Fetva Meclisi
Soru
Hocam selamünaleyküm kur'an-ı kerim de hac ayının belirli aylarda olduğu yazıyor. hac zamanı kesin olarak hangi zamanlardadır. ümre bu zamana girermi ALLAH'a emanet olun ...
Cevap
Benzer fetvalar
Hac ayları, hicrî takvimdeki Şevvâl ve Zilkade aylarının tamamı ile Zilhicce ayının ilk 10 günüdür. İhrama bu aylar içerisinde girilmesi gerektiğinden dolayı bu aylara hac ayları denilmiştir. Bu zamanlara hac ayları denmesi, hac menâsikinin bu aylardan herhangi birinde bitirilebilmesi açısından değil, haccın şartı olan ihrama Şevvâl’den itibaren girilebilmesi bakımındandır. Bu süre içerisinde ihrama girerek, haccın iki temel rüknünden biri olan ve sadece Zilhicce’nin dokuzuncu günü öğle vakti ile onuncu günü fecr-i sâdık arasında yapılabilen Arafat vakfesini yapan kimsenin haccı geçerli olur. Haccın diğer rüknü olan ziyaret tavafı ise kurban bayramı günlerinde eda edilmekle birlikte, bugünlerde yapılamaz ise cezasını yerine getirmek kaydıyla, daha sonra da yapılabilir ve bu tehir, o seneki haccın geçersiz sayılmasına sebep olmaz (Kâsânî, Bedâi‘, 2/132-133).
Haccın bugün sadece Zilhicce ayında yapılmasının temel nedeni, Peygamber Efendimizin bu şekilde uygulamış olmasıdır. İslam’da bir ibadetin şekli ve zamanı, Kur’an ve sünnet ile belirlenmiştir. Peygamberimiz’in haccı bu zaman diliminde yapması, bu ibadetin sünnete uygun zamanını belirler. İslam âlimleri, “bilinen aylar” ifadesinden Zilhicce, Zilkâde ve Şevval aylarının kastedildiği konusunda ittifak etmişlerdir. Bu, hem sahabe döneminde hem de sonraki İslam âlimleri tarafından sabittir. Hac, İslam’da belirli bir zamana bağlı bir ibadettir. Bu zaman, Arefe günü (Zilhicce’nin 9. günü) ve Kurban Bayramı günlerinde (10, 11, 12, 13 Zilhicce) icra edilir. Haccın diğer aylarda yapılması mümkün değildir. Çünkü: Vakfe: Arafat Vakfesi, sadece Zilhicce’nin 9. günü yapılır. Tavaf ve Sa’y: Kurban Bayramı ile bağlantılıdır. “Bilinen aylar” ifadesi, ihrama girme ve hacca hazırlık için geniş bir zaman aralığını ifade eder. Örneğin, bir kişi Şevval ayında ihrama girip niyet edebilir; ancak haccın rükünleri Zilhicce’de yerine getirilir. Günümüzde hac ibadetine büyük bir katılım olduğu için Suudi Arabistan otoritelerinin organizasyon yapması, uygulamayı kolaylaştırmaktadır. Ancak bu durum, haccın zamanını belirleyen bir unsur değildir; zaman sünnetle sabittir.
Hac ayları, hicrî takvimdeki şevvâl ve zilkade aylarının tamamı ile zilhicce ayının ilk on günüdür. Hac için ihrama bu aylar içerisinde girilmesi gerektiğinden dolayı bu aylara hac ayları denilmiştir. Bu döneme hac ayları denmesi, hac menâsikinin bu aylardan herhangi birinde bitirilebilmesi açısından değil haccın şartı olan ihrama şevvâlden itibaren girilebilmesi bakımındandır. Bu süre içerisinde ihrama girerek haccın iki temel rüknünden biri olan ve sadece zilhiccenin dokuzuncu günü öğle vakti ile onuncu günü fecr-i sâdık arasında yapılabilen Arafat vakfesini yapan kimsenin haccı geçerli olur. Haccın diğer rüknü olan ziyaret tavafında ise asıl olan bayramın ilk üç gününde yapılmasıdır. Ancak mazeretsiz olarak bu günlerden sonra yerine getirilmesi mekruh olmakla birlikte ceza gerektirmez. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/132-133; Mâverdî, el-Hâvî, 4/192; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/391)
Selamünaleyküm. Haccını ertelemesinde hiçbir sakınca olmaz.
Fecr sûresinin 2. âyetinde geçen “on gece” ile tercih edilen yoruma göre, hac ayı olan Zilhicce’nin ilk on gecesi kastedilmiştir. (Râzî, Mefâtîhu’l-ğayb, 31/148) Zilhiccenin ilk on gününün faziletine işaretle, Hz. Peygamber (s.a.s.) “Allah katında şu on günde işlenecek sâlih amelden daha sevimli bir amel yoktur.” buyurmuş, sahabîler: “Ey Allah’ın Resûlü! Allah uğrunda yapılacak cihattan da mı üstündür?” diye sormuşlar. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.); “Evet, Allah yolunda cihat etmekten de. Ancak malını ve canını tehlikeye atarak cihada çıkan, şehit olup dönmeyen kimsenin cihadı başka. (O, bundan üstündür.)” (Ebû Dâvûd, Savm, 61 [2438]; bk. Buhârî, ʽÎdeyn, 11 [969]) buyurmuştur. Zilhicce’nin bu on gününün fazileti hac ibadetinin bu ayda yapılmasından kaynaklanmaktadır. (İbn Hacer, Feth, 6/110) Zira bu günlerde hac ibadetinin bir kısım menâsiki yapılmakta bir kısmı da (ziyaret tavafı, şeytan taşlama gibi) ardından gelen teşrik günlerinde gerçekleştirilmektedir. Zilhicce ayının dokuzuncu günü olan Kurban Bayramı’nın arefesinde tutulan orucun da çok faziletli olduğu rivâyetlerde zikredilmiştir. (Müslim, Sıyâm, 196-197 [1162])
Selamünaleyküm. Hac size farz ise önce onu yerine getirmelisiniz. Değilse diğerini yapabilirsiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Sakın kendinizi bu imtihanın teki zannetmeyesiniz. Herkes bir çeşit imtihan oluyor, sizinki böyle rastlamış. Yılmadan usanmadan kazanmaya çalışacaksınız. Sürekli kış hesabı yapın, bahar olursa şükredersiniz. Sıkıntılar gelirken dağ gibi gelir giderken çakıl çakıl gider. Mü'min ise dağları yüklenmeye hazır yürek sahibi insan demektir. Eş adayınızla ikna etme, ikna edilmeyi bekleme üslubunu izleyin. Kesin görüşlerle yola çıkmayın.Evlilik ayrıntılarınız ilerledikçe istişareler yapmaya devam edin.Allah yardımcınız olsun. Dualar ederiz size.
Selamünaleyküm. Boşalma olmadı ise bir şey gerekmez. İnşaallah 'sevgilimle' kastınız nikahlı eşinizdir. Yoksa büyük bir tevbe etmeniz gerekir.
Selamünaleyküm. Zekat ve fitre gibi ibadetlerimizi dinimize hizmette kullanma mantığı gütmeliyiz. Daha mü'min, daha takva gibi önceliklerin olmadığı bir ortamda sıradan komşulara geçebiliriz.
Selamünaleyküm. Düşüncelerinizi tebrik ederim. Fıtratınıza en uygun olanı tercih etmelisiniz. Anlayanlara kendinizi tanıtın, sizi neye yönlendirdiklerine bakın, kalbinizin ve yeteneklerinizin de sesini dinleyip karar verin.
Şehitlik, Şeriat ıstılahlarından biridir. Şeriat'a esasen karşı olan bir anlayışın bu kavramı kullanması da elbette Şeriat'a da, Şeriat karşıtlığı ile bilinen sistemin özüne de aykırıdır. Şu var ki, kimse şehitlik kelimesini, Uhud'daki şehit Hamza radıyallahu anh için kullanılan manada kullanmamaktadır. Sözlükleri kısır olanlar, 'görevde iken öldü' anlamında kullanmaktadırlar bu kelimeyi. Onların kullanması ile kimse şehit olmadığı gibi, onlar demedi diye de kimse şehitlikten men edilemez.
Selamünaleyküm. Dinimizde nikâh vardır. Cumhuriyet sistemine geçildikten sonra, insanların evlilikleri devletin yasaları ile yönlendirilmeye başlandı. Esasen devam eden nikâhımıza dair uygulama da 'resmi bir tarafı yok, mahalle imamının kültürel bir işlemi' türünden yorumlandı. Yani bu bir itme eylemi olarak ortaya çıktı. Meri sistemi benimseyenler açısından ortada bir sorun yoksa da Hilafet sisteminin yerine gelmiş bir sistemi iman açısından 'benim' diyerek kabul etmeyenler içinse adına İMAM NİKÂHI da dense nikâh olarak o kaldı. Mesele budur.