Fetva Meclisi
Soru
Hz. Ömer (r.a)'ı biz hep 40'ıncı Müslüman olarak bildik. Bir siyer araştırmacısı 129. Müslüman olduğunu söylüyor, hangisi doğrudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir bilgi kitaplarımızda vardır. Bunun ilk kaynağı da İbni Sa’d’ın TABAKAT adlı eseridir. Bu bilgi, sahih bir bilgi olarak önümüzde değildir. Öyle olması da muhtemeldir ama elimizdeki bilgi kati değildir. Allah ondan razı olsun, o tür büyük kararların adamı idi.
Böyle bir endişede haklısınız. Bu imanın kıymetini bilmekten kaynaklanır. Yalnız bunu vesveseye dönüştürürseniz şeytanı mutlu edersiniz. İrdeleme ve endişelenmeyi salih amellere dönüştürmek doğru olandır. İnsanın ne kendisi hakkında ne de başka bir mü'min hakkında nifak kararı vermesi doğru değildir. Zira böyle bir kararı verecek kadar bilgisi olanın yaptığı iş, bildiği hâlde nifaktan ayrılmaması, tevbe etmemesi demek olur ki, bu normal bir durum değildir. Şüpheleri ve işaretleri de vesveseye dönüştürme yerine temizlemek, yerlerine salih ameller koymak gerekendir.
Selamünaleyküm. Kırk gün Müslümanlıktan çıkmak diye bir şey yoktur. Bilmeden işlenen bir günahtan sakınca olmaz. Bilmeye çalışmalıyız. Buna rağmen bilmediğimizi Allah mağfiret buyurur.
Maalesef Müslümanlar arasında çıkan bazı gruplar, İslam namına yalan uydurmayı bir iş zannetmişlerdir. Bilhassa Şiilerin bu tür asılsız ithamları yaygındır. Değil inanmak, bilgi yerine koyup ilgilenmek bile makul değildir. Okumamış olun gitsin.
Selamünaleyküm. Yanlış yerde kullanılmış veya ölçüsü kaçırılmış bir sözdür bu. Esasen doğru olan bölümü vardır ama bütün imamların, Allah adına söylenmesi gereken şeyi 'sakladığını' söylemek büyük bir iddiadır. Böyle bir iddiayı ispat etmek zordur. O kardeşimiz, bu hükümleri bilebildiği Kur'an âyetlerini kimden öğrendi? Bu ülkede imamlar, Kur'an ahkâmını gizliyorlardı da insanlar dinlerini nasıl öğrendiler? Doğrusu şudur: dediği gibi olan imamlar yok değildir, belki imamların çoğu da öyledir ama genelleştirmek hatadır. Birbirimizin imanı hakkında çok dikkatli konuşmalıyız. Kaş yaparken göz çıkarmak tam anlamıyla hüsrandır.
Bütün mü'minler kardeştirler, bir duvarın tuğlaları gibi birbirleri ile bağlantılı olmak zorundadırlar. Bunu ve Allah Teâlâ’nın bütün emirlerini yerine getirirken en temel ölçümüz ‘TAKATIN KADAR SORUMLU OLMAN’ ölçüsüdür. Herkes yapabildiği kadarını yapar. Kimin ne kadar gücü yettiğini ise Allah Teâlâ bilebilir. Herkesin imanı hesap birimidir.