Fetva Meclisi
Soru
Günümüzde yaşayan ve İslâm için hizmet ettiğine inandığımız kişilerin adını zikrederken sonunda "Radıyallahu anh" diyebilir miyiz? Bu kişinin siyasetçi, esnaf, âlim vs. olması yani ne iş yaptığının bir önemi var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İleri döneme ait işlerde, Allah Teâlâ'nın kudretini itiraf etme ve O'nun izni olmadan hiçbir işi icra edemeyeceğimizi bilme manasında İNŞAALLAH/eğer Allah bunu yapmamı dilerse dememiz gerekmektedir. Bu her iki cümleden birinde elbette söylenmez ama mesela üç gün sonraki bir randevu için zikredilmelidir.
Her iki ifade arasında çok fazla fark yoktur. Samimi bir dua olarak ikisi de yapılabilir.
Sahih bilgi kaynaklarımızda Sa'lebe radıyallahu anh ile alakalı öyle bir bilgi yoktur. Bunun büyük bir ihtimalle bir isim benzemesi ya da karışıklığı olması söz konusudur. Sahih ve sarih olmayan bilgilerin peşine takılmak doğru değildir. Allah'a emanet olunuz.
Bizzat bu iki isim üzerinden böyle bir benzetme yapılması yakışa kalmaz. Genel olarak zenginlerin hesabının ağır olacağını ikaz etme manasına cennete girmeleri ile alakalı benzetmeler vardır ama Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin lisanından cennet müjdesi alan bir sahabi için bir beşer olarak dikkatli olmamız gerekir. Hele hele bir peygamber için!
Ashabı kiram için 'Allah hepsinden razı olsun/makamları cennet olsun' demek kadar yerinde bir söz olur mu?
Peygamber aleyhisselam efendimizin sahabileri dini yaşarken ve mümin bir insan olarak iş yaparken şu dört ilkeye dikkat etmişlerdir diyebiliriz: Yaptıklarının en iyisini yapmaya çalıştılar. O işi yaparken tembellikten ve ötelemekten uzak durdular ve imkânlarını en iyi şekilde kullandılar. Sürekliliği prensip edindiler. Aralarında değerlendirme yaparken unvanlarını, imkânlarını değil takvayı ölçü aldılar.
alim konusundaki diğer fetvalar
İnsanlar beni veya bir başka hocayı sevmek zorunda değildirler. Zorunlu sevilmesi gerekenler bellidir. İftira eder, hakaret ederlerse onu da dert etmeyiz, her şeyin hesabının görüleceği yere gideceğiz. Orada herkesin yaptığı belli olacak. Birbirimize dua edelim, akıbetimizin hayır olması için gayret edelim. Siz bizi dert etmeyin. Dinimiz derdimiz olsun. Allah'a emanet olunuz.
Âlimin temsil ettiği dini değeri küçümseme veya reddetme anlamında bir ifade veya söz için o tehlikeden söz edilebilir. Bunun haricindeki durumlarda, sözün muhtevasında bir terslik yoksa sıkıntı yoktur biiznillah.
Zalim sultanın karşısında hakkı haykırmak hadislerde bir âlim karakterinden çok 'şehid mü'min karakteri' olarak dillendirilmektedir ve bu hadisler sahihtir.
Allah'ın hakkından sonra en büyük hak anne baba hakkıdır. O hakkı hiçbir hak geçemez.
Şunu kesin bir kural olarak biliniz: Peygamberler dışında masum/günah işlemez kimse yoktur, olamaz. Bu kurala âlimler, şeyhler bütün mü'minler dahildir. Âlim de insandır. Âlim de bu hayatın içinde yaşamaktadır. Âlim ile cahil arasındaki fark, âlimin dinin hakikatini daha iyi biliyor olmasındadır. Elbette âlim, bu bilginin farkı olarak hesabı daha ağır durumdadır ama neticede o da nefis taşımaktadır, o da şeytana muhataptır. Âlimi de cennet veya cehennem akıbetine doğru yürüyen bir kul görmek gerekiyor. İlminin derinliği kadar imtihanı da ağır olacaktır. Bir başka sorun da bizim gibilerin dışarıdan bakarak her bilgi sahibini ‘âlim’ yerine koyuyor olmamızdır. Esasen âlimler de kendi içinde sınıflandırılmalıdırlar. Dünyalık alanda uzmanlaşmış ama ahiret hayatını yok gibi tutmuş birine âlim diyor olabiliriz. Şeriat bilgisine sahip ama takvadan nasipsiz biri de bize göre âlim sayılabilir. Dünyalık menfaatler önünde büzülen birinin bilgisine biz ilim deriz ama onun Allah katında bir değeri olmadığını unuturuz. Bütün bunların ötesinde âlim, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dinine vekil olmuş insandır. Dünyalığa tenezzül etmeyen, konuştuklarının adamı, ahiret korkusu ile yaşayan kimse âlim odur. Bizim gibi dışarıdan bakanların hangisi daha iyi âlimdir sorusuna cevap bulması elbette zordur. Âlimlerin kendi içinde bir imtihanı olacağı gibi bizim de ‘hangisi âlim?’ sorusuna cevapta samimi olma imtihanımız olacaktır. Bizim dilimizi konuştuğu, yöremizden olduğu, bizim siyasi idrakimize yakın olduğu, ekonomik menfaatimize zarar vermediği gibi sebeplerle yanında durduğumuz âlim başka, ondan öğrendiğimiz her şeyin bizi biraz daha Allah’a yaklaştığı âlim arayışımız başkadır. Özet olarak diyebiliriz ki, Müslümanlar olarak bizim imtihanlarımızdan biri de âlimlerle imtihanımızdır. Varlıkları bir imtihan, yoklukları başka bir imtihan olarak onlar bizimle biz onlarla imtihan durumundayız.
Bu soruyu sormanıza çok üzüldüm, yersiz, gereksiz ve anlamsız bir sorudur bu. Siz Allah’ın kulu değil misiniz? Anne babanızı siz mi seçtiniz? Anne-baba açısından sizden çok daha kötü durumda nice insanlar var, biz onları büyüklerimiz olarak anıyoruz. Kim bilir belki sizin babanız anneniz iyi insanlardı, bir kazada öldükleri için sizi devlet yetimhanede büyüttü. Neden bu ihtimali değerlendirmiyorsunuz. Şeytan sizi, ilerleyeceğinizi anlayınca bu şekilde oyalamayı denedi siz de az kalsın tuzağına takılacaktınız. - Kendinize iyi bir çevre oluşturun. - Sabrı hiç bırakmayın. - Geçmişi değil, geleceği ve cennetleri hayal edin. - Fırsatları iyi değerlendirin, ibadetleri aksatmayın. Unutmayın, siz de Allah’ın kulusunuz, cennet sizin de davet edildiğiniz yerdir.