Fetva Meclisi
Soru
Hazreti Ali’nin bir konuşmasında Nevruz bayramını kastederek ismini değişik kullanıp FEYRUZ diye söylediği bilgisi doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. ‘Mekke’nin Fethi Kutlaması’ şeklindeki uygulamanın dini bir alt yapısı yoktur. Yılbaşı rezaletine karşı geliştirilmiştir. İpin ucu kaçırılmamalıdır.
Biz Müslüman’ız. Elhamdülillah. Kur’an ve Hadisle bakarız hayata. Kur’an ve Hadis’in serbest bıraktığı alanlarda ise, uygunu ve yararlıyı tercih ederiz. Ölçümüz, usulümüz budur. Bu soruda geçen gün anlayışı, adına gün tahsis edilen nesneyi ileri çıkarmayı, ona hayatın yoğunluğu içerisinde yer ayırmayı amaçlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında iyi diyebileceğimiz bir uygulamayla karşı karşıyayız. Ancak biz, meseleye akidemiz açısından bakacağımıza göre, genelin dışında farklı bir tutuma sahip olmalıyız. Anne ve babaların günle, haftayla sınırlandırılmış ilgiye daraltılmasını kabullenemeyiz. Annelerimiz ve babalarımızın önünde, hayatımızın tamamını feda etmeye hazır bir mantıkla durmak mecburiyetindeyiz. Bu açıdan ele alındığında, ‘anneler günü’ kavramı, bari yılda bir gün onların olsun gibi bir mantığı yansıtmaktadır. Hâlbuki bizim inancımızda yılda bir gün değil, yılın tamamı onlarındır. Maddeci batı kültüründe annelere tahsis edilebilecek oran ancak bir gün olabilmektedir. Bu noktayı kabullenemeyiz. Benzer şeyleri öğretmenler için de söyleyebiliriz. Ali bin Ebi Talib radıyallahu anha dayandırılan meşhur bir söz, bizim öğretmene bakışımızı yansıtmaktadır: ‘Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.’ Çiçek ve buketle, sembollerle geçiştirilen bir saygı oldukça yüzeyseldir. Ruhu ve maddeyi aynı elde tutan mü'min için yüzeysellik, benimsenemez bir tutumdur.
Bu ümmetin içine sokulan yabancı anlayışlara ait bayramlara uymamız gerekmez. Yalnız bunu aile içinde bir kavgaya da çevirmemek gerekir.
Aleykümselam. Peygamberlerden birinin adının sıradan bir insan gibi anılmasının abes olacağı her mü'minin bilebileceği bir meseledir. Muhakkak bir saygı ifadesi kullanılmalıdır ki, onların imanımızla alakalı bir isim olduklarını beyan etmiş olalım. Yalnız şunu da bilmeliyiz: Nasıl saygı göstereceğimizi biz belirlersek o saygı olmayabilir de. Ulemamızın izlediği yol ne ise biz de onu izlemeliyiz. HAZRET ifadesi, bu ümmetin ilk neslinin kullandığı bir ifade değildir. Bilhassa Arap olmayan halkların kültürleri içinde oturmuş bir kavramdır. Kelime olarak sakıncalı bir kelime değildir şüphesiz. Ne var ki, bu kelime SAYIN; MUHTEREM gibi anlamlar için kullanılırken bariz bir hataya neden olmaktadır. Allah Teâlâ, peygamberlerden biri, sahabelerden biri, meşayıhtan herhangi biri için kullanılırken bu isimlerin her birini eşit duruma getirmektedir. Bunu kabul etmemiz mümkün müdür? Yaygındır diye bir hatayı neden sürdürelim? Allah ve Mevlana kelimeleri için eşit anlam ifade eden bir kavram kullanılabilir mi? Siz de takdir edersiniz ki, ulemamızın edebine uygun olanı kullanmak daha makuldür. Allah için Teâlâ, Peygamber aleyhisselam efendimiz için aleyhisselam veya sallallahu aleyhi ve sellem, diğer peygamberler için aleyhisselam, sahabeden biri için radıyallahu anh, onlardan sonrakiler için de rahmetullahi aleyh kullanmak edebe en uygun olandır. Bunların hepsi için ismin başına bir HAZRET takmanın ne kadar kalbi rahat ettireceğini ise buyurun siz düşünün. Allah’a emanet olunuz.
Bunu ifade eden sahih hadis vardır. Farzlarında eksiklik bulunanların nafilelerinden alınıp onların yerine konacaktır. Ancak hangi nafileden ne kadar konacak gibi bir bilgimiz yoktur.
Selamünaleyküm. Fehime daha makul gibidir.