse âlim odur. Bizim gibi dışarıdan bakanların hangisi daha iyi âlimdir sorusuna cevap bulması elbette zordur. Âlimlerin kendi içinde bir imtihanı olacağı gibi bizim de ‘hangisi âlim?’ sorusuna cevapta samimi olma imtihanımız olacaktır. Bizim dilimizi konuştuğu, yöremizden olduğu, bizim siyasi idrakimize yakın olduğu, ekonomik menfaatimize zarar vermediği gibi sebeplerle yanında durduğumuz âlim başka, ondan öğrendiğimiz her şeyin bizi biraz daha Allah’a yaklaştığı âlim arayışımız başkadır. Özet olarak diyebiliriz ki, Müslümanlar olarak bizim imtihanlarımızdan biri de âlimlerle imtihanımızdır. Varlıkları bir imtihan, yoklukları başka bir imtihan olarak onlar bizimle biz onlarla imtihan durumundayız.
Bu soruyu sormanıza çok üzüldüm, yersiz, gereksiz ve anlamsız bir sorudur bu. Siz Allah’ın kulu değil misiniz? Anne babanızı siz mi seçtiniz? Anne-baba açısından sizden çok daha kötü durumda nice insanlar var, biz onları büyüklerimiz olarak anıyoruz. Kim bilir belki sizin babanız anneniz iyi insanlardı, bir kazada öldükleri için sizi devlet yetimhanede büyüttü. Neden bu ihtimali değerlendirmiyorsunuz. Şeytan sizi, ilerleyeceğinizi anlayınca bu şekilde oyalamayı denedi siz de az kalsın tuzağına takılacaktınız. - Kendinize iyi bir çevre oluşturun. - Sabrı hiç bırakmayın. - Geçmişi değil, geleceği ve cennetleri hayal edin. - Fırsatları iyi değerlendirin, ibadetleri aksatmayın. Unutmayın, siz de Allah’ın kulusunuz, cennet sizin de davet edildiğiniz yerdir.