Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Türkçe ibadet ile alakalı bir sorum olacak. Cemaat ile yapılan ibadetlerde Türkçe ile ibadet edilmez. Bunun sebeplerini okudum. Lakin bireysel olarak yapılan ibadetlerde de durum aynı mı? Kişi tek başına namaz kılarken Türkçe ile namaz kılabilir mi? Kılamaz ise sebepleri nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Namazın içinde sadece Sünnet olan dualar okunur. Namaz dışında ise herkes kendi dilinden istediği duayı yapabilir. Namaza yabancı kelime sokulmaz.
Selamünaleyküm. İkindiye gittiğinizi bilerek camide idiniz de diliniz öğlen dedi ise bunun namazınıza zararı yoktur. Tekrar kıldığınıza göre zaten sorun yoktur, Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Namaz kıldırmada özür sahibinin kıraatinin iyi olması keraheti kaldırmaz. Özürlü olmayanın özürlünün arkasında cemaat olması mekruh görülmüştür. Buradaki özrün abdestle ilgili olduğunu da bilmeliyiz.
Aleykümselam. Cami ve cemaat birbirini tamamlayan iki kavramdır. Camide kılınmayan hiçbir namaz cemaatle kılınsa da O CAMİDEKİ CEMAAT değildir. Evet, tek kılmaya göre sevabı farklıdır ama caminin yeri başkadır.
Aleykümselam. Böyle bir şey yoktur. İmamın cemaatle kıldığı namaz kendisi ve arkasındakiler için ayna anda kılınmış namazdır.
Selamünaleyküm. Namazın vakti çıkmadan kılınacaksa cemaati beklemek daha uygundur.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Biz, Allah'a ve Peygamber'ine iman ediyoruz. İman etmek demek, kayıtsız ve şartsız teslim olmak, her emredileni kabul etmek demektir. Allah'tan ve Peygamber aleyhisselamdan ne gelirse ona hiç itiraz etmeden teslim olmak demektir. Bu, imanımızın özüdür. Böyle inanıyor, böyle ölmek istiyoruz. Bu imanı ölçümüzün ötesinde, ümmetimizin büyükleri ile bağımız ve ilişkimiz sevgi ve takdir üzerine kuruludur. Alimlerimizi şeyhlerimizi, bizim önderlerimizi sever sayarız. Peşlerinden gider, izlerini sürmeye çalışırız. Onların dile düşmesine izin vermez, ulu orta irdelenmelerine razı olmayız. Adı ve kimliği ne olursa olsun, bu ümmetin büyüklerine karşı tavrımız budur. Ancak, hiçbir âlim veya şeyhi ya da bir önderi Peygamber aleyhisselam gibi masum görmeyiz. Görülmesini kabul etmeyiz. Onları put durumuna getirmeyiz. Hatalı olabileceklerini kabul eder, hatalarından ötürü de onlara düşmanlık etmeyiz. Ne körü körüne izlerini sürer ne de hatadan ötürü siler atarız. Onlar da bizim gibi insan oldukları için belli bir seviyede görür, ileri geri irdeletmeyiz. Bu iki ölçümüzün ele alınması durumunda, ulema ve meşayıh arasında horoz dövüşü gibi bir dövüşün mümin açısından hiçbir yararı olmadığı görülecektir. Ne şu âlim ne de bu âlim, kavga nedenimiz olamaz. Herkes iyi bildiği, güzel anladığı âlim veya şeyhin peşinden gider ama diğerlerini irdelemez. Biz, kendi güzelimizi korur kollar, başkalarınınkinin güzelliği veya çirkinliği ile uğraşmayız. Buna vaktimiz olmamalıdır. Bu da bir imtihandır elbette. Ümmetimizin bunca sıkıntısı arasında bir de geçmiş büyüklerini kurcalamanın ne yararı olacaktır? Vakit ve enerji israfından başka bir sonucu olmayan bu tutumu kabul etmeyiz. Sabırlı olup, böyle düşük tartışmalara katılmamalıyız. Nefeslerimizin bile hesabını vereceğimiz bir diyara doğru gidiyoruz. Çok dikkat edelim.
Selamünaleyküm. Camideki cemaat olmaz ama cemaat sevabı kesinlikle olur.
Selamünaleyküm. Bu durumda siz, bir de melekleri saymaya çalışın. Göreceksiniz ki, hiç de az cemaatiniz yoktur. İnsanların parasını almayın. Yediğinizden fazlasını onlara yedirin. Yüzgöz olacak kadar içli dışlı olmayın. Selamı asla ihmal etmeyin. Küçüklerle daha fazla ilgilenin. Köyün yöresel sorunları ile hiç ilgilenmeyin. Muhakkak işinizin başında bulunun, gereksiz yere izin de kullanmayın. Bir ilmihali ezberleyecek kadar okuyun, ondan notlar tutun. Bayram, kandil gibi özel günleri fırsat bilin ve sabredin, mağlup değilsiniz.
Selamünaleyküm. Maalesef öyle, yüreğimizden tekbir getirmeyi öğrenene kadar gayret edelim. Birbirimize dua edelim.
Selamünaleyküm. Aziz kardeşim, bu tereddütleri veya bir benzerini, elimizdeki Kur'an'ın bize ulaşmasında gördünüz, duydunuz mu? Elbette duymadınız; Kur'an'ımız dilden dile bir harfinde bile şüphe olmadan elimizdedir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadisleri elimizdedir. Kim nerede nasıl söylemiş biliyoruz. İmam A'zam Ebu Hanife'nin ilmi elimizdedir. Hasan Basrî, Fudayl bin İyad, Abdülkadir Geylanî elimizdedir. Meraklısı iseniz Ahmed Faruk Serhendî elimizdedir. Gerisinin nedenlerini, nasıllarını boş verebilirsiniz. Sakın Kur'an'ın ve Buharî'nin kendisine yetmediği kimse durumunda kalmayasınız!
Selamünaleyküm. Böyle bir fıkıh kuralı yoktur. İstanbul sokaklarında dolaşıyorlar da Mekke sokaklarında neden dolaşamıyorlar. Bu bir fıkıh kuralı değildir.