Fetva Meclisi
Soru
Selamün aleyküm. Birisinin bizi üzen davranış ve sözlerini dertleşme amacıyla başka birisine anlattığımızda gıybet etmiş ve bu imtihanımıza sabretmemiş olur muyuz? Birisi bize başkalarıyla ilgili dertlerini anlattığında ona iyi yönde fikir verip yapacağı yanlışa engel olma niyetiyle dinlersek gıybet etmiş olur muyuz? Başkalarına karşı ilişkimizi belirlemek için aile içinde yaptığımız istişare sırasında o kişi ile ilgili iyi-kötü yorum yapmak gıybet sayılır mı? ALLAH (cc) razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Allah'ın bir emrini yerine getirmemiz sizi bir başka harama sevk ediyorsa o emri yerine getirmeyebilirsiniz. Akrabalarınıza karşı kusurlu olmayın. Onların aleni zulmüne de razı olma. İki çizgi arasında durun. Ezmeyin, ezilmeyin; ara yerde inşallah iyi kul olursunuz.
Aleykümselam. Küs kalmak haramdır. Onun yerine mesafe koymanız doğru olur. Onların o seviyesini düşük bulurken sizin de başka bir düşüklüğü tercih etmeniz doğru olmaz. Mesafeli davranın, seviyeli durum sorun olmaz.
Selamünaleyküm. Siz, eşinizle ilişkinizi düzgün tutun. İyi bir eş olun, eşiniz dışında kimse ile iyi geçinmek zorunda değilsiniz. Bu bir insanlık meselesidir, görev değildir. Hak etmeyene insanlık yapılması gerekmeyebilir.
Aleykümselam.Allah’ın emirleri ve yasakları ile aynı anda yüz yüze geliyorsak, başka bir ifade ile bir emri yaparken bir haram ile yüzleşeceksek o emri yapmayız. Sıla-ı rahim, akrabalık ilişkileri bu şekilde değerlendirilebilir. Eğer bir ziyaret harama düşürüyorsa bizi, o ziyareti erteleyebiliriz veya haramsız kadarı ile yaparız.Müslüman, tövbe eder. Tövbesini korur. Sonrasını da Rabbine havale eder. Daha ileri giderse şeytanı memnun eder.
Aleykümselam. İlkemiz şudur: Harama girmeyiz, ondan uzak dururuz. Harama sebep olan şeylerden de uzak kalırız.
Selamünaleyküm. Gıybet ve benzeri dil sıkıntılarının en önemli nedeni, kalbi boş bırakmaktır. Kalp hiç boş kalmamalıdır. Kalbin doluluğu da iki şeyle gerçekleşir. Birincisi, mü'min insanın ahirete ait meseleleri sürekli canlı tutması, Kur'an, hadis ve selefe ait bilgileri sürekli öğrenmesi ve tekrarlamasıdır. İkincisi de, çevresini salihlerden oluşturması ve 'biri bitince diğerine geçilecek' bir iş yoğunluğu içinde olmasıdır. Böylece mü'min şeytanın tuzaklarına karşı uyanık kalmış olur. Gıybete, dostluğun bahane edilmesini de kabul edemeyiz.