Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben Hanefî mezhebine mensubum. Almanya'da bazı camilerde vitir namazı önce iki rekât, ardından bir rekât olarak kılınıyor. Bu durum kafamı karıştırdı. Hanefî mezhebine göre vitir namazı bu şekilde kılınabilir mi? Bu uygulama dinen doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Vitir namazı ile alakalı bütün hadisleri, o hadislerin tartışmaları ile beraber ana dilinden inceleme ve sonuçlandırma durumunda iseniz elbette uygulayabilirsiniz.
Teheccüd namazını 2 rekâtta bir selam vererek kıldığınızda selam verdikten sonra arada konuşma, yeme, içme vb. namaza aykırı davranışlarda bulunulmadığı sürece ilave kılınacak iki rekât için tekrar niyet etmek gerekmez. Bu davranışlar olmuşsa "niyet ettim Allah rızası için teheccüd namazı kılmaya" diyerek tekrar niyet edersiniz. Teheccüd namazının 2, 4 ya da 8 rekât arasında çiftli sayılarda kılınması tavsiye edilmiştir. Fakat daha fazla da kılınabilir. Dört rekât olarak kılmak istenirse iki rekâtın sonundaki oturuşta "tahiyyat"tan sonra "Allahumme salli, Allahumme barik" duaları okunup 3. rekâta kalkıldığında da sırasıyla "subhaneke, euzu besmele, Fatiha suresi ve zammı sure" okunur.
Bizim mezheplerimiz, birbirimizi farklılaştırdığımız değerlerimiz değildir. Dört mezhepten her biri haktır demek birinin arkasında diğerinin namazının sahih olmasını gerektirmektedir. Sizin kıldığınız vitri kılan biri hangi mezhepten olursa olsun arkasında kılarsınız. O sizin kıldığınız vitri kılmıyorsa siz kendiniz kılarsınız.
Aleykümselam. Mesele şöyledir: Cemaatle namaza yetişme açısından bir sıkıntı olacaksa namazın iki rekaatte bırakılıp farza yetişilmesi vaciptir. Hayır imama yetişmede sıkıntı olmayacaksa nafile de olsa başlanan namaz tamamlanmalıdır. Meseleyi bu şekilde anlamalısınız. Şafii veya bir başka mezhebi taklit yerine bu genel ilkeye bağlı kalırsanız en doğru olanı yapmış olursunuz. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Üçüncü rekâta yetiştiğinize göre bir rekât kıldınız demektir. Bir de siz kılınca iki rekât olmuş olur. Her iki rekâtta bir oturmak da mecburidir.
Teravih namazı kılmak sünneti müekkededir. Gücünüz yettiğince yirmi rekât da kılabilirsiniz on rekât da. Bir camide on rekât kılınıyor ve bu rekâtlarda Kur’an hatmediliyorsa, bu da meşru ve kıymetli bir uygulamadır. Çünkü asıl maksat, Ramazan gecelerini ihya etmek, Kur’an’la meşgul olmak ve cemaatle ibadeti canlı tutmaktır. Hatimle kılınan, tadili erkânına riayet edilen, daha derin huşu ile eda edilen on rekâtlı bir teravih, aceleyle ve ruhsuzca kılınan yirmi rekâttan çok daha faziletli olabilir. Özetle iç huzuru buluyorsan, huşu ile kılıyorsan ve Kur’an’ı daha çok dinleyip anlama imkânı oluyorsa, o camiye gitmen dinen uygundur ve sakınca yoktur. Allah ibadetini kabul etsin, Ramazan bereketinle dolsun.
cami konusundaki diğer fetvalar
İmam ile imama uyan arasında bir iletişim sıkıntısı yaşamamak, imama uymuş olmanın temel şartlarındandır. İmamı arkasından görebilen, onu göreni gören, sesini net duyabilen, sesini aktaranı duyabilen seçeneklerinde birini sağlayanın imama uymasında sıkıntı yoktur. Bu kurala göre, bahsettiğiniz şartlarda ses sisteminde bir sıkıntı yoksa imama uyarak namaz kılabilirsiniz.
Namaz kılınan bölüm, resmî olarak bir mescid (cami) olarak vakfedilmişse yani orası sadece ibadete tahsis edilmiş ve başka bir amaç için kullanılmaması şart koşulmuşsa buranın eğlence veya yemek yeme alanına çevrilmesi caiz olmaz. Çünkü vakfedilen yer, vakıf amacına uygun kullanılmalıdır. Ancak burası vakıf değilse sadece bir dernek odası olup namaz kılınan bir yer olarak kullanılıyorsa yani mescid statüsünde değilse alt kata taşınıp yukarıdaki alanın farklı bir amaçla kullanılması caiz olur. Tabi bu alan Müslümanların bir araya gelmesine vesile olan yemek, sohbet, eğitim gibi meşru amaçlar için kullanıldığında bir sakınca yoktur.
Namaz kılanları almayacak kadar küçük kalan, deprem gibi bir sebeple yıkılması gereken, kıblesi yanlış olduğu için yenilenmesi zorunlu olan bir cami yıkılabilir. Yıkılan caminin aynı arsasını yeni caminin yeri olarak kullanmak en isabetlisi olur. Küçük kalıyor veya güvenli değil türünden bir sebeple yeni cami başka bir yere nakledilebilir. Ortada bir zaruret bulunduğu için bu caiz olur. Eski camiyi ise cami olarak olmasa bile Kur'an eğitimi ve benzeri ibadet eksenli işler için kullanmak en uygunudur. İhtiyaç yok ise haram bir iş icra edilmemek şartı ile toplantı mekanı olarak da kullanılabilir. Zira yeni camiye taşındıktan sonra orası cami değildir. Böyle bir proje için bağlı bulunduğunuz yerin müftülüğü ile temasa geçmeniz muhtemel fitnenin önünü almanız için iyi olur.
İmamı camiye görevli olarak atayan makam, imamı hangi şartlarda çalıştıracağını belirleme hakkına sahiptir. O şartlarda bir caiz olmama durumu varsa o da kuralları belirleyen makama ait olur. Mesela bir camide birden fazla imam bulunması takdir edilmiş ve bu belirlenirken de hile ve tahrifata gidilmemiş ise imamların maaşlarının helal olmasında bir sakınca yoktur. Maaş verenin koyduğu kurallar, şeriatımızın açık emirlerinden veya yasaklarından biri ile çelişmiyorsa muteberdir. Alınan maaş da helaldir.
Gece düzenine bakılarak bu karar verilmelidir: Erkek, camide nasıl kılınıyorsa öyle kılmalıdır. Camiye gitmelidir. Kadın ise ezanla beraber de kılabilir, geciktirebilir de. Geciktirmesi namazda gevşekliğe neden olacaksa ilk vaktinde kılmalıdır.