Fetva Meclisi
Soru
Muhammed Hamidullah'ın İslam Peygamberi adındaki kitabının bir bölümünde ‘Hira mağarasında kendisine gelen ilk vahiy, Rasulullah uyuduğu sırada, rüyada iken gelmişti.’ yazıyor. Hocam vahiy olayının aslı nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Adı üstünde, RÜYA!
Selamünaleyküm. Peygamber aleyhisselam efendimizin vahyin ilk dönemlerinde intihar etmeyi düşündüğü şeklindeki bilgi, SAHİH HADİS bilgisi değildir. Yani bu bilgi bize sağlam bir kaynaktan ulaşmamıştır. Bize ulaşan ve Buhari'de zikredilen bilgide ise bu ifade yani intihar etme arzusu Zührî isimli ravinin edebiyat denemesi şeklinde tenkit edilmiştir. Buhari'nin vahyin başlama süreci ile ilgili rivayetinde böyle bir ifade yoktur. Bu nedenle ulema bu ifadeyi uydurma olarak belirlemişlerdir.
Rüya içine dalamadığımız bir âlemdir. Nasıl görülür, nereden gelir nereye gider bilmeyiz; rüya gibi bir rüyadır gördüklerimiz. Buna rağmen rüya, Müslümanın hayatında etkisi yok sayılabilir bir kavram değildir. Özellikle de kıyamete yaklaştıkça Müslüman insanın tek tesellisi ve arkadaşı rüya olarak gerçekleşebilir. Bu nedenle rüyayı daha ciddi bir bakışla ele almamız gerekir. Yine de rüyanın abartılması en az yok kabul edilmesi kadar yanlıştır. Rüya ile alakalı olarak şu notları tespit etmemizde yarar vardır: Rüya peygamberler için vahyin bir çeşidi olarak daha önemli ve bağlayıcıdır. Diyebiliriz ki, peygamberler açısından rüya nübüvvetten bir cüzdür. Rüya gayba iman açısından önemli bir işarettir. Gözümüzle göremediğimiz gaybın benzerini rüya üzerinden görebiliyoruz. Demek ki gayb görülemese de vardır. Rüya mü'min için hayır ve bereketi hatırlatması bakımından faydalıdır. Rüya görme nedenimizi tam olarak bilemiyoruz ama yoğun ilgilendiğimiz veya elde edemediğimiz şeyler rüyamıza konu olabilir. Rüya bir meleğin hissettirmesi olabileceği gibi bir şeytanın hissettirmesi de olabilir. Aynı şekilde kişinin uyanık iken yoğunlaştığı konunun yansıması da olabilir. Peygamberlerin gördüğü rüya haktır, tartışılamaz. Salih insanların (evliyanın) rüyası ise genel olarak isabetli çıkar ama tabiri gerektiren gizli yönleri de olabilir. Evliyadan olduğu zannedilmeyen ama iyi kimseler olduğu zannedilenlerin rüyaları ise iyi olabileceği gibi yanlış da olabilir, bir bağlayıcılığı olmaz. Fasık kimselerin rüyaları ise genelde yanılgıyı gösterir. Kâfirlerin rüyalarında isabet eden olabilir. İyi bir rüya gören mü'min gördüğü rüyasını Allah’tan bilip hamd etmelidir. Rüyasını sevdiklerine sadece anlatmalıdır. Kötü bir rüya gören ise şunları yapmalıdır: Uyanınca istiâze yapmalıdır. (“Euzu billahi mineşşeytanirrecim” der.) Sol tarafına tükürür gibi nefes verir. Rüyanın ona zarar veremeyeceğine kesin inanır. Uyumaya devam edecekse diğer tarafına döner. Daha derin bir rüya ise kalkıp iki rekât namaz kılar. Ayetelkürsi okur. O rüyayı kimseye anlatmaz. 9.Görülmemiş rüyayı görmüş gibi anlatmak büyük günahlardandır. 10.Zamanımızda dini hassasiyetler zayıflamış ve ahiret idraki yok olmaya doğru kaymıştır. Bu nedenle de rüya insanların çok rahat uydurabildikleri ve çok rahat yorumlayabildikleri bir konu haline gelmiştir. Hâlbuki rüya ancak onunla ilgili ilme vakıf olanların tabirini yapabileceği ayrı bir dünyadır. 11.Rüya asla bir dini hüküm kaynağı değildir. Kimse görülmüş bir rüya ile ibadet edemez, bir şeye helal veya haram kararı rüya ile verilemez.
Selamünaleyküm. Şemail kitaplarını okudu iseniz, gördüğünüz rüyanın değeri olur.
Bu rüyanızda gördüğünüz Peygamber aleyhisselam efendimiz değildi. Dolayısıyla endişe etmeniz de gerekmez. Peygamber aleyhisselam efendimizi gündüz gözüyle onun dini üzerinden görmeye bakınız. Allah Teâlâ hepimizin akıbetini hayır etsin.
Bunu yanlış yapıyorsunuz. Peygamberlerden başka kimsenin rüyası bağlayıcı değildir. Sizinki bir nebze psikolojik gibi durmaktadır. Rüya yerine maddi dayanaklara dayanın. Mesela araştırın, soruşturun. Bu şekilde ilerlerseniz zamanla kendi kendinize rüya geliştirir, her şeyi gece yatakta uyurken çözdüğünü veya keşfettiğini vehmeden bir hastalığa yakalanırsınız. Siz daldıkça rüya da derinleşir sizde. Dikkat ediniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
HELAL damgasının gerekliliği tartışılmayacak önemli bir konudur. Ne yazık ki HELAL damgası konusunda her damgaya itimat edemeyeceğimiz bir karışıklık vardır ortada. Devletin böyle bir konuya el atması ve özellikle resmi bir kurumun helal belgesi vermesi gerçekleşene kadar da hassasiyetimiz devam etmelidir. Özellikle firma seçmeye dikkat edelim. Firmaların hassasiyetlerini takip edelim. Tüketilecek gıdanın kendisini irdeleyelim. Bunları yapalım ama işi vesveseye götürecek işler yapmayalım.
Tedavi denebilecek bir durum için sakıncası olmaz. Yalnız dikkat çekmek maksatlı olursa onun sakıncası olur.
Elbette erkeklerin de fotoğraf konusunda dikkatli olmaları gerekir. Şu kadar ki, erkeğin sınırları ile kadının sınırları arasında fark vardır. Buna dikkat edilerek herkes için geçerli bir kural olduğunu söyleyebiliriz.
Böyle bir itirazı yanlış yorumlayarak, bilmeden söylediği şeklinde yorumlamak gerekir. Eğer böyle yorumlamazsak ve böyle değilse durum, Kur'an'ın açık bir ayetini inkâr etmek dinden çıkmaktır. Dinden çıkanla ilgili kural da gayet açıktır. Muhabbete engel sınırlar oluşacak demektir.
Allah Teâlâ bilmeden ve elimizde olmadan yaptığımız işlerden bizi mesul tutmamaktadır. Bu da elde olmadan meydana gelen bir durumdur. İstiğfar edip işimize devam etmeliyiz.
Piyangonun her çeşidi haramdır. Haramın kendisi ve ucu, dibi aynıdır. Haramla iyilik yapmak yanlış bir düşüncedir. Necasetle abdest almak gibi bir durum olur bu. Yapmamanızı tavsiye ederiz.