Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Sizlere bir sorum olacak. Ben Hollanda'da yaşıyorum. Burada her kesimden insan var tasavvuf ehli olsun, selefiler olsun, mezhepçiler olsun. Bu kısımlar hepsi birbiriyle çarpışıyor. En büyük çatışmada selefi ve tasavvuf ehli arasındadır. Selefiler bütün gelmiş geçmiş tasavvuf ehlinin yani İmam Rabbani olsun, Cüneyd Bağdadi, Osman Gazi gibiler in bozuk itikatta olduklarını diyorlar. İmam Rabbaninin mektubatında mesela Allah'ı kadının vücudunda gördüğüne dair söylediği deniliyor, bu konuda İmam Rabbaniye karşı tutumumuz ne olmalı? Tasavvuf ehline tutumumuz ne olmalı? Açıklık getirirseniz sevinirim. Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Zerre kadar iyilik ölçüsünde haklısınız elbette ama dağ kadar Kur'an okuma sevabı ile kıyas edildiğinde zerreleri ne yapacaksınız. Dinimizde ibadet olan şeyleri saydığımızda, namaz, oruç gibi, siret okuyup ağlama diye bir ibadet var mı? Ashab ki, sevgide onlar Arş'a kadar yükseldiler; öyle mi yaptılar yoksa onun sevgisini ispat için cihat mı ettiler? İyi ve insaflı düşündüğümüzde görürüz ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin siretini, vefatını bize anlatarak ağlamamızı sağlayanlar bunun üzerinden bizi oyalamaktadırlar. Bilerek veya bilmeyerek yaptıkları ise onlar ile Rableri arasındaki bir iştir. Biz, bize dönen yönünü ele alıyoruz. Ne Peygamber aleyhisselam aşkı ki, bir sakal için dahi o ağlayan gözleri hareket ettiremiyor. Peygamber aleyhisselamın bizden beklentisi onun adına ağlamak mıdır, dinini yükseltmek midir? Bankaların bakkal gibi yayıldığı bir zamanda kendimizi aldatacak kuru tesellilere vaktimiz olmamalıdır. Zerre kadar amelde büyüktür kesinlikle ama Kudüs dağlardan daha büyük bir sevap olarak önümüzde duruyor. İşte neslimizi saran şehvet ablukası, işte çöken ahlâkımız! Dinlerken elbette insanın içi cız ediyor o sözlere ama ne yazık ki gerçek böyle! Sizlere dua ederiz, duanızı bekleriz.
Selamünaleyküm. Her asırda Allah Teala'nın dinini ayağa kaldıracak bir kulunu göndereceğine dair bilgi kaynağımız hadisi şeriflerdir. Dolayısıyla bir gazete haberi gibi tahlil edemeyiz bu bilgiyi. Ancak şu hususları da dikkatimizden kaçırmayalım: 1- Bu gönderme işi Allah Teala'ya aittir. Müslümanların kandi aralarından tayin ettikleri biri değildir. 2- Gelenin âlim biri olması gibi bir daraltma da yoktur. Allah Teala, bir âlimi gönderebileceği gibi bir askerî dehayı, bir toplum önderini de gönderebilir. 3- Her asırda gelecek olan kişi, dini yenilemeyecektir. Dinin yenilenecek bir tarafı yoktur. Onun işi, Müslümanların üzerindeki külleri savurmaktır. 4- Kimin filan asırdaki gönderilen olduğunu tespit etmemiz mümkün değildir. Belli bir kitlenin 'şu şahis' diye göstermesi bir temenni olabilir; daha ileri götürülmesi boş iddiadır. 5- Emevi döneminin halifelerinden Ömer bin Abdülaziz'in böyle bir şahsiyet olduğunda neredeyse ittifak vardır. Selahaddin Eyyübî için de bönzer temenniler vardır. Ama bir insanın ölümünden en az bir asır geçmeden ne yapıp yapmadığı konusunda karar vermek doğru olmaz. 6- Vahiy kapanmıştır. Vahiy iddiasında olan sapıktır. İlham ise vahiy gibi bağlayıcı değildir. İlhamı bir işaret olarak görebiliriz; hüküm kaynağı olarak görmemiz mümkün değildir. Bu konudaki yanlışı kim yaparsa yapsın sonuç değişmez. 7- Böyle bir müceddidin vazifesi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şeriatını canlandırmak, Müslümanların heyecanının ve ihlasını artırmaktır. Yenilik yapan, yabancılardan fikin ve inanç aktaran bu vasıfla anılamaz. Allah Teala'dan, zamanımızın, mekânımızın mlücedditleri olmayı bize lütfetmesini dileriz.
Selamünaleyküm. Bir: Boş verin kimin ne dediğine, siz Allah için bir şeyler yapın, Allah için çalıştığına inandıklarınıza dualar edin, onlarla olun. Meleklerin işi ne, kimin ne yaptığını onlar hesap edip dursun. Bize Rabbimiz yeter. İki: Sizin için en kestirme hitabet yolu şudur: Konuşmalarını beğendiğiniz birinin en hoşunuza giden bir konuşmasını MP3'e yükleyin. O konuşmayı, yürürken, bulaşık yıkarken defalarca dinleyin. Bir zaman sonra o konuşmayı taklit etmeye başlayın. Ses tonunu, iniş çıkışları taklit edin. Yalnız bir yerde, önünüzde kalabalık varmış gibi tiyatro yapın. Buna iki ay kadar devam edince sizin de yeteneğinizin olduğunu keşfedecek rahatlayacaksınız. Allah yardımcınız olsun. Büyük düşünün, büyük çalışın.
Selamünaleyküm. Sevgili kardeşim. Aşırılık ithamı ve yalnız kalmak senden önceki Allah dostlarının da kaderi olmuştur. Bunu dert etmemen gerekir. Sabredemezsen şeytanı sevindirirsin. Sözünü dinletemediğin yerden, sözünü dinletebileceğin yere geç, inatlaşıp kendini yıpratma. Git gide körü körüne konuşan adam durumuna gelirsin. Sabırlı ol, yoluna devam et, abartma.
Selamünaleyküm. Şunu şaşmaz bir kural olarak bilin ve uygulayın. Biz mü'minler kardeşiz. Kardeşliğimizin gereği olarak da birbirimize itibar ederiz. Aynı düşündüğümüz hususlarda beraber oluruz. Farklı düşündüğümüz hususlarda ise birbirimizle tartışmayı bile kabul etmeyiz. Temel iman meselelerinde beraber olduktan sonra tali konularda tartışmak abestir. Birbirimizi farklılıklarımızla kabul edebilirsek şeytanın tuzağına takılmamış oluruz. Bunu siyasetiniz edinin. Beraber olun, tartışmayın. Tartışandan özür dileyin. Bu güne kadar kimse tartışarak birbirine ikna edebilmiş değildir. Bu bir imtihandır. Bile bile tuzağa düşmeyelim.
Selamünaleyküm. Anne hakkının üstün olması, her doğuranın o meziyette olması anlamına gelmiyor. Doğurduğu yüzünden harap olacak nice kadınlar da vardır. Siz eşliğinizi bilin, zulüm yapmadan ahirete gidin. Çocuklarınız da asgari düzeyde ible olsa çocukluklarının gereğini annalerine karşı yapsınlar. Biz şu fani dünya için mi yaşıyoruz. Emeklerimizin karşılığını burada mı alacağız. Bırakın Allah Teâlâ sizi, ebedi mutluluklar diyarını kazananlardan yapsın, ne istiyorsunuz daha? Az bir meta değil mi şu alem, sabredin.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. İbadetin bireysel ve cemaat ayrımı yoktur. İbadet, sadece kendi dili ile yapılabilir.
Selamünaleyküm. Bu durumda siz, bir de melekleri saymaya çalışın. Göreceksiniz ki, hiç de az cemaatiniz yoktur. İnsanların parasını almayın. Yediğinizden fazlasını onlara yedirin. Yüzgöz olacak kadar içli dışlı olmayın. Selamı asla ihmal etmeyin. Küçüklerle daha fazla ilgilenin. Köyün yöresel sorunları ile hiç ilgilenmeyin. Muhakkak işinizin başında bulunun, gereksiz yere izin de kullanmayın. Bir ilmihali ezberleyecek kadar okuyun, ondan notlar tutun. Bayram, kandil gibi özel günleri fırsat bilin ve sabredin, mağlup değilsiniz.
Selamünaleyküm. Maalesef öyle, yüreğimizden tekbir getirmeyi öğrenene kadar gayret edelim. Birbirimize dua edelim.
Selamünaleyküm. Camideki cemaat olmaz ama cemaat sevabı kesinlikle olur.
Selamünaleyküm. Aziz kardeşim, bu tereddütleri veya bir benzerini, elimizdeki Kur'an'ın bize ulaşmasında gördünüz, duydunuz mu? Elbette duymadınız; Kur'an'ımız dilden dile bir harfinde bile şüphe olmadan elimizdedir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadisleri elimizdedir. Kim nerede nasıl söylemiş biliyoruz. İmam A'zam Ebu Hanife'nin ilmi elimizdedir. Hasan Basrî, Fudayl bin İyad, Abdülkadir Geylanî elimizdedir. Meraklısı iseniz Ahmed Faruk Serhendî elimizdedir. Gerisinin nedenlerini, nasıllarını boş verebilirsiniz. Sakın Kur'an'ın ve Buharî'nin kendisine yetmediği kimse durumunda kalmayasınız!
Selamünaleyküm. Böyle bir fıkıh kuralı yoktur. İstanbul sokaklarında dolaşıyorlar da Mekke sokaklarında neden dolaşamıyorlar. Bu bir fıkıh kuralı değildir.