Fetva Meclisi
Soru
Finans kurumlarının vadeli hesaplarına para yatırmak konusunda kimseden doyurucu bilgi alamıyoruz. Finans kurumu yetkilileri kesinlikle faizle uğraşmadıklarını, ticaretle iştigal ettiklerini söylüyorlar. Neticede çalışma sistemlerini bilmediğimiz için kararsız kalıyoruz. Ben bir esnafım. Dolayısıyla sürekli para ile uğraşıyoruz. Faizden çok korkuyorum, Allah bizi muhafaza etsin. Bu durumda finans kurumuna vadeli para yatırmamızın hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Sizin gibi herkesin kalbinde sıkıntı var onlar hakkında ama haram diyebileceğimiz bir ortam da yoktur.
Selamünaleyküm, Bizim de kalbimiz rahat değil onlar hakkında ama kati bir belgemiz de yoktur. Bu nedenle de haramdır diyemiyoruz.
Finans kurumlarının fıkıh açısından 'helal' sınıfında olmasını engelleyen uygulamalar ortadadır. Bu nedenle 'orayı kullanın' diyemiyoruz. Ama diğer bankalarla tamamen aynı saymamız da zordur. Onun için zaruri işlerimizi orada halleder, zaruret olmadıkça orada para tutmayız demek en orta yol durumundadır. Takva olan oralardan soframıza bir şey koymamaktır. Ama paranızın aslı sizindir, onu kullanın. Oradan geleni de bir yere verebilirsiniz.
Bu bir devlet uygulamasıdır. Size bunu devlet vermektedir. Devlete bakışınıza göre davranabilirsiniz. Faizi ve kendisi hakkında kalbiniz rahat etmiyorsa -ki, öyle olması takva olandır- o parayı alın ve bir vakfa bırakın. Allah'a emanet olun.
Paranızı evinizde saklayın veya müteahhidlik yapın demem ne kadar gerçekçi olur? Biz en müttaki mü'min gibi yaşamaya gayret edeceğiz ancak gerçekleri de tamamen yok sayamayız. Keşke hiç bankaya yanaşmasak hatta banka bulunan sokaktan bile geçmesek; ne kadar güzel olurdu. Şu anda zaruret durumu nedeni ile banka ile çalışacaksak sözünü ettiğiniz kurum ve onun diğer kardeşleri EHVENİ ŞER olarak çalışabileceğimiz kurumlardır. Zira o kurumlar en azından faiz haramını yok saymıyorlar. Bizim kadar olmasa da haramdan kaçmanın çarelerini arıyorlar. Ya da biz böyle biliyoruz. Zorunlu kaldıkça oraları kullanabiliriz. İnşaallah o kurumlar daha iyilerine sahip olmamıza vesile olacaktır. Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam. Gittiğiniz banka faizli işlem yapıyorsa sizin işleminiz faizsiz bile olsa vebal altında olursunuz. Faizle ilgisi olmayan bir banka ise gittiğiniz banka, sizden aldığı para bir tür bekçilik ücreti gibi kabul edilebilir, faiz değildir. Birinci bankanınki de faiz değildi ama kendisi faizci olduğu için oraya gidip iş yapmanız caiz değildi.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Siz de belirttiniz; tekfir yani bir mü'minin imanını yok sayma bir hastalıktır. Kanaatimiz odur ki, o hastalığa takılıp kalmak da karşı bir hastalıktır. Özellikle meşgul olunmamasını tavsiye ederiz. Bugüne kadar görülmüştür ki, bu meselelerle yoğunlaşanlar bir itirazı kabul etmeye yanaşmamışlardır. Tekfir boyutlu düşüncelerin esasında norm dışı kalmak vardır. Bu da onların bir söz dinlemeleri durumunda yok olmaları yani norma dönmeleri demek olacağından kolay kolay ikaz kabul edemezler. Vakit zayiatına dalmaktan ise gençlerin o hastalığa yakalanmamalarına çalışmak daha yararlıdır.
Aleykümselam. Bir kere, meselenin doktorluk tarafını muhakkak çözün. Tıbbın imkânlarını değerlendirin. İkinci olarak da, eşinizle, çocuklarınızla ve yakın çevrenizle alakalı ortamı yenileyin. Kendinizi meşguliyetleriniz, ilgi alanlarınız, dost çevreniz olarak yenilemeniz gerekir. Üçüncü olarak da duayı ihmal etmemelisiniz. Namazlardan sonra, özel vakitlerde dualar edin. Kur'an okuyun, zikir yapın. Muhakkak bir ilim meclisine katılmalısınız. Hayat budur, herkesin bir imtihanı olacak. Allah Teâlâ da kimin ne kadar imtihan kazandığını görecek. Allah Teâlâ sabır ve sebatınızı artırsın.
Aleykümselam. Bu parayı para ile satma olsa idi faiz olacağı için caiz olmazdı. Sizin yaptığınız şey, verdiğiniz hizmetin karşılığı olarak bir ücret almaktır. Caiz olması gerekir.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz şekilde yapılan faaliyetler sadece bir avuntu değildir. Yeri geldiğinde mukaddes değerleri basitleştirme noktasına da varabilir. Yapmamız gerekenleri bulmaya mecburuz. Allah yardımcımız olsun.
Aleykümselam. Peygamberlerden birinin adının sıradan bir insan gibi anılmasının abes olacağı her mü'minin bilebileceği bir meseledir. Muhakkak bir saygı ifadesi kullanılmalıdır ki, onların imanımızla alakalı bir isim olduklarını beyan etmiş olalım. Yalnız şunu da bilmeliyiz: Nasıl saygı göstereceğimizi biz belirlersek o saygı olmayabilir de. Ulemamızın izlediği yol ne ise biz de onu izlemeliyiz. HAZRET ifadesi, bu ümmetin ilk neslinin kullandığı bir ifade değildir. Bilhassa Arap olmayan halkların kültürleri içinde oturmuş bir kavramdır. Kelime olarak sakıncalı bir kelime değildir şüphesiz. Ne var ki, bu kelime SAYIN; MUHTEREM gibi anlamlar için kullanılırken bariz bir hataya neden olmaktadır. Allah Teâlâ, peygamberlerden biri, sahabelerden biri, meşayıhtan herhangi biri için kullanılırken bu isimlerin her birini eşit duruma getirmektedir. Bunu kabul etmemiz mümkün müdür? Yaygındır diye bir hatayı neden sürdürelim? Allah ve Mevlana kelimeleri için eşit anlam ifade eden bir kavram kullanılabilir mi? Siz de takdir edersiniz ki, ulemamızın edebine uygun olanı kullanmak daha makuldür. Allah için Teâlâ, Peygamber aleyhisselam efendimiz için aleyhisselam veya sallallahu aleyhi ve sellem, diğer peygamberler için aleyhisselam, sahabeden biri için radıyallahu anh, onlardan sonrakiler için de rahmetullahi aleyh kullanmak edebe en uygun olandır. Bunların hepsi için ismin başına bir HAZRET takmanın ne kadar kalbi rahat ettireceğini ise buyurun siz düşünün. Allah’a emanet olunuz.
Aleykümselam. Sakın çalışmayın, harama hizmet etmeyin. Daha ucuz bir iş bulun ama o işe girmeyin.