Fetva Meclisi
Soru
‘Siret, surete sirayet eder’ sözünün İslam’da yeri nedir? Ben 21 yaşında, yüzü güzel olmayan bir kızım ve bu konu kafamı çok karıştırıyor. Hocam merak ediyorum, ben iyi bir insan olamadığım için mi bu şekilde yaratıldım? İnsanın içi yüzüne yansır derler hep, bu beni korkutuyor. Ayrıca, Allah'ın sevdiği kullarını insanlar da severmiş. Bu konuyla ilgili bir hadis okumuştum. Ben küçüklüğümden beri ailem ve çevrem tarafından her zaman ikinci plana atılan biri oldum. Eve gelen misafirler yanımdaki güzel kızlara övgüler yağdırırken beni görmezden geldiler hep. Küçükken bu zor gelse de büyüdükçe bunun imtihan olduğunu anladım, artık sabretmeye ve şükretmeye çalıştım. Ama şimdi de kafamı bu konular kurcalıyor; ‘ya Allah beni sevmiyorsa’ diye düşünüp duruyorum. Bunlar şeytanın vesvesesi diye düşündüm önce ama bir türlü kurtulamıyorum bu düşüncelerden. Bu hadisi şerifi gördüğüm gün o kadar ağlamıştım ki... Hadis şöyleydi; “Hayrı, iyiliği, güzel yüzlülerin yanında arayınız.” Buhari Hocam, bu düşüncelerden kurtulmak için ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah seni dertli, diri ve dirişken bir mümin olarak sabit kılsın. Yazdıkların gönlümün derinliklerine kadar ulaştı. Allah seni kendine yakın tutuyor ki böyle bir dertle mücadele ediyorsun. Bu bir azaptan değil, tam aksine Rabbimizin “Ben kulumu unutmuyorum” deme şeklidir. Önce şunu bil: Allah’ın seni yarattığı hâl kusur değil, seçilmişliktir. Kur’an’da geçen şu ayeti dikkatlice oku: "O sizi en güzel surette yaratmıştır." (Teğâbûn sûresi, 3. âyet) Senin kısa boyun, genç gösteren yüzün, seyrek saçın-sakalın... hepsi bir sanatın parçası. İnsanlar bunu “kusur” gibi görebilir ama Allah, kusurla değil, hikmetle yaratır. O hikmeti biz her zaman göremeyiz. Ama şuna emin ol: Her farklılığın bir hikmeti vardır. Senin derdin dış görünüş değil, anlaşılma arayışıdır. Aslında seni yoran sadece dış görünüşün değil. İnsanlar seni “ciddiye almaması”, “hafife alması”, “yaşıtların gibi davranmaması”... Bunlar yorar insanı. Ama bu da bir hakikati gösterir: Sen bu çağın sıradan bir genci değilsin. Senin yükün, derdin, hedefin farklı. Ve herkes ağır yük taşıyamaz. Allah, seni kendi katında değerli kıldığı için, halk içinde biraz geri plana alıyor olabilir. “Sabır mı Göstermek Gerekir”, “Çıkış mı Aramak?” Sabır göstermeye çalışıyor ama bazen başaramadığını söylüyorsun. Bu çok insani bir şey. Sabır, hissizleşmek demek değildir. Bilakis sabır, yürekte yangın varken dilini ve davranışını güzelleştirme gayretidir. Senin yazdıkların sabırsızlık değil, "sabırda zorlanmak"tır. Bu da kıymetlidir. Ayrıca “Rabbim imtihan ediyor deyip sabrediyorum ama içimden hiçbir şeye heves kalmadı” diyorsun. Kardeşim, bu bir tıkanmışlık hâlidir ve normaldir. Nefes almak istiyorsun. Sabır elbette ama birlikte bir çıkış planı da olmalı. Sana bazı tavsiyelerim olacak: Manevî Gelişim: Günlük Zikir ve Dua Programı Yap Günde 100 defa: “La havle ve la kuvvete illa billah” Günde 100 defa: “Hasbiyallahu la ilahe illa Hu” Sabah/akşam tesbihatını bırakma. Dua: “اللَّهُمَّ زَيِّنِّي بِزِينَةِ الْإِيمَانِ، وَاجْعَلْنِي هَادِيًا مَهْدِيًّا "Allah’ım! Beni iman ziynetiyle süsle ve beni doğru yola ileten, hidayete erdirilmiş kullarından eyle." İlim Programı: Kendini Donat. Her gün 1 sayfa Kur’an meali Haftada 2 gün siyer veya sahabe hayatı Psikolojik Dayanıklılık: “Bu da geçecek” Telkinini Kullan. Kendine “Ben bu görünüşle değil, bu gönülle değerliyim” de. Unutma: Yusuf (aleyhisselam) güzelliğiyle imtihan edildi, Eyyub (aleyhisselam) bedeniyle. Sosyal Alan Aç: Dışa Açıl ama Seçerek Gençlik merkezleri, vakıf çalışmaları, kitap halkaları… Dış dünyaya gönlünü değil, duruşunu aç. Her ortam seni bozmaz; bazı ortamlar seni onarır. Kardeşim, son sözüm, “Sen Değerlisin”. Senin gibi bir gencin “beş vakit cemaate gitmekten başka hevesim kalmadı” demesi aslında bir manevî tevazudur. Çünkü insanlar eğlenmek isterken sen secdeye çekiliyorsun. O yüzden, görünüşün değil bu hâlin seni Cennet’in yıldızı yapar. Rabbim seni sahabe ahlâkıyla donatsın.
Kıymetli kardeşim, çevremizden gördüğümüz muamele genelde yüzde yetmiş oranında bizim nasıl tavırlar ve alışkanlıklar içinde olduğumuzla, iletişim şeklimizin nasıllığı ile alakalıdır. Sizi ezen insanlara karşı edebinizi ve yerinizi koruyarak, saygı sınırları içinde itiraz edin. Hiçbir eziklemeyi kabul etmediğinizi onlara belirtin. Bu konuda ısrar eden kişilerle iletişimi azaltın, görüşülmesi farz olan kişilerden değilse ve ısrar ediyorsa gerekirse görüşmelerinizi bitirin. İnsanların içinde siz de asla kendinizle dalga geçmeyin. Fazla övmeye kaçmadan kendinize saygı duyan ve saygı duyulmasını isteyen biri olduğunuzu belli edin. Psikoloğunuzdan bir fayda göremediyseniz psikoloğunuzu değiştirmeyi düşünün. Hayatınızda gereken değişiklikleri yaptıktan sonra inşaallah göreceksiniz ki sorunlarınız da hafifleyecektir. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Kendinizi olduğu gibi kabul etmeye çalışın. Kendinizi güzellik üzerinden değerlendirmeyin. Allah’a "Beni seviyor musun?" diye sormak yerine, "Senin sevgini nasıl daha çok hissedebilirim?" diye düşünün. Kendinizi suçlamak yerine, şefkatle yaklaşın. "Ben de bir kulum, eksiklerim var ama Rabbim beni yine de kabul ediyor" deyin. Biriyle konuşun. Bir terapist, bir hoca ya da güvenilir bir dost. Bu yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Özetle, sizin tek başınıza yürüttüğünüz bir mücadele var. Ama Allah sizi terk etmedi. Belki de en çok O’na ihtiyacınız olan bu zamanda, O'ndan kaçmak yerine O'na yaklaşarak huzuru bulabilirsiniz. Bazen dua etmek bile gelmez insanın içinden. O zaman sadece "Rabbim, bana yol göster" demek bile yeter. Kendinize yüklenmeyin. Siz değerlisiniz. Ve Allah, sizi böyle yaratmakla hata yapmadı. Siz tam da olması gerektiğiniz gibisin. اللَّهُمَّ اكْفِنِي بِحَلَالِكَ عَنْ حَرَامِكَ، وَأَغْنِنِي بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ. Türkçe Anlamı: "Allah’ım! Beni helâlinle haramından koru, lütfunla Senden başkasına muhtaç etme." Bu duayı özellikle sıkıntılı hissettiğinizde, sabah-akşam veya namazlardan sonra okuyabilirsiniz. İçinizdeki huzursuzluğu hafifletmek için, samimi bir şekilde Allah’a yönelerek dua etmek çok etkili olacaktır inşallah. Allah gönlünüze genişlik, kalbinize huzur versin.
Selamünaleyküm. Evvela, abartmamaya çalışın. Ciddi bir şekilde abartıyorsunuz. Zikrettiğiniz konuları normal ölçülerde ele alın. İkinci olarak da, meraklanmayın kader sizi vakti geldiğinde bir saat içinde tanıştırır ve işinizi bitirir. Allah'a tevekkül edin.
Kadın ve erkek savaşının bir sahnesini görmüşsün. Elhamdülillah bir sıkıntı olmamış. Yüz verme, yalnız gezme. Cevap bile verme. Gerekiyorsa yakındaki bir emniyet mensubuna şikâyette bulun ama bu konuyu afet gibi abartmana da gerek yoktur. Sen kulluğunu yaşamana bak. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Sizde iki önemli husus var. Birincisi, ayrıntılara çok takılıyorsunuz. Ayrıntılarla uğraşmayın, aslı kaybedersiniz. İkincisi de vaktinizi tam dolduramıyorsunuz. Kendinize faydalı işler üretin. Okumayı artırın. İbadetleri artırın. Sılayırahim yapın, ders dinleyin. Vaktinizi size yetmeyecek hâle getirin. Başka bir sorun yok inşaallah.
çirkin konusundaki diğer fetvalar
Biz şöyle İMAN EDİYORUZ: Günah ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın rahmeti ondan çok daha büyüktür. Allah’ın affetmediği bir günah yoktur. Yeter ki kul ciddi bir tevbe yapsın. Sonra da tevbesini korusun. Günahın birden çok kere işlenmiş olması da bu gerçeği değiştirmez. Tevbe bozulmuş tekrar işlenmiş, tekrar tevbe gelmiş, tekrar bozulmuş olması da gerçeğimizi değiştirmez. Bunun aksini düşünmek aklını şeytana kaptırmaktır. Allah hakkında iyi düşünmek imanımızın gereğidir. Zaten başka kapımız da yoktur. Acilen tevbeye yönelin, zamanı iyi değerlendirin, şeytana takılmayın.
Bu durumunuzla ilgili olarak bir psikologla muhakkak görüşmelisiniz.
Selamünaleyküm. KERİH ifadesi için en ideal benzetme ÇİRKİN kelimesidir. Dini hüküm olarak da mekruhtan harama kadar uzanan bir çizgiyi yansıtır. Necaset bir şeyin dile değmesi, kasten ve zevk için olursa haram olur.