Fetva Meclisi
Soru
‘Bir defa haram yiyenin 40 gün duası kabul olunmaz’ buyuruluyor hadiste, bunu nasıl anlamalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, haram yiyen biri olmak ağır bir günah sahibi olmak demektir. Bu ağırlığın altında ibadetler de eziliyordur ama haram yediği için mesela namazlar da boşa gidiyor demeyiz. Haramlar helali silip süpürecek boyuta gelmedikçe gel git boyutunda devam ediyoruz demektir. Hedefimiz sıfır haram ile yaşayan mü'min olmak olmalıdır. Düşmeler olduğunda ise hemen tevbeye koşmalıyız.
Selamünaleyküm. Kırk gün Müslümanlıktan çıkmak diye bir şey yoktur. Bilmeden işlenen bir günahtan sakınca olmaz. Bilmeye çalışmalıyız. Buna rağmen bilmediğimizi Allah mağfiret buyurur.
Emreden Allah olduğu için ibadet yapan hangi lezzeti alıyorsa izin veren veya ‘yapma’ diyen de Allah olunca o lezzeti almalıdır. Aksi takdirde ibadetten alınan lezzet gerçek lezzet değildir. Yaratan Allah. Emreden Allah. Hükmeden Allah. Erkek veya kadın seçen Allah. Bizi değerlendirecek olan Allah. Biz ise sadece kuluz, kulluk da bunları bilip ikna olmak değil midir?
Bu sizin haram yemeniz anlamına gelecek bir durum değildir. Eşinizi ikna edecek tatlı dilli uyarılarınıza devam edin.
Selamünaleyküm. Bu bir iman meselesidir. İmanı olmayanla sürdürülebilecek ilişkiler ancak sürdürülebilir o kimselerle.
“Günahkârın duası kabul olmaz” şeklinde genelleme yapılabilecek bir kayıt yoktur ama bazı hadislerde; Yeme içmedeki haramların, Elbisedeki haramların, İyiliği emir ve kötülüğü nehyetmeyi ihmal etmenin duayı engelleyebilecek durumlar olduğu bildirilmiştir. Biz bunu, haramları sıradanlaştırmanın duayı engelleyebilecek bir engel olduğu şeklinde anlayabiliriz. Buradaki günahları sıradanlaştıranlarla (varlığını önemsemeyenler), bir günah işlediği için onun ezikliğini hissedenler, kendisine tevbe yolu arayanlar arasında fark olacağını da bilmiş olmalıyız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Takva açısından bu tutum güzeldir ama düğün yapıp evlenmesi onun açısından faiz parası ile evlenmek değildir.
Yaşın, hayatı anlamaya yeterli olmayabilir. Büyüklerinin istişaresine önem vermelisin. Bir örneğe karşı ters tarafta bin örnek varsa senin daha basiretli olman gerekiyor.
Bu meseleye şöyle başlayın: Siz orayı hâlâ kendi ocağınız olarak görüyor musunuz, görmüyor musunuz? Eğer orayı eskiden babanızın yaşadığı bir yer olarak görüyorsanız, seferi olarak kılmanız gerekirdi. Eğer orayı eski ve her an denebileceğiniz bir yeriniz olarak görüyorsanız sadece yol boyunca seferi sayılacaktınız. Eksik kalan namaz varsa bu hesaba göre eksikleri kaza ediniz.
Bunu bir hile dosyası olarak görmeyin. Takatınızla göreviniz arasında zorunlu iş olarak görün. Zoraki kurban kesmenizden daha iyidir zannederim.
İmanı kökleştiren bir insan Kur'an öğrendiğinde onunla amel eder. İman köklü değilse onu okur ama okuduğu ile amel edemez. Bu nedenle iman her şeyden önce olmalıdır. O iman da güçlü olmalıdır, sürekli takviye edilmelidir.
Müslüman hile yapmaz, hileye alet olmaz. Orada hile yapmadan bulunamıyorsan kendine dahi iyi bir iş bulmaya çalış. Bulunca da ayrıl.