Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Çevremizde birçok cemaat vakıf var, hepsi bizim yolumuz doğru yoldur diyor. Bize tavsiyeniz nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Küfrün her şeyi kötü olmayabilir ama bir küfrün kökten karşısındayız. İyisine iyi deriz ama o iyi, bizi onlara yaklaştırmaz.
Selamünaleyküm. Allah kabul etsin der, yılmamanızı tavsiye ederiz.
Aleykümselam. Bunu bir oyun olarak görürüz. Dinimiz üzerinden her oyun da tehlikelidir.
Selamünaleyküm. Önce bu mantığı terk edin; geçmişi, hatalarınızı irdeleme yerine, oturun neler yapabileceğinizi düşünün. Yapabileceğinizi düşündüğünüz en kolay işten başlayarak bir çalışma planı yapın. İş bitirin, biten işin yerine yenisini başlatın. Böylece raya girmiş olursunuz. Sorunlu insanları örnek almayın. Gerekiyorsa çevre değiştirin, şehir değiştirin. Kur'an okuyun. Bir ilimi meclisine katılın.
Selamünaleyküm. Mü'min, kalbinin huzur bulmadığı işi yapmaz.
Selamünaleyküm. Bu durumlarda en itidalli yol, hiçbir telkinde bulunmadan seninle beraber olmasını sağlamandır. Bir zaman sonra o sizden etkilenmeye başlayacaktır. Sözden daha yararlı olan beraber bir ortamda bulunmaktır. Bunu deneyin.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Kadının, kocasının cemaate iştirakine engel olması caiz değildir, böyle bir hakkı yoktur. Karanlıktan korkma gibi çok özel bir durum varsa zaruretten böyle bir istekte bulunabilir.
Selamünaleyküm. Camideki cemaat olmaz ama cemaat sevabı kesinlikle olur.
Selamünaleyküm. İbadetin bireysel ve cemaat ayrımı yoktur. İbadet, sadece kendi dili ile yapılabilir.
Aleykümselam. Böyle bir şey yoktur. İmamın cemaatle kıldığı namaz kendisi ve arkasındakiler için ayna anda kılınmış namazdır.
Aleykümselam.Allah rızası ile yapılan ve yapılış tarzı itibariyle Şeriat'a aykırılık ihtiva etmeyen her amel cihat sayılabilecek bir amel olur. Kimin hangi ameli ne kadar cihat düzeyinde yaptığı ise o kişi ile Rabbi arasında ölçülebilecek bir durumdur. Bizim ölçebileceğimiz seviye kulun yaptığı ameli, Şeriat'ın bilinen kaidelerine uygun yapıp yapmadığıdır. Bunun ötesini irdeleyemeyiz.
Selamünaleyküm. Biz, Allah'a ve Peygamber'ine iman ediyoruz. İman etmek demek, kayıtsız ve şartsız teslim olmak, her emredileni kabul etmek demektir. Allah'tan ve Peygamber aleyhisselamdan ne gelirse ona hiç itiraz etmeden teslim olmak demektir. Bu, imanımızın özüdür. Böyle inanıyor, böyle ölmek istiyoruz. Bu imanı ölçümüzün ötesinde, ümmetimizin büyükleri ile bağımız ve ilişkimiz sevgi ve takdir üzerine kuruludur. Alimlerimizi şeyhlerimizi, bizim önderlerimizi sever sayarız. Peşlerinden gider, izlerini sürmeye çalışırız. Onların dile düşmesine izin vermez, ulu orta irdelenmelerine razı olmayız. Adı ve kimliği ne olursa olsun, bu ümmetin büyüklerine karşı tavrımız budur. Ancak, hiçbir âlim veya şeyhi ya da bir önderi Peygamber aleyhisselam gibi masum görmeyiz. Görülmesini kabul etmeyiz. Onları put durumuna getirmeyiz. Hatalı olabileceklerini kabul eder, hatalarından ötürü de onlara düşmanlık etmeyiz. Ne körü körüne izlerini sürer ne de hatadan ötürü siler atarız. Onlar da bizim gibi insan oldukları için belli bir seviyede görür, ileri geri irdeletmeyiz. Bu iki ölçümüzün ele alınması durumunda, ulema ve meşayıh arasında horoz dövüşü gibi bir dövüşün mümin açısından hiçbir yararı olmadığı görülecektir. Ne şu âlim ne de bu âlim, kavga nedenimiz olamaz. Herkes iyi bildiği, güzel anladığı âlim veya şeyhin peşinden gider ama diğerlerini irdelemez. Biz, kendi güzelimizi korur kollar, başkalarınınkinin güzelliği veya çirkinliği ile uğraşmayız. Buna vaktimiz olmamalıdır. Bu da bir imtihandır elbette. Ümmetimizin bunca sıkıntısı arasında bir de geçmiş büyüklerini kurcalamanın ne yararı olacaktır? Vakit ve enerji israfından başka bir sonucu olmayan bu tutumu kabul etmeyiz. Sabırlı olup, böyle düşük tartışmalara katılmamalıyız. Nefeslerimizin bile hesabını vereceğimiz bir diyara doğru gidiyoruz. Çok dikkat edelim.