Fetva Meclisi
Soru
Selamunaleykum hocam. Programlarınız çok güzel. Yalnız, ben peygamberler hakkında hep sadece isim duyuyorum, yani Hz. İsa yerine İsa, Hz. Musa yerine Musa. Yanlış anlamayın lütfen, acaba doğru mudur bu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Doğru düşünüyorsunuz ama ne kadar anlatabilirsiniz derdinizi bilemem. Tatlı bir dille ikaz edin, asla tartışmayın. Kaş yaparken göz çıkarmamaya çalışın. Allah muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Peygamberler dâhil, hiç kimsenin bilgisi son bilgi değildir. 'Son bilgi, hakikatin ta kendisi olan bilgi' Allah Teâlâ'nın bilgisidir. - Musa aleyhisselam bilinen bir isimdir. Hızır olarak adlandırdığımız isim ise bizce kimliği ve durumu meçhul bir kuldur. Bilinenle bilinmeyen arasındaki bağlantı hakkında sadece Peygamber aleyhisselamdan gelen bilgilere itimat edebiliriz. Bu hususta da yeterli bilgi elimizde yoktur. Tahminler ve zanlarla dine etki edecek bir bilginin peşinde koşamayız. - Bizim için bağlayıcı bilgi kitaplara yazılan Kur'an, hadis ve onlardan zahiri yollarla içtihat edilerek alınan bilgilerdir. Daha ötesine gitmenin anlamı yoktur.
Selamünaleyküm. Arapça yazılışları da aynıdır. Muhammed ismindeki faziletin Mehmet isminde olmayacağını düşünüyoruz. Muhammed'i tercih etmeliyiz.
“Hoca” sözcüğünün ifade ettiği anlam daha çok “din görevlisi” ifadesi ile örtüşmektedir. Siz özellikle hoca sözcüğünün değil “âlim” sözcüğünün ifade ettiği anlam üzerinde değerlendirme yapmalısınız. Önce bunu düzeltelim. Daha sonra da şunu bilmekte yarar olacaktır: Âlimler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin varisleridir yani onun dinini ve davasını kıyamete kadar taşıyacak emanetçileridirler. Âlimlere bu gözle bakmak ve bu saygınlıkla değerlendirmek gerekir. Âlim bir insandır. Asla melek değildir. İnsanlıkla alakalı sınırlar ve sorunlar onun için de geçerlidir. Elbette beynini dolduran ilim ve işgal ettiği makam onu farklı kılacaktır ama asla insan olmanın ötesine götürmeyecektir. Âlimler arasında bir derece ve birikim farkı olması tabiidir. Zira onlar insandır neticede. Hepsinin aynı düzeyde olması beklenemez. Peygamberler arasında bile bir derece farklılığı vardır. Âlimlerin hangisinin değerinin ne olduğu gibi bir ölçme asla yapılamaz. Bunu sadece Allah Teâlâ bilebilir. Âlimin ilmi beşeri ölçülerle ölçülebilir ama fazileti ölçülemez. Âlimin/âlimlerin ilmî birikimleri, ümmete katkısı ise ölçülebilir ama bu ölçme sıradan Müslümanların işi değildir. Bir âlimi değerlendirebilmek için en az o âlim kadar olmak hatta ondan da biraz yukarıda olmak gerekir. Oyuncuları değerlendirir gibi âlimleri değerlendirmeye kalkışmak tam anlamı ile bir cahillik örneğidir. Çok kitap yazmış olmak, sosyal medyada çok mesaj yayınlamış olmak, çok konuşma yapmış olmak gibi belirtiler üzerinden Peygamber aleyhisselamın varisleri arasında değerlendirme yapmak bu ümmetin değerleri ile oynamak sonucuna götürecektir. Bu bir kayma ve kaymayı meşrulaştırma sonucuna sürükleyebilir maazallah. Gayesi Allah’ın rızasını kazanıp cennete girmek olan bir mü'min böyle bir uğraşıyı kendisine uygun bulmamalıdır.
Selamünaleyküm. Peygamber aleyhisselam efendimizin künyesi Ebulkasım'dır. Bu, insanın ilk erkek çocuğunun adı ile anılması anlamına gelir. Sizin uygulamanızda bir sakınca yoktur, mübarek olsun.
Aleykümselam. Peygamber aleyhisselam efendimizin isminin anıldığı yerde salavat getirmek gerekmektedir. Muhammed bu isimdir. Muhammed isminin sıradan insanlar için kullanılması da caizdir. Herhangi bir insanın ismi Muhammed ise onun isminin anılması salavatı gerektirmez. Anılan Muhammed isminin peygamberimizi kastettiği anlaşıldığında salavat gerekmektedir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Bir kere, meselenin doktorluk tarafını muhakkak çözün. Tıbbın imkânlarını değerlendirin. İkinci olarak da, eşinizle, çocuklarınızla ve yakın çevrenizle alakalı ortamı yenileyin. Kendinizi meşguliyetleriniz, ilgi alanlarınız, dost çevreniz olarak yenilemeniz gerekir. Üçüncü olarak da duayı ihmal etmemelisiniz. Namazlardan sonra, özel vakitlerde dualar edin. Kur'an okuyun, zikir yapın. Muhakkak bir ilim meclisine katılmalısınız. Hayat budur, herkesin bir imtihanı olacak. Allah Teâlâ da kimin ne kadar imtihan kazandığını görecek. Allah Teâlâ sabır ve sebatınızı artırsın.
Selamünaleyküm. Kimsenin sizin adınıza ateşe atlama cesareti olmamasını normal bulmanız gerekir. Finans kurumları da kendi aralarında gevşek olanlar ve olmayanlar şeklinde ikiye ayrılabilirler, ayrılmalıdırlar da. Hangisini kastettiğinizi bilemediğimiz için ve isim vermemiz mümkün olmadığından şununla çalışılabilir diyemiyoruz ama açık bir faiz tavizi görmediğinizle çalışabilirsiniz. Evet, kalbi tam anlamı ile rahatlatan ve 'helal' olma açısından mükemmel olan bir kurum yoktur. Esnaflığın ve para ile iştigalin getireceği mecburiyet nedeniyle çalışılabilir deriz.
Aleykümselam. Kendinize daha temiz bir iş arayışı içinde olun, mevcut işinize razı olmayın. Sabırlı olun ve büyük düşünün. Bunları da geçici sıkıntılar olarak görün. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Dua edin. Anne babanızın gönlünü yapın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Üstadımız Abdülfettah Ebu Gudde rahmetullahi aleyhi, evimi teşrif ettiği bir günde oğlum dört yaşlarında idi. Kapıdan ayrılırken oğluma dua etmesini istedim. ‘Onu bana doğru kaldır.’dedi. kaldırdım. Sağ elini oğlumun göğsüne koyup, hamdele ve salveleden sonra: ‘Allahım! Bu çocuğu dinine hizmetçi olarak kabul buyur.’ Benim için ziyadesiyle değerli olan bu duayı ben de sizin yavrularınız için tekrar ederim. Allah Teâlâ sizi ve yavrularınızı Şeriat’ını yaşayan ve yaşatmaya gayret eden kullarından kılsın. Siz de bize dua edin lütfen. Mü'min olarak uyarma görevimiz asla bitmez. Her zaman ve herkese karşı görevliyiz. İkinci bir sorun niteliği almadıkça uyarıya devam edeceğiz. Allah’a emanet olunuz.
Aleykümselam. Siz de belirttiniz; tekfir yani bir mü'minin imanını yok sayma bir hastalıktır. Kanaatimiz odur ki, o hastalığa takılıp kalmak da karşı bir hastalıktır. Özellikle meşgul olunmamasını tavsiye ederiz. Bugüne kadar görülmüştür ki, bu meselelerle yoğunlaşanlar bir itirazı kabul etmeye yanaşmamışlardır. Tekfir boyutlu düşüncelerin esasında norm dışı kalmak vardır. Bu da onların bir söz dinlemeleri durumunda yok olmaları yani norma dönmeleri demek olacağından kolay kolay ikaz kabul edemezler. Vakit zayiatına dalmaktan ise gençlerin o hastalığa yakalanmamalarına çalışmak daha yararlıdır.
Selamünaleyküm. Cünüplük ve benzeri durumlarda içinde âyet bulunan kitaplara tutmamak kaidedir. Abdestte ise mesela fıkıh kitabına tutulabilir denmiştir. Bu zamanda deriden ayırt edilemeyecek kadar ince eldivenler vardır. Onları kullanarak kitapları okuyabilirsiniz.