Fetva Meclisi
Soru
Sayın Hocam selamünaleyküm. Ben küçük bir köyde imam-hatip olarak görev yapıyorum. Cemaatim az. Hizmet etmek istiyorum ama edemiyorum. Kimse yok, olanlar da gelmiyor. Bende buradan gitmek istiyorum. Dua ediyorum. Ama aklıma hep Yunus aleyhis selam geliyor. Acaba hata mı ediyorum? Bazen ruhum daralıyor. Ne yapayım hocam, ne tavsiye edersiniz bana? Çok sağ olun, Allah razı olsun sizden, hizmetlerinizi kabul etsin inşallah.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu şekilde düşünmenizin bir dayanağı yoktur. Size verilen maaşla size takdir edilen görev arasında denge kurabiliyorsanız, o maaş size helaldir. Bunun ilerisine geçerek, bulunduğunuz noktayı dine hizmete çevirirseniz, bulunduğunuz makamın da hakkını verecek bir düzeye gelmiş olursunuz. Bu da Allah'ın rızasını kazanmak demektir. İmamlık kurumu ne yazık ki basit bir memurluk seviyesine düşürüldü. Mademki bu denli ince düşünüyorsunuz, kalın orada da bir camide daha Allah'tan hayâ ederek namaz kıldıran bir imamımız bulunsun. Kendinizi fıkıh bilgisi açısından yetiştirin. Kur'an okumanızı ilerletin. Halkla ilişkilerde vakur durun. Siz büyük bir ribat görevindesiniz. Allah işinizi kolay etsin.
Selamünaleyküm. Önce bu mantığı terk edin; geçmişi, hatalarınızı irdeleme yerine, oturun neler yapabileceğinizi düşünün. Yapabileceğinizi düşündüğünüz en kolay işten başlayarak bir çalışma planı yapın. İş bitirin, biten işin yerine yenisini başlatın. Böylece raya girmiş olursunuz. Sorunlu insanları örnek almayın. Gerekiyorsa çevre değiştirin, şehir değiştirin. Kur'an okuyun. Bir ilimi meclisine katılın.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ'dan size sıhhat ve afiyet temenni ederiz. İnsanlara önemli bir hizmet yapan ciddi bir mesleğiniz var; o mesleğin hakkını vermelisiniz. İyi bir itfaiyeci olmanız, sözünü ettiğiniz kitapları okumanızdan önemlidir. Mesleğinizde aranan biri olun. O mesleğin içinde ilerleyin. Kitap okumak sizi sıktığına göre sohbetlere katılın; daha yoğun istifadeniz olur. O sohbetlerde ilerledikçe kitap okuma beceriniz de artar. Size dualar ederiz.
Selamünaleyküm. Dinimize ve Kur'an'ımıza hizmet etmek kadar büyük bir görevimiz olamaz bizim. Bunu muhakkak yapacağız ama iki şartı da unutmayacağız: Birincisi sıhhatimizi koruyarak olacak bu hizmet. İkincisi de, kazandığımız kaybettiğimizden çok olacak. Sizin anlattığınız ortam, bu şartların oluşmadığı bir ortamı yansıtmaktadır. Evinizde daha sade bir hizmeti deneyebilirsiniz. Daha bereketli bir sonuca ulaşacağınızı umarım. Allah amelinizi kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Bu şekilde düşünmenizin bir dayanağı yoktur. Size verilen maaşla size takdir edilen görev arasında denge kurabiliyorsanız, o maaş size helaldir. Bunun ilerisine geçerek, bulunduğunuz noktayı dine hizmete çevirirseniz, bulunduğunuz makamın da hakkını verecek bir düzeye gelmiş olursunuz. Bu da Allah'ın rızasını kazanmak demektir. İmamlık kurumu ne yazık ki basit bir memurluk seviyesine düşürüldü. Madem ki bu denli ince düşünüyorsunuz, kalın orada da bir camide daha Allah'tan hayâ ederek namaz kıldıran bir imamımız bulunsun. Kendinizi fıkıh bilgisi açısından yetiştirin. Kur'an okumanızı ilerletin. Halkla ilişkilerde vakur durun. Siz büyük bir ribat görevindesiniz. Allah işinizi kolay etsin.
Selamünaleyküm. - Haramlardan sakının. Haram ihtimallerini bile kapatın. Haramlı çevreden, haramları esnet tutanlardan uzak kalın. - Evli değilseniz evlenin. Evli iseniz, evliliğinizi cihat kalitesinde sürdürün. Yatak odanızı meydan savaşındeki bir mücahit gibi kullanın. Orada nefislere karşı bir savaş yapıldığını unutmayın. - Günlük ibadetlerinizi tam yapmaya çalışın. - Günahlardan tevbe edin, istiğfar edin. - Anne babanızdan dua alın. - Sılayırahim yapın. - Kur'an ile sistemli bir bağ kurun, periyoduk okumalarınız olsun. - İlmihal bilginizi taze tutun. - Çok dua eder olun. - İyi bir kardeş çevreniz olsun, onlarla dünyalık olmayan işleri konuşun, birbirinize dualar edin. - Kendinizi cennette zannederek dünyanın tuzaklarına kapılmayın, dünyayı dünya gibi bilin. Sabırlı olun, umutlu olun. - Riyazussalihîn'den başlayanak her gün bir hadis okuyun. Kısa olanlarını ezberleyin. Bir zaman sonra, Peygamber aleyhisselamı karşınızda size nasihat eder gibi hissedeceksiniz. İşte o zaman yola girdiniz demektir. Bize de dua edin.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Maalesef öyle, yüreğimizden tekbir getirmeyi öğrenene kadar gayret edelim. Birbirimize dua edelim.
Selamünaleyküm. Biz, Allah'a ve Peygamber'ine iman ediyoruz. İman etmek demek, kayıtsız ve şartsız teslim olmak, her emredileni kabul etmek demektir. Allah'tan ve Peygamber aleyhisselamdan ne gelirse ona hiç itiraz etmeden teslim olmak demektir. Bu, imanımızın özüdür. Böyle inanıyor, böyle ölmek istiyoruz. Bu imanı ölçümüzün ötesinde, ümmetimizin büyükleri ile bağımız ve ilişkimiz sevgi ve takdir üzerine kuruludur. Alimlerimizi şeyhlerimizi, bizim önderlerimizi sever sayarız. Peşlerinden gider, izlerini sürmeye çalışırız. Onların dile düşmesine izin vermez, ulu orta irdelenmelerine razı olmayız. Adı ve kimliği ne olursa olsun, bu ümmetin büyüklerine karşı tavrımız budur. Ancak, hiçbir âlim veya şeyhi ya da bir önderi Peygamber aleyhisselam gibi masum görmeyiz. Görülmesini kabul etmeyiz. Onları put durumuna getirmeyiz. Hatalı olabileceklerini kabul eder, hatalarından ötürü de onlara düşmanlık etmeyiz. Ne körü körüne izlerini sürer ne de hatadan ötürü siler atarız. Onlar da bizim gibi insan oldukları için belli bir seviyede görür, ileri geri irdeletmeyiz. Bu iki ölçümüzün ele alınması durumunda, ulema ve meşayıh arasında horoz dövüşü gibi bir dövüşün mümin açısından hiçbir yararı olmadığı görülecektir. Ne şu âlim ne de bu âlim, kavga nedenimiz olamaz. Herkes iyi bildiği, güzel anladığı âlim veya şeyhin peşinden gider ama diğerlerini irdelemez. Biz, kendi güzelimizi korur kollar, başkalarınınkinin güzelliği veya çirkinliği ile uğraşmayız. Buna vaktimiz olmamalıdır. Bu da bir imtihandır elbette. Ümmetimizin bunca sıkıntısı arasında bir de geçmiş büyüklerini kurcalamanın ne yararı olacaktır? Vakit ve enerji israfından başka bir sonucu olmayan bu tutumu kabul etmeyiz. Sabırlı olup, böyle düşük tartışmalara katılmamalıyız. Nefeslerimizin bile hesabını vereceğimiz bir diyara doğru gidiyoruz. Çok dikkat edelim.
Selamünaleyküm. İbadetin bireysel ve cemaat ayrımı yoktur. İbadet, sadece kendi dili ile yapılabilir.
Selamünaleyküm. Aziz kardeşim, bu tereddütleri veya bir benzerini, elimizdeki Kur'an'ın bize ulaşmasında gördünüz, duydunuz mu? Elbette duymadınız; Kur'an'ımız dilden dile bir harfinde bile şüphe olmadan elimizdedir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadisleri elimizdedir. Kim nerede nasıl söylemiş biliyoruz. İmam A'zam Ebu Hanife'nin ilmi elimizdedir. Hasan Basrî, Fudayl bin İyad, Abdülkadir Geylanî elimizdedir. Meraklısı iseniz Ahmed Faruk Serhendî elimizdedir. Gerisinin nedenlerini, nasıllarını boş verebilirsiniz. Sakın Kur'an'ın ve Buharî'nin kendisine yetmediği kimse durumunda kalmayasınız!
Selamünaleyküm. Böyle bir fıkıh kuralı yoktur. İstanbul sokaklarında dolaşıyorlar da Mekke sokaklarında neden dolaşamıyorlar. Bu bir fıkıh kuralı değildir.
Selamünaleyküm. Camideki cemaat olmaz ama cemaat sevabı kesinlikle olur.