Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben genç bir kızım. Çocukluğumdan beri herkes tarafından dışlanıyorum ve sırf bu yüzden Allah’a isyan ediyorum. “Beni neden ezik yarattın?” diye düşünüyorum. İnsanlar bana asla saygı duymuyor. Müslümanın vakarlı ve heybetli olması gerekirken, ben herkesin şamar oğlanına dönüşmüş gibiyim. Annem bile beni sürekli aşağılıyordu. Babamdan ise haşa ilah gibi korkuyordum. Kendimi hadislere, siyer okumalarına ve ilme vermeye çalışıyorum ama yine de yalnızım, kimseyle arkadaşlık kuramıyorum. Allah’a yalvarıyorum ama dua etmeyi mi bilmiyorum, kestiremiyorum. Bazen kendimden nefret ediyorum. İçimde gizli bir bencillik hissi olduğunu da fark ediyorum. Psikologla görüşüyorum fakat hiçbir faydasını görmüyorum. Sizin kısa kısa videolarınızı izliyorum, kendimi toparlamaya çalışıyorum. “Tamam, Hz. Ömer gibi güçlü olacağım.” diyorum ama sonra yine ezik, mıymıntı biri gibi davranıyorum. Hayır diyemiyorum, kimse bana saygı duymuyor. Ancak suratsız olunca mı sözüm dinlenecek? Bıktım insanlardan! Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Kendinizi olduğu gibi kabul etmeye çalışın. Kendinizi güzellik üzerinden değerlendirmeyin. Allah’a "Beni seviyor musun?" diye sormak yerine, "Senin sevgini nasıl daha çok hissedebilirim?" diye düşünün. Kendinizi suçlamak yerine, şefkatle yaklaşın. "Ben de bir kulum, eksiklerim var ama Rabbim beni yine de kabul ediyor" deyin. Biriyle konuşun. Bir terapist, bir hoca ya da güvenilir bir dost. Bu yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Özetle, sizin tek başınıza yürüttüğünüz bir mücadele var. Ama Allah sizi terk etmedi. Belki de en çok O’na ihtiyacınız olan bu zamanda, O'ndan kaçmak yerine O'na yaklaşarak huzuru bulabilirsiniz. Bazen dua etmek bile gelmez insanın içinden. O zaman sadece "Rabbim, bana yol göster" demek bile yeter. Kendinize yüklenmeyin. Siz değerlisiniz. Ve Allah, sizi böyle yaratmakla hata yapmadı. Siz tam da olması gerektiğiniz gibisin. اللَّهُمَّ اكْفِنِي بِحَلَالِكَ عَنْ حَرَامِكَ، وَأَغْنِنِي بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ. Türkçe Anlamı: "Allah’ım! Beni helâlinle haramından koru, lütfunla Senden başkasına muhtaç etme." Bu duayı özellikle sıkıntılı hissettiğinizde, sabah-akşam veya namazlardan sonra okuyabilirsiniz. İçinizdeki huzursuzluğu hafifletmek için, samimi bir şekilde Allah’a yönelerek dua etmek çok etkili olacaktır inşallah. Allah gönlünüze genişlik, kalbinize huzur versin.
Kızım, böyle BETERİN İYİSİNE RAZI OLMAK mantığını terk etmelisin. Hayat böyle yaşanmaz. En iyisini ara, en iyisini bulmak için gerekeni yap. Öncelikli olarak bir psikologla durumu değerlendirmeni tavsiye ederim sana. İbadetlerini artır ve ezber bildiğin yerleri kuvvetlendir. Her şeyi duyma ve görme. Göreceksin bir zaman sonra kendini daha huzurlu hissedeceksin biiznillah.
Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin. Önceliğin sağlığın olsun. Sağılığınla ciddi olarak ilgilen. Bundan sonraki hedefin ise dini bilgini geliştirmek olsun. Abartmadan, takıntı yapmadan bilgi edinmeye bak. Aceleci olma. Acelecilik seni yıpratabilir. Bulabildiğin kadar kendine samimi arkadaş bulmaya çalış. Az da olsa samimi arkadaş senin için ilaç gibidir. İstikrarlı bir Kur'an okuman olsun. Mesela günlük beş sayfa oku. Belli zikirler yap. Anne babanın duasını almaya çalış. Allah yardımcın olsun.
Bacım, Bu çağa farklı bir isim olarak “nimetler ve imkânlar içinde ama gariplerin çağı” demekte bir sakınca görmüyorum. Sizin derdiniz de bunu yansıtıyor. Nimetler içinde yüzerken yokluktan şikâyet etmek durumundayız. Siz veya biz, hâlimiz şöyle veya böyle benzeşiyor. Allah’a sığınmak ve şeriatına teslim olmaktan başka çaremiz yoktur. Acilen ona dönmeliyiz. Size bu huzursuzluğunuzun azalması için bazı tavsiyelerde bulunabilirim ama kesin bir düzelme için sizin özel nedenleriniz üzerinde de araştırma yapılması gerekiyor olabilir. Bu da bir psikolog nezaretinde yürümek demektir. Bu tarzda sizin yaptığınız gibi bir inceleme kendimize yapmalıyız, gereklidir de bu. Ne durumdayız, nasıl gidiyoruz muhasebesi yapalım. Yalnız bunu “münafıklık” kavramı ile pekiştirecek düzeye getirmeyelim. Aileyi itham edecek sonuçları öne çekmeyelim. Halk dilinde buna, en son söylenecek sözü en başta söylemek denir. O da şeytanın bize nüfuz etmesi ve bizi sömürmesi bakımından aleyhimize bir tutumdur. Abartmadan ama titiz davranmak ilkemiz olsun. İnsan olduğumuzu, etten ve kemikten yaratıldığımızı unutmayalım. Yorulmamız, usanmamız, ağlamamız/gülmemiz, mutlu olmamız sinirlenmemiz normaldir. Normal olmayan ise bir yere kilitlenip kalmaktır. Mesela sizdeki bu durum, insan hayatı akışında normal bir durumdur. Evlenmenizin gecikmesinden, bedeninizdeki keşfedemediğiniz bir arızadan, çevrenizin sizi bunaltmasından, kapasitenizi zorlayan bir işte olmanızdan, fıtratınızın tersine işler yapmanızdan kaynaklanıyor olabilir. Hangisi olursa olsun, hepsinin çözümü vardır biiznillah. Çözümü olmayan tek şey, çözümsüzlüğe takılmaktır. Günlük hayatınızı iyi programlayın. Namaza eksenli bir planlama yapabilirsiniz. Özellikle yemek ve uyku ne kadar kontrolünüzde ise günlük hayatınız için o kadar uygulanabilir bir program yapabilirsiniz demektir. Şu üç şey avcunuzun içindeki gibi kontrol ettiğiniz şeyler olmalıdır: Uyku, yemek ve arkadaş. Uyku sıkıntısı sizin yemek tarzınızdan kaynaklanıyor olabilir. Çok yiyorsunuzdur, zamansız yiyorsunuzdur, ağır gıdalar alıyorsunuzdur, hazım sorununuz vardır… Bunları bir diyetisyenle de değerlendirebilirsiniz. Yemek açısından sıkıntı yoksa bedensel bir sorunu inceleyeceksiniz. Öyle veya böyle acil bir eylem planı olarak şunu yapın: Gündüz uykusunu özellikle de ikindi civarındaki uykuyu iptal edin. Gece aynı saatte yatın, aynı saatte kalkın. Toplam uyuduğunuz da yedi saati geçmesin altı saati düşmesin. Uyku öncesinde yemek yemeyin. Üç saat öncesinde en az yemek işi bitsin ve asla ağır yiyecekler yemeyin. İnternet ve cep telefonu kullanımınızı sınırlayın. Arkadaş çevrenizi kontrol edin. Gündemi sizin gündeminizden farklı olanları elemek zorundasınız. Ebeveyninizle tartışma ortamlarını azaltın. Mesela onlar sizi görmek istiyorlarsa siz, onların bu isteğinden önce gözlerine görünün, ellerini yanaklarını öpün ve odanıza çekilin. Bu sizi merak etmelerini azaltır. Odanıza çekilirken de “Ben gelmeden yemeğe başlamayın ha!” diyerek alakanızı gösterin. Bunlar basit ama sizi rahatlatır şeylerdir. Bilhassa namazın rahatlatıcı yönünü bilmelisiniz. Kur'an okumanın huzur verdiğini bilmelisiniz. Zikir yapmayı becerin. Ve unutmayın: Hayat, sabretmesini bilenlerin kazandığı bir cihat imtihanıdır. Sabır da her an ve her iş için geçerlidir. Size dua ederim, kalbinize huzur akıtmasını Allah’tan dilerim.
Siz ahlakınızdan taviz vermeyin. İnsanlarla iyi geçinin. Ama insanları zorlamayın. Farz denecek konularda ve haramlar konusunda bu titizliğinizi koruyun ama diğer ayrıntı konularda abartıya kaçmayın ve insanların sizin gibi olmasını beklemeyin. Yoksa onları kendinizden soğutursunuz. Allah hepinize afiyet versin.
İnsan olarak sınanmak için bulunuyoruz bu hayatta. Dış düşmanlarla sınandığımız gibi insanlığımız ve imanımız bakımından iç dinamiğimizle de sınanacağız. Mü'min olduğumuzu söylediğimiz gibi o iddiamızın ne kadar yerleşik olduğu da görülecektir. Sizin yaşadığınız da budur. Şeytan size, bu yaşadıklarınızın çökme olduğunu söylerken sizin, içteki birikimin test edildiğini çökme olmadığını fiiliyatınızla söylemeniz gerekirdi. Yani kazanacağınız bir noktada kaybetmeye kayıyorsunuz. Tekrar algılamaya çalışın bu ince çizgiyi, rahat edeceksiniz biiznillah. İnsanların riyakâr olmaları veya olmamaları sizin için önemli olmamalıdır. Siz kendi kimliğinizle yaşayın. Siz dik durun, sabit kalın; çevrenize göre şekillenmeye kalkmayın. Bu da size güç katacaktır. İbadetlerinizde eksiklik olmasın. Bilhassa namazı ayakta tutun ki namaz sizi bu hayatın gelgitlerinden korusun. Kur'an okumaya bakın. İstikrarlı bir Kur'an okuma neticede sulanması ihmal edilmeyen bitki gibi içimizdeki iman hissiyatını aktif hâle getirecektir. Duanızı eksik etmeyin. Her gün binlerce kere güzel duaları tekrar tekrar dillendirin. Duanız kadar güçlü hissedersiniz kendinizi. Allah yardımcınız olsun.