Fetva Meclisi
Soru
Hocam yurt dışında bir Türk derneğimiz var ve içinde Cuma namazını kıldığımız bir bölüm bulunuyor. Bu bölümü derneğin alt katına taşımayı, mevcut alanı ise toplanma, eğlenme ve yemek yeme yeri olarak kullanmayı planlıyoruz. Bu değişiklik dinî açıdan bir sakınca teşkil eder mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Mevcut sistem içinde müftülüklerin namaz kılınabilir diye ruhsat verdiği her yer cami veya mescit hükmünde olur. Özellikle de Cuma Beratı verildi ise hiçbir sakınca kalmamış demektir. Bir mescidin üzerinde meskün evlerin olması orayı mescitlikten çıkarmaz. Orada eda edeceğiniz her namaz evinizde kılacağınız namazdan daha evladır, daha sevaplıdır. Allah kabul etsin.
Belirttiğiniz yer eğer: “Burası kadınlara mahsus, burada namaz da kılıyorlar” şeklinde ayarlandıysa orası sosyal amaçlı ama namaz da kılınan bir yerdir. Bu durumda da serbest sayılırsınız. Hayır, öyle değil de orası: “Kadınların namaz kılması için tahsis edilmiş ama gelen kadınların çocukları da orada oynuyor” şeklindeyse oranın erkekler bölümü ile farkı yoktur. O zaman da orada aybaşı durumunda bulunamazsınız. Bu duruma göre değerlendiriniz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm.Bir yer, olduğu gibi mescid olarak tahsis edildikten orası cami hükmündedir. Orası iptal edilmedikçe camidir. Bir binanın belli bir bölümü cemaatle namaz kılmak için tahsis edilip gerisi de mesela abdestlik, oturma yeri, kitaplık gibi bir sebeple namaz kılınan yerden kapı ile ayrılırsa orası mescid değil müştemilat sayılır. Müştemilat olan bölümde abdestli veya abdestsiz olarak bulunmak caizdir. Özellikle namaz kılınan bölüme ise kadınların özel durumlarında girmeleri caiz değildir. Buna göre durumu değerlendirin.
Şu Nasruddin hocanın misalindeki 'hiç mi hırsızın suçu yok!' sözünden hareketle bir şey sormak isterim: Cuma namazımızın kabul olmaması için mi çalışalım kabul olması için mi? Mesela sabah namazı için aynı titizliği gösterebiliyor muyuz? Sabah namazını evinde kılanların evlerini yakmayı isteyen peygamberimizin sünnetinden ne kadar nasibimiz var? Evet cuma namazının sıhhati ile ilgili bilhassa Hanefi mezhebi ulemasının ileri sürdüğü şartlar vardır. Bunlar da naslardan çıkarılmış dikkate alınması gereken hükümlerdir. Ama namazın terk edilmesini teşvik eder bir anlayış değildir onların anlayışı. Papaza kızıp yorgan yakmanın anlamı yoktur. Türkiye'de veya başka bir ülkede Cuma namazını kılmanın ittifak edilmiş bir engeli yoktur. Fukahanın ihtilafındaki rahmet de burada tecelli etmektedir. Allah'a emanet olunuz.
Yeryüzünün tamamı bizim için mescit kılınmıştır. Genel kural böyledir. Bir yer mescit olarak inşa edildi ise orada her türlü namaz kılınır. Mescit maksatlı inşa edilmemiş olan ev, iş yeri, sosyal alan gibi yerlerde namaz kılmak durumunda kaldığımızda ise şu noktalara mümkün olduğu kadar dikkat ederiz: Namaz için temas edeceğimiz yer temiz olmalıdır. Namazı meşgul edip, namaz kılanın dikkatini dağıtacak ortam olmamalıdır. Başkalarına zarar vermemiş olunmalıdır. İbadeti eğlenceye dönüştürme, alay etme nedeni olup olmayacağına dikkat edilecektir. Alkol tüketimi, müzik üretimi gibi günah olan bir iş için oluşturulmuş bir yer olmamalıdır.
Daha büyük camiye gidebiliyorsan orada cuma namazını kıl. Bütün talebelerin toplandığı bir yerde kıldırman gerekiyorsa orada kıl. İHL mescidi öyle bir namaz için uygundur biiznillah.
cami konusundaki diğer fetvalar
İmam ile imama uyan arasında bir iletişim sıkıntısı yaşamamak, imama uymuş olmanın temel şartlarındandır. İmamı arkasından görebilen, onu göreni gören, sesini net duyabilen, sesini aktaranı duyabilen seçeneklerinde birini sağlayanın imama uymasında sıkıntı yoktur. Bu kurala göre, bahsettiğiniz şartlarda ses sisteminde bir sıkıntı yoksa imama uyarak namaz kılabilirsiniz.
İmamı camiye görevli olarak atayan makam, imamı hangi şartlarda çalıştıracağını belirleme hakkına sahiptir. O şartlarda bir caiz olmama durumu varsa o da kuralları belirleyen makama ait olur. Mesela bir camide birden fazla imam bulunması takdir edilmiş ve bu belirlenirken de hile ve tahrifata gidilmemiş ise imamların maaşlarının helal olmasında bir sakınca yoktur. Maaş verenin koyduğu kurallar, şeriatımızın açık emirlerinden veya yasaklarından biri ile çelişmiyorsa muteberdir. Alınan maaş da helaldir.
Hanefî mezhebine göre vitir namazı üç rekât olarak ve tek selamla kılınır, yani iki rekât + bir rekât şeklinde ayrılarak değil, üçü birlikte kılınır ve son rekâtta Kunut duası okunur. Şafii ve bazı diğer mezheplerde ise vitir namazı iki rekât kılınıp selam verilir, sonra ayrı olarak bir rekât daha kılınır. Almanya’daki bazı camiler bu mezheplere göre kılıyor olabilir. Allah ibadetlerini kabul etsin.
Teravih namazı kılmak sünneti müekkededir. Gücünüz yettiğince yirmi rekât da kılabilirsiniz on rekât da. Bir camide on rekât kılınıyor ve bu rekâtlarda Kur’an hatmediliyorsa, bu da meşru ve kıymetli bir uygulamadır. Çünkü asıl maksat, Ramazan gecelerini ihya etmek, Kur’an’la meşgul olmak ve cemaatle ibadeti canlı tutmaktır. Hatimle kılınan, tadili erkânına riayet edilen, daha derin huşu ile eda edilen on rekâtlı bir teravih, aceleyle ve ruhsuzca kılınan yirmi rekâttan çok daha faziletli olabilir. Özetle iç huzuru buluyorsan, huşu ile kılıyorsan ve Kur’an’ı daha çok dinleyip anlama imkânı oluyorsa, o camiye gitmen dinen uygundur ve sakınca yoktur. Allah ibadetini kabul etsin, Ramazan bereketinle dolsun.
Gece düzenine bakılarak bu karar verilmelidir: Erkek, camide nasıl kılınıyorsa öyle kılmalıdır. Camiye gitmelidir. Kadın ise ezanla beraber de kılabilir, geciktirebilir de. Geciktirmesi namazda gevşekliğe neden olacaksa ilk vaktinde kılmalıdır.
Böyle bir durumda, camide ezan okumak yerine, bireysel olarak namazlarınızı kılarken ezanı evinizde okuyabilirsiniz. Bu, hem sünnete uygun bir davranış olur hem de fitneden kaçınmış olursunuz.