Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben her yerde sizden bahsedip videolarınızı insanlara izletmeye çalışıyorum. Son Zamanlarda sizi sevmeyen çok insanla karşılaştım, size iftira atıyorlar, kulaktan dolma ya da kesilmiş videolarınızı izleyerek karar verip sizi kötülüyorlar, size iftira atanlara karşı tavrımız Nasıl olmalı? Sizi savunmaya devam mı etmeliyim ? Susup köşeye mi çekilmeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir: Boş verin kimin ne dediğine, siz Allah için bir şeyler yapın, Allah için çalıştığına inandıklarınıza dualar edin, onlarla olun. Meleklerin işi ne, kimin ne yaptığını onlar hesap edip dursun. Bize Rabbimiz yeter. İki: Sizin için en kestirme hitabet yolu şudur: Konuşmalarını beğendiğiniz birinin en hoşunuza giden bir konuşmasını MP3'e yükleyin. O konuşmayı, yürürken, bulaşık yıkarken defalarca dinleyin. Bir zaman sonra o konuşmayı taklit etmeye başlayın. Ses tonunu, iniş çıkışları taklit edin. Yalnız bir yerde, önünüzde kalabalık varmış gibi tiyatro yapın. Buna iki ay kadar devam edince sizin de yeteneğinizin olduğunu keşfedecek rahatlayacaksınız. Allah yardımcınız olsun. Büyük düşünün, büyük çalışın.
Siz ahlakınızdan taviz vermeyin. İnsanlarla iyi geçinin. Ama insanları zorlamayın. Farz denecek konularda ve haramlar konusunda bu titizliğinizi koruyun ama diğer ayrıntı konularda abartıya kaçmayın ve insanların sizin gibi olmasını beklemeyin. Yoksa onları kendinizden soğutursunuz. Allah hepinize afiyet versin.
Hepimiz kuluz, hepimizin bir imtihanı muhakkak vardır. İyi bir sonla ahirete gitmek için gayret etmek zorundayız. Arkadaşınız için hem dua edin hem de daha fazla destek verin. Bulunduğu ortamı değiştirmesini tavsiye edin. Bulunduğu ortamda siz yokken etki altında kaldığı kişileri ve eylemleri değiştirmelidir.
Hayır, asla! Yananla yanmak gerekmiyor. Gündemimizi kendi ekseninde tutmaya çalışana alet olmamız gerekmiyor. Seviyemizi kendi seviyesizliklerine düşürmeye çalışanlara muhatap olmamız gerekmiyor. Biz bir ümmetiz, içimizde her çeşit insan bulunabilir, bulunacaktır da. Dışımızdan da darbe olabilir, içimizden de. İmtihan için bulunduğumuz bu hayatta, nereden geldiğine bakmadan imtihanın gereği olan sebat ve direnci göstermek imanımızın gereğidir. Gündemimiz Kur'an ve Peygamber aleyhisselamdır. Ebedi olarak da böyle kalacaktır. Bu izledikleriniz Allah Teâlâ’nın karşımıza çıkardığı sınama araçlarıdır. Değerlerimize ne kadar bağlı olduğumuzu ve ne kadar esen yele göre sallanan yaprak olacağımızı görmek ister Allah Teâlâ. Sabredip kazanacağız, sebat edenlerden olmaktan başka çaremiz olmadığını bileceğiz. Allah’a emanet ederim sizi.
Net olarak hakkına girdiğinizi hatırladıklarınız varsa onlarla bir yolunu bulup helalleşin. Genel olarak listede bulunup da ayrıntısını hatırlamadıklarınız için de dua edin, onlar ve sizin için istiğfar edin. Allah yardımcımız olsun. Dua etmeye devam edin.
O insanla aynı ortamda çalışmamanızı ve onunla karşılaşma ihtimalinizin olduğu yerlerden de uzak durmanızı tavsiye ederim. Sosyal medya hesaplarınızı da en azından bir süre pasife almanızda fayda var. Onun anlam çıkarabileceği her şeyden uzak durun. Durumunuzu gözetin. Risk teşkil ettiğini düşündüğünüz anda yakınlarınızla sorunu beraber çözmek adına paylaşıp beraber yol almaya çalışın. Allah'a sığının. Bir daha böylesi bir hataya düşmemeye gayret edin. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
alim konusundaki diğer fetvalar
Âlimin temsil ettiği dini değeri küçümseme veya reddetme anlamında bir ifade veya söz için o tehlikeden söz edilebilir. Bunun haricindeki durumlarda, sözün muhtevasında bir terslik yoksa sıkıntı yoktur biiznillah.
‘Allah filancadan razı olmuştur’ şeklinde bir ifade sadece sahabiler için söylenebilir. Onların dışında kimse için söylenemez. ‘Allah filenceden razı olsun’ ifadesini dua maksadı ile söylemek ise sahabi için ve onlardan sonra gelen salih müminler için söylenebilir. Ulemanın büyük bölümünün kanaati böyledir.
Zalim sultanın karşısında hakkı haykırmak hadislerde bir âlim karakterinden çok 'şehid mü'min karakteri' olarak dillendirilmektedir ve bu hadisler sahihtir.
Allah'ın hakkından sonra en büyük hak anne baba hakkıdır. O hakkı hiçbir hak geçemez.
Şunu kesin bir kural olarak biliniz: Peygamberler dışında masum/günah işlemez kimse yoktur, olamaz. Bu kurala âlimler, şeyhler bütün mü'minler dahildir. Âlim de insandır. Âlim de bu hayatın içinde yaşamaktadır. Âlim ile cahil arasındaki fark, âlimin dinin hakikatini daha iyi biliyor olmasındadır. Elbette âlim, bu bilginin farkı olarak hesabı daha ağır durumdadır ama neticede o da nefis taşımaktadır, o da şeytana muhataptır. Âlimi de cennet veya cehennem akıbetine doğru yürüyen bir kul görmek gerekiyor. İlminin derinliği kadar imtihanı da ağır olacaktır. Bir başka sorun da bizim gibilerin dışarıdan bakarak her bilgi sahibini ‘âlim’ yerine koyuyor olmamızdır. Esasen âlimler de kendi içinde sınıflandırılmalıdırlar. Dünyalık alanda uzmanlaşmış ama ahiret hayatını yok gibi tutmuş birine âlim diyor olabiliriz. Şeriat bilgisine sahip ama takvadan nasipsiz biri de bize göre âlim sayılabilir. Dünyalık menfaatler önünde büzülen birinin bilgisine biz ilim deriz ama onun Allah katında bir değeri olmadığını unuturuz. Bütün bunların ötesinde âlim, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dinine vekil olmuş insandır. Dünyalığa tenezzül etmeyen, konuştuklarının adamı, ahiret korkusu ile yaşayan kimse âlim odur. Bizim gibi dışarıdan bakanların hangisi daha iyi âlimdir sorusuna cevap bulması elbette zordur. Âlimlerin kendi içinde bir imtihanı olacağı gibi bizim de ‘hangisi âlim?’ sorusuna cevapta samimi olma imtihanımız olacaktır. Bizim dilimizi konuştuğu, yöremizden olduğu, bizim siyasi idrakimize yakın olduğu, ekonomik menfaatimize zarar vermediği gibi sebeplerle yanında durduğumuz âlim başka, ondan öğrendiğimiz her şeyin bizi biraz daha Allah’a yaklaştığı âlim arayışımız başkadır. Özet olarak diyebiliriz ki, Müslümanlar olarak bizim imtihanlarımızdan biri de âlimlerle imtihanımızdır. Varlıkları bir imtihan, yoklukları başka bir imtihan olarak onlar bizimle biz onlarla imtihan durumundayız.
Bu soruyu sormanıza çok üzüldüm, yersiz, gereksiz ve anlamsız bir sorudur bu. Siz Allah’ın kulu değil misiniz? Anne babanızı siz mi seçtiniz? Anne-baba açısından sizden çok daha kötü durumda nice insanlar var, biz onları büyüklerimiz olarak anıyoruz. Kim bilir belki sizin babanız anneniz iyi insanlardı, bir kazada öldükleri için sizi devlet yetimhanede büyüttü. Neden bu ihtimali değerlendirmiyorsunuz. Şeytan sizi, ilerleyeceğinizi anlayınca bu şekilde oyalamayı denedi siz de az kalsın tuzağına takılacaktınız. - Kendinize iyi bir çevre oluşturun. - Sabrı hiç bırakmayın. - Geçmişi değil, geleceği ve cennetleri hayal edin. - Fırsatları iyi değerlendirin, ibadetleri aksatmayın. Unutmayın, siz de Allah’ın kulusunuz, cennet sizin de davet edildiğiniz yerdir.