İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, dikkat ediyorum; sürekli size günahları ile alakalı soru soranlara bilhassa kadınlara “sus, ört, gizle…” türünden uyarılar yapıyorsunuz. Bunu anlayamıyorum. Çok adi işler yapmış birinin günahlarını gizlemesi mi gerekiyor, o zaman toplum, içi başka dışı başka olanlar ile dolmaz mı?

Cevap

Allah’ın haram ettiği ve temiz insan fıtratının çirkin gördüğü işleri yapanların yaptıklarını kendilerinin veya başkalarının gizlemesi bir din ilkesidir. Dinimiz çirkinliklerin Müslüman bir toplumda yapılması ve yayılmasına karşı tedbirler getirmiştir. Müslüman bir toplumda işlenen bir haram ve o haramın gündem olması çok farklı şeyler değildir. Bugün yaşadığımız toplumlarda haramların güç kazanmış olması, kimi zamanlarda haram ve çirkinliklerin temiz işlerden daha değerli gibi gösterilmesi sonucu birdenbire oluşmamıştır. Önce işlenmesine ses çıkarılmaması ardından da yerilmek için bile olsa teşhir edilmesi bir nevi reklamının yapılır olmasını sağlamıştır. Konuşula konuşula benimsenmesine yol açılmış oldu. Çirkin ve ayıp iken ona da yer verilebilir bir hava oluşmuştur. Dinimizin emri insanın kendisini kötülükleri ile teşhir etmemesidir. Mü'min de diğer mü'mini teşhir etmeyecektir. Bu nedenle fakihler cezası olan bir suçu işleyeni görenin şahitlik yapması caiz olduğu gibi kul hakkı üzerine olmayan konularda örtmesinin daha değerli olacağını söylemişlerdir. İşlenmiş haramların gizlenmemesi, Allah’a karşı cüretin zamana yayılmış şekliyle de olsa güçlenmesi demektir. Bir başka risk de teşhirle beraber insanlardaki hayânın erimesidir. Hayânın eridiği bir toplumda ezanların yükselmesi o toplumu ahlâk ve dininde sabit bir toplum yapmaya yetmeyecektir. Bir zaman sonra insanların işledikleri günahları bir övgü vesilesi gibi anlattıklarına şahit olunabilmektedir. Çok önemli bir husus da şudur: İnsanın işlediği günahın gizli kalması tevbe edip kendini düzeltmesi için daha uygun bir ortamdır. Günahı teşhir olmuş biri için tevbe uzak daldaki bir meyve gibi kalabilir. Şeytanın bir günahın daha fazla yayılması için uğraştığı bu dünyada bizim hedefimizin günahların hiç işlenmemesi olsa da bari bir günah daha az bilinsin olması gerekiyor. Bu yüzden de Müslüman’ın hatasını örtmeye büyük bir sevap vaat edilmiştir. İnsanların gizli hatalarını araştırıp bulmak kişilik zafiyeti olarak görülmüştür. Günahların konuşulması ve teşhirinde sakınca görmemek, bir dini zafiyettir. Maslahat ve mefsedet yani kâr zarar dengesi bilmemektir. Hataların teşhiri ile uğraşmak, kindarlık, hırs, rekabetten sıyrılamama, başkaları üzerinden yükselme ve acelecilik gibi zafiyetlerin beslediği tutumlardır. İnsanların hatalarını teşhir beraberinde gıybeti getirecektir, toplum ahlakını eritecektir, haklının ve doğrunun kati olmadığı alanlarda söz söylemeye sebep olacaktır. Bunlar da bir helalleşme gerektiren kul haklarıdır. Elbette fasıklığını teşhir eden ve reklamını yapan için bu kurallar söz konusu değildir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Teşhir, Türkçe sözlüğünde şu anlamlara geliyor: “Bir şeyi başkalarının görmesini sağlama, gösterme, sergileme ve dile düşürme.” Bir Müslüman’ın sözlükteki bu anlamı ile teşhir edilmesi onun toplum içinde bitirilmesi anlamına gelebileceği gibi o teşhir edilirken teşhire konu olan yanlışın da öyle veya böyle reklamı yapılacak demektir. Prensip olarak Müslümanlar kötülüklerin reklam edilmesine asla razı olamazlar. Doğru olan hataların sahipleri ikaz edilerek, nasihat edilerek düzeltilmesi yolunu tercih etmektir. Bazı şekilleri caiz olmakla beraber genel olarak TEŞHİR yapmak haram bir iştir. Nur suresinin on dokuzuncu âyeti bu işi yapanları ahiret azabı ile tehdit etmektedir. Teşhirle alakalı olarak şöyle bir özetleme yapabiliriz: Kişinin kendisini teşhir etmesi caiz değildir. Yalana dayalı bir teşhir yapıyorsa zaten yalan haramdır. Doğru olan bir işi yani yapmış olduğu bir hatayı teşhir ediyorsa o da mü'min ahlâkı ile uyuşmayan bir iş olarak kabul edilir. Bir Müslüman’ı yalana dayalı olarak teşhir eden günah içinde günah işlemiş olur. Teşhire konu olan şey doğru olsa bile ortada gıybet gibi büyük bir günah bulunacağı için yine teşhir caiz olmayacaktır. Kendisine zulmedilen birisi, zulmeden zalimi doğru olan şekli ile teşhir edebilir. Fetva sorarken de ortaya çıkabilecek teşhir vebal olmaz. Müslümanlara zarar veren veya verecek olan birinin teşhir edilmesi de mümkündür ama buradaki teşhir yeni zararlara sebep olmadan ve o konudan sorumlu olabilecek birileri tarafından yapılmalıdır. Müslümanları koruma adına nefsini tatmin eden ise yanlış yapmaktadır. İşlediği günahları insanlardan gizleyen birini teşhir etmek kabul edilemez bir hatadır ama toplumun gözüne bakarak ve bilerek haramları işleyen böylece de fasık durumuna düşen birinin teşhir edilmesi ise o günahın reklamına sebep olmamak kaydı ile sakıncalı değildir. İnsanların lakaplarını yaymakla ilgili ise şu söylenebilir: Kişinin lakabı onun rahatsız olmadığı bir lakap ise kullanılabilir ve yayılmasında sakınca görmez. Rahatsız olduğu bir lakap ise kullanılması teşhir hatasıdır.

Hocam Müslüman kişinin yanlışlarının teşhir edilmesi günahtır deniyor. Bu aynı z
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konuda size verebileceğimiz rahatlatıcı bir cevabımız ne yazık ki yoktur. Öyle bir zamana gelmiş bulunuyoruz ki, herkes kendi yaptığını yapılması gerekenler için yeterli bir örnek olarak görebilmektedir. Gidişatımızın ürkütücülüğünden Allah’a sığınırız. Her bir Müslüman böyle durumlarda kendisini ayakta kalması gereken son örnek olarak görmelidir. Kim ne yaparsa yapsın, “Nuh’un gemisinin son yolcusu benim” mantığı biiznillah Allah katında kurtarıcıdır. • Allah’ın haramlarına karşı, o haramların sıradanlaşmasına karşı içi kaynayan Müslüman olmadıkça Allah’ın rızasını iddia edemeyiz. Yakın geçmişte bir mü'minin elinde piyango bileti görmeyi bile düşünemezken şimdi sıradanlaşması mesela kumar gibi bir harama karşı refleksimizin eridiğini göstermektedir. Bu bir felakettir. Bu felaket gözümüzün önünde alev alev büyürken bizim görsel bazı dini temaları avuntu olarak kabullenmemiz de ikinci bir felakettir. Hasbunallah. • Allah Teâlâ mü'minlerin salih ameller üzerinden yarışıyor olmalarını emretmiştir. Şimdi ise dini ayakta tutmak hocalara ve belli başlı kimselere terk edilmiştir. Cennete herkes talip iken cennete giden yolları oluşturmada kimsenin heyecanı yoksa bu da bir felakettir. • Nesillerin iffeti üzerinde tarihte örneği görülmemiş bir yıpranma herkesin bilgisi ve gözü önünde gerçekleşirken kimimiz siyasi endişelerle, kimimiz de basit tahminlerle konuyu gündem dışına taşımakla büyük bir yanılgı içine düşmüş bulunuyoruz. Bu da başka bir felaket oluşturmaktadır. • İhlasla ve şeriatımızın ölçülerine sadık kalarak ve bu mevcut durumu bizim için Allah’tan gelen büyük bir imtihan olarak görüp çalışma yapmalıyız. Konunun siyasi malzeme yapılması yanlıştır. Yaptığımız diğer iyi işleri buradaki görevimize saymamız da akıllıca bir iş değildir. Tek kalma ile sonuçlansa da dinimiz ve mukaddesatımız için evlerimizden örneklendirerek bütün sosyal hayatımızı kuşatan kaleler oluşturmamız günümüzün cihadı, anımızın vazifesi olarak bilinmelidir. Yapmayanların hataları etrafında vakit harcamamız da yanlış olur. Sabır ve heyecanla bu ümmetin ilk nesillerinin yaptığını yapmaya çalışacağız. Allah’tan da yardımını isteyeceğiz.

Hocam, insanların Müslüman olduklarını söyledikleri halde dinimizin toplumda eri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsanla alay ederek eğlenmek yüzüne karşı veya arkasından haramdır. Bazı âlimler bunu kebair günahlardan saymıştır. Kesinlikle gönlünü alarak helalliğini alın. Ahirette ibadetlerinizle hesaplaşacaksınız. İnsanla alay edilmez ne yüzüne karşı ne gıyabında. Gıyabında olan yüzüne karşı olandan daha tehlikelidir. Zira devreye bir de gıybet girmiştir. Dinimizin insan hakları (!) diye bir felsefesi yoktur ama insanı böyle mükerrem tutan muhteşem güzelliği vardır.

Hocam biz arkadaşlarla şakalaşırken çok samimi bir arkadaşımızın arkasından konu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sistem ne olursa olsun biz Müslüman karakterli olmaya mecburuz. DAHA AĞIR BİR SORUN OLUŞTURMADIKÇA elle, elle yapamadığımız zaman da dille engel olacağız. Kötülüğe sessiz kalmayı içimize sindiremeyiz. Elle veya dille bir şey yapamadığımız zaman kalbimizi aktif tutup, imanımızın bu durumu kabullenmediğini meleklere ispat etmiş oluruz biiznillah. Şu kadar var ki, bu yaptıklarımızı ya da yapmamız gerekenleri BİR GENÇLİK HAREKETLİLİĞİ ile mi yoksa gerçekten imanımızın gereği bir iş olarak mı yaptığımızı iyi tahlil etmeliyiz. Macera ile ibadeti birbirine karıştırmamız tehlikeli olur. Mesela zina yapılan bir ortamda büyük bir günah işlenmektedir. Bizim eylemimiz, ZİNAYI İNKÂR neticesi getirirse bu durum, büyük günahı imandan çıkmaya itmiş olmaktır ki, takdir edersiniz bu bir tehlikedir. Gördüğünüz gibi ateşle oynamaya benzer bir tehlikeyi çok dikkatli ele almak gerekiyor.

Zinanın artık sokak ortasında olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Genç yaştaki insanla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm.1- Çocuk baliğ oluncaya kadar anne baba, gerekli eğitimi ve örnekliği sağlamışsa, buluğ çağından sonra sorumluluktan kurtulabilir. Elbette bir mü'min, bütün insanlığı ihtiva edecek bir açıdan bakar meselelere, bu ayrı bir konudur.2- Kulak deldirmek fıtratı değiştirmek değildir. Kadının süslenmesi açısından yapıldığında caiz bir eylemdir. 3- Allah'ın Şeriat'ına göre yaşanılmayan ortamlardaki mü'minler, orada bulunmalarını hangi amaca dayanarak orada yaşadıklarına bağlı olarak mesul olurlar veya olmazlar. O durumdan razı olarak yaşayanların, Allah'ın Şeriat'ını gereksiz görmek gibi bir inançları varsa bu iman dışında kalmaktır. Gerekli görüp ihmalden ötürü orada kalıyorlarsa haram işlemektedirler. O durumu ıslah gibi bir gaye taşıyorlarsa ecir sahibidirler.4- Gusül, akıntı olarak sadece meniden gerekir. Meni de bellidir; kalındır ve tabaka oluşturur. 5- Memurun, her şeyden önce çalışılması caiz olan bir işte olması gerekir. Haram bir işte mesela bankada çalışıyorsa kazancı haramdır. Bunun haricinde, o memuru yöneten makamların koyduğu kurallara uyuluyor olması yeterlidir. 6- Alay etmek, insanın onurunu incitmekten ötürü yasaktır; incinme olmayınca da 'alay' oluşmaz.7- Yöresel şiveyi taklit, fitneye neden olmuyorsa caiz olabilir.

• Buluğa ermiş bir gencin ibadetlerinde anne babanın sorumluluğu nedir? Namazlar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sosyal medya terimi, bireylerin bire bir, bire çok ve çoktan çoğa iletişim kurmasını sağlayan teknolojiler, platformlar ve hizmetleri ifade eder. (İletişim Başkanlığı, SMKK, 28) Hayatın bir gerçeği olan ve iletişimi son derece güçlendirip çeşitlendiren sosyal medya platformlarının olumlu tarafları yanında kullanılma amacına göre bazı olumsuz tarafları da bulunmaktadır. Gelişen teknolojik imkânlar, dinin emir ve yasakları çerçevesinde en iyi şekilde değerlendirilmelidir. Gerçek hayatta olduğu gibi sanal mecralarda da birtakım hak ve sorumluluklar söz konusudur. Bu bağlamda sosyal medya platformları kullanılırken aşağıdaki hususlara riayet edilmesi gerekir: 1. İslâm inanç esaslarını ve değerlerini inkâr eden, alaya alan; Allah’a ortak koşma, batıl dinleri övme ve onaylama, bu dinlere ait sembolleri şirin gösterme gibi tevhit inancına aykırı olan paylaşımlar yapmamak, bu gibi paylaşımlar yapan hesapları takip etmemek ve bu hesaplara üye olmamak, 2. Faiz, içki, kumar, yalan, zina, müstehcenlik, eşcinsellik gibi haram unsurlar barındıran veya teşvik eden paylaşımlar yapmamak, bu tür paylaşımlar üzerinden kazanç elde etmemek, bu gibi paylaşımlar yapan hesapları takip etmemek ve bu hesaplara üye olmamak, 3. Dinen haram kılınmış olan sihir, büyü, falcılık vb. iddialarla insanları kandırmaya çalışan hesaplardan uzak durmak, 4. Dinî ve millî değerlere açıkça hakaret eden, toplumun mukaddesatını hedef alan ve rencide eden, suç unsuru barındıran paylaşımları ilgili mercilere şikâyet etmek ve yasal sınırlar içerisinde gerekli tepkiyi göstermek, 5. Tesettür kurallarına ve kadın-erkek ilişkilerindeki İslâmî ölçüye riayet etmek, 6. Konuşma ve yazışmalarda edep ve ahlak kurallarına uygun dil kullanmak, 7. Bilgi, beden, mesken ve aile mahremiyetini ihlal etmemek, 8. Dinimizce yasaklananı gösteriş, riya, iftira, gıybet ve tecessüs gibi fiillerden uzak durmak, 9. Sahte hesaplar açmak suretiyle veya birtakım teknolojik hileler aracılığıyla insanları aldatmamak, 10. Maddî çıkar elde etmek, toplum üzerinde nüfuz sağlamak ve takipçi sayısını artırmak gibi amaçlarla dinî ve millî değer ve kavramları istismar etmemek, 11. Beğeni, takip, yorum ve mesajlaşma gibi tüm işlemlerin sorumluluk doğurduğu bilincinde olmak, 12. Bilgi içerikli paylaşımlarda bilginin doğru ve güvenilir olduğundan emin olmak, 13. Kul, kamu ve telif haklarına riayet etmek, 14. İbadetleri ve diğer sorumlulukları aksatacak şekilde sosyal medyada zaman harcamamak. Netice itibarıyla Müslüman, kulluk vazifesinde sanal ve gerçek gibi bir ayrım olmadığının idrakinde olmalı ve yapıp ettikleri gibi beğenip paylaştıklarından da sorumlu olduğunu unutmamalıdır.

Sosyal medyada dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Fasık konusundaki diğer fetvalar

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.