Fetva Meclisi
Soru
Hocam, benim teravih namazı ile ilgili bir sorum olacak. Hanefî fıkıh mezhebini takip ediyorum ve genellikle kısa surelerle yirmi rekât teravih namazı kılınıyor. Ancak bulunduğum yerde bazı camilerde on rekât teravih namazı kılınıyor ve bu namazlar hatimle, yani Kur’an’ı baştan sona okuyarak kılınıyor. Bu şekilde daha uzun, yavaş ve anlamlı bir şekilde kılınan teravih namazına gitmek istiyorum. Hanefî mezhebine göre bu camide namaz kılmam doğru olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Camide cemaatle kılınması ehemmiyet arz eden farz namazlardır. Yatsı namazının camide kılınması önemlidir. Teravihi evde de kılabilirsiniz. Bahsettiğiniz huzurlu namazı evde buluyorsanız evde kılın, böyle bir gerekçe ile evde kıldığınızda biiznillah eksiğiniz olmaz. Nafile namazların iki rekât olarak kılınabilirliği genel bir kaide gibidir. Allah kabul buyursun.
Teravih namazı erkeğe de kadına da sünnettir. Camide cemaatle kılınması ise sünnetteki sevap oranını artırır. Özellikle kadınların teravih namazını evlerindeki mescit olarak kullandıkları yerde kılmaları sünnet mantığına daha yakındır. Evet, camiye gitmeleri de mümkündür ve camiye gidiş gelişte, camide bir mekruh ile karşılaşmıyorlarsa orada da kazanılan pek çok sevap vardır. Huşu içinde ve dünya kelamı konuşulmadan kılınabiliyorsa camide kılar. Değilse evde kılmasını tercih etmelidir. Yirmi kılabiliyorsa ne ala. On iki de kılabilir, sekiz de kılabilir. Ölçüsü, huşu içinde ve tadil-i erkâna riayet ederek kılınan bir namaz olmasıdır. Allah kabul buyursun.
Teravih namazı esasen bir EV NAMAZIDIR. Evde kılınır, mescitte kılınır. Kalabalık mü'minlerle kılındığında ecrin daha fazla olacağı umudu ile camilerde kılınmakta idi. Şimdiki durumda herkesin teravihi evinde ev halkı ile cemaat yaparak kılması mümkündür ve güzeldir. Evde cemaat yapma durumu yoksa herkes tek başına da kılabilir. Ramazan gecelerini huşu içerisinde ve Rabbimize yönelmiş olarak geçirmek için pek güzel bir fırsat olur bu. Aceleye getirmeden, ibadet lezzeti ile kılınmalıdır. Küçükleri de katılabildikleri kadar cemaate katın. Bilhassa küçüklere çok dua ettirin. Onların günahla kirlenmemiş ağızları bizimkilerden daha yakındır göklere. Tesbihatları da ihmal etmeyin. Teravih kıldırmak için müftüden onay almanız gerekmez. Kendisi iki rekât namaz kılabilen herkes imamlık yapabilir. Özellikle de teravih nafile bir ibadettir, çok rahat imamlık yapılır. Bir ilmihal kitabından bu bölümü okuyun, herkes bir kere daha öğrenmiş olsun. Bir de ilim bereketi katmış olursunuz evinize. Erkekler önde kadınlar arkada melekler tepenizden göklere kadar yükselmiş olarak namaz kılın, dualar edin, Bakara suresinin son iki ayetini de mushafa bakarak okuyun. Sonra da huzur içinde yatın. Sahura kalkın. Afetten rahmet çıkardığınız bir Ramazan yaşamış olun. Rabbim kabul etsin, tamamını yaşamayı nasip etsin. Bizi de duada unutmayınız.
Aleykümselam. Teravihi evde de kılabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Sünnet'te var olan bir şeyi yapmak hiçbir Müslüman için ayıp veya kusur sayılamaz. Sizin de bunu yapmanızda kimsenin size ters gözle bakmaya hakkı yoktur. Yalnız sizin de bunu, 'Sünnet'e uymakla aykırı bir iş yapma lezzeti' arasında ne için yaptığınızı tekrar düşünmeniz gerekir. Nihayetinde Hanefi uleması, Sünnet dışında kalmış değildir. Daha itinalı düşünmeniz gerekir. TV hocalarına bakmanıza gerek yoktur, kalbinizi dinleyin. Teravih namazı sekiz rekâtta bir selamla kılınabilir. Bunda sakınca yoktur.
Aleykümselam. Gecenin kısalığı gibi bir zarurete binaen teravih namazları sekiz rekât kılınabilir, evde tamamlanması da gerekmez. Yalnız bunu kanun hâline getirmemek gerekir.
cami konusundaki diğer fetvalar
Hanefî mezhebine göre vitir namazı üç rekât olarak ve tek selamla kılınır, yani iki rekât + bir rekât şeklinde ayrılarak değil, üçü birlikte kılınır ve son rekâtta Kunut duası okunur. Şafii ve bazı diğer mezheplerde ise vitir namazı iki rekât kılınıp selam verilir, sonra ayrı olarak bir rekât daha kılınır. Almanya’daki bazı camiler bu mezheplere göre kılıyor olabilir. Allah ibadetlerini kabul etsin.
İmam ile imama uyan arasında bir iletişim sıkıntısı yaşamamak, imama uymuş olmanın temel şartlarındandır. İmamı arkasından görebilen, onu göreni gören, sesini net duyabilen, sesini aktaranı duyabilen seçeneklerinde birini sağlayanın imama uymasında sıkıntı yoktur. Bu kurala göre, bahsettiğiniz şartlarda ses sisteminde bir sıkıntı yoksa imama uyarak namaz kılabilirsiniz.
Namaz kılınan bölüm, resmî olarak bir mescid (cami) olarak vakfedilmişse yani orası sadece ibadete tahsis edilmiş ve başka bir amaç için kullanılmaması şart koşulmuşsa buranın eğlence veya yemek yeme alanına çevrilmesi caiz olmaz. Çünkü vakfedilen yer, vakıf amacına uygun kullanılmalıdır. Ancak burası vakıf değilse sadece bir dernek odası olup namaz kılınan bir yer olarak kullanılıyorsa yani mescid statüsünde değilse alt kata taşınıp yukarıdaki alanın farklı bir amaçla kullanılması caiz olur. Tabi bu alan Müslümanların bir araya gelmesine vesile olan yemek, sohbet, eğitim gibi meşru amaçlar için kullanıldığında bir sakınca yoktur.
Namaz kılanları almayacak kadar küçük kalan, deprem gibi bir sebeple yıkılması gereken, kıblesi yanlış olduğu için yenilenmesi zorunlu olan bir cami yıkılabilir. Yıkılan caminin aynı arsasını yeni caminin yeri olarak kullanmak en isabetlisi olur. Küçük kalıyor veya güvenli değil türünden bir sebeple yeni cami başka bir yere nakledilebilir. Ortada bir zaruret bulunduğu için bu caiz olur. Eski camiyi ise cami olarak olmasa bile Kur'an eğitimi ve benzeri ibadet eksenli işler için kullanmak en uygunudur. İhtiyaç yok ise haram bir iş icra edilmemek şartı ile toplantı mekanı olarak da kullanılabilir. Zira yeni camiye taşındıktan sonra orası cami değildir. Böyle bir proje için bağlı bulunduğunuz yerin müftülüğü ile temasa geçmeniz muhtemel fitnenin önünü almanız için iyi olur.
İmamı camiye görevli olarak atayan makam, imamı hangi şartlarda çalıştıracağını belirleme hakkına sahiptir. O şartlarda bir caiz olmama durumu varsa o da kuralları belirleyen makama ait olur. Mesela bir camide birden fazla imam bulunması takdir edilmiş ve bu belirlenirken de hile ve tahrifata gidilmemiş ise imamların maaşlarının helal olmasında bir sakınca yoktur. Maaş verenin koyduğu kurallar, şeriatımızın açık emirlerinden veya yasaklarından biri ile çelişmiyorsa muteberdir. Alınan maaş da helaldir.
Gece düzenine bakılarak bu karar verilmelidir: Erkek, camide nasıl kılınıyorsa öyle kılmalıdır. Camiye gitmelidir. Kadın ise ezanla beraber de kılabilir, geciktirebilir de. Geciktirmesi namazda gevşekliğe neden olacaksa ilk vaktinde kılmalıdır.