Fetva Meclisi
Soru
Rüyayı nasıl anlamalıyız? Dinimizin penceresinden bakınca rüya âlimlerin gördüğü ile bizim gördüğümüz farklı denebilecek bir şey midir? Âlimin rüyasını inkâr etsem günaha girer miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Yapacak işi olmayanların gördüğü rüyalar, dini için iş yapanların gördüğünden daha fazladır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize güneş gibi bir şeriat bırakmıştır. Onu ihmal edenlerin rüyasının bize vereceği bir şey yoktur.
İSTİHARE için bir rüya görmek şart değildir. Rüyanın da çok önemi yoktur. İki rekât namaz kılıp dua ettikten sonra daha sonraki zaman diliminde kalbinizin meylettiği düşünce sizin istiharenin sonucu demektir. Rüyaya takılmayın.
Selamünaleyküm. a. Mü'min imanı iki bölüme ayrılabilir; açık olan iman nesneleri ve gaybi yani gözle izlenemeyen iman nesneleri. Meleklere iman gaybi olan iman nesnelerindendir. Gözümüzle görmediğimiz hâlde onların varlığına iman ederiz. Aksi takdirde ise iman mümkün değildir. b. Meleklere ait bilgilerimizin önemli bir bölümü Kur'an kaynakladır. Diğer bölümü de sahih hadislerle sabittir. Bu nedenle de tartışılabilir, araştırılabilir bir bilgi değildir onların bilgisi. c. Meleklerle alakalı bilmemiz gereken ve imanımızı tamamlayan bilgiler şöyledir: Melekler de Allah’ın kullarıdırlar. Mübarektirler, değerlidirler, Allah’a itaat durumundadırlar. Allah Teâlâ ile nesep bağları veya ortaklık gibi bir bağları asla yoktur, sadece kuldurlar. d. Melekler nurdan yaratılmıştırlar. Nurdan nasıl yaratıldıkları da bizim için meçhul bir bilgidir. Tıpkı topraktan babamızın nasıl yaratıldığının meçhul kaldığı gibi. e. Meleklerin yeme içme, uyuma gibi ihtiyaçları yoktur. f. Meleklerin erkeklik dişiliği yoktur. Evlenme, çoğalmaları olmaz. g. Melekler insan şekli dahil her şekle bürünebilirler. Mevcut şekillerinin nasıl olduğunu da bilmiyoruz. İşlerinde seridirler. İnsan gibi yürüyerek, koşarak iş yapmazlar. Ne yaparsa yapsınlar, o yaptıkları kendi kudretleri ile değil, Allah’ın onlara yaptırması iledir. Bu nedenle de işlerinde sonsuz bir organize ve kudret vardır. Yaptıkları işlerin insan standartlarında hayal edilmesi bile mümkün değildir. Buna rağmen usanma ve yorulmaları yoktur. h. Meleklerin mekânı genellikle göklerdir. i. Meleklerin sayısı hakkında bir bilgi yoktur ama rakam olarak da mevcut sayma sayılarımızın çok üstünde bir rakamla var olduklarını tahmin ediyoruz. j. Meleklerin bilgisi insan bilgisinin çok üstündedir hatta insanların bilgisi ile oranlanması mümkün olmayan bir bilgiden de söz edebiliriz. k. Meleklerin de kendi aralarında daha üstünü olanları vardır. Bazılarının ismi Kur'an’da bize bildirilmiştir. Cebrail, Mikâil, İsrafil bu ismi bildirilenlerdendir. Farklı işlerde ve farklı yerlerde görevleri olan meleklerdir bunlar. Kimi bir insanla ilgili iş görür, kimi bir coğrafyadaki işi görür. Kimileri insanların amellerini takip eder. Kimi Arş’ı taşır. Kimi sadece tesbih, rukâ, secde eder. l. Melekler ve insanların bağlantısı çok önemlidir. Adeta melekler bizim ahiretimizin belgeleri durumundadırlar. Onun için de melekle evler, iş yerleri, melekli okullar oluşturmak gibi bir gayemiz olmalıdır. Bu evde melek olur mu olmaz mı diye incelememiz şarttır. Bu sayede Allah Teâlâ’nın büyüklüğünü idrak ederiz. O imanla da şükür noktasında hareketlenmemiz olur. Meleklere iman etmek, onları sevmek daha dindar yaşamaya teşvik eder. Bir nevi yirmi dört saati uyanık gibi olan mü'min durumunda olmaya yardım eder bu iman. Onların biz kol kanat germesine talip oluruz ve bu biiznillah gerçekleşir.
Selamünaleyküm. Bir kişi kalıncaya kadar devam edin. Hatta kimse gelmese bile siz tek başınıza orada olun, melekleri hesap ederek dersinizi yapın. Bir de, ara sıra derste farklılıklar yapın, rutinlik bozulsun. Mesela üç beş derste bir kitaptan bir bölüm okuyun, başka ders yapmayın. Bir görüntü izletin. Beraber bir cami ziyaretine gidin. Hocalık bir kelime ile anlatılacaksa o kelime muhakkak sabırdır. Bunu unutmayasınız. Size dualar ederim.
Bunu yanlış yapıyorsunuz. Peygamberlerden başka kimsenin rüyası bağlayıcı değildir. Sizinki bir nebze psikolojik gibi durmaktadır. Rüya yerine maddi dayanaklara dayanın. Mesela araştırın, soruşturun. Bu şekilde ilerlerseniz zamanla kendi kendinize rüya geliştirir, her şeyi gece yatakta uyurken çözdüğünü veya keşfettiğini vehmeden bir hastalığa yakalanırsınız. Siz daldıkça rüya da derinleşir sizde. Dikkat ediniz.
Müslüman insanın bedeni, kıyafeti üzerinden hassasiyet göstermesinin ve bunu insanlar ‘Müslümanlar temiz ve şıktır’ bilsinler diye yapmanın bir sakıncası yoktur. Bu bir riya değildir. Riya ibadette olur, günlük hayat akışı içinde yaptığımız işlerde riya olmaz. Böyle bir uygulama beraberinde kibir, kendini beğenmişlik, israf ve savurganlık, batılın yaşam tarzını taklit getirdiği zaman ortaya sakınca çıkar. Bu sakıncalar yoksa Müslüman’ın bu hassasiyeti biiznillah ecir kazanmasına bile sebep olur. İnsanlar bari bu ayrıntıya takılıp kalmasın şeklindeki bir düşünceyi faziletli bir düşünce olarak görürüz. Ama asıl olan imanı korumak ve ibadetlerle dolu bir hayat yaşamak olduğunu da unutmamak gerekiyor. Allah Teâlâ sizden razı olsun, ecrinizi ziyade kılsın. Âmin.
alim konusundaki diğer fetvalar
Mervan bin Hakem Osman radıyallahu anhın amca oğludur. Peygamber aleyhisselam vefat ettiğinde sekiz yaşlarında idi. Hadis duyup duymadığı bilinmiyor. Daha çok Osman radıyallahu anhın hilafeti döneminde öne çıktı. Bugün fitne olarak andığımız bazı olaylara adı karışmış ise de tabii nesli arasında adı zikredilmektedir. Fıkıh ve rivayet ilminde adı anılmaktadır. Oğlu Abdülmelik ve Said bin Müseyyeb gibi bazı tabiiler ondan rivayette bulunmuştur.
Kur'an-ı Kerim’deki âyetler bizzat Peygamber aleyhisselam efendimiz tarafından dizilmiştir. Hatta bu dizme bizzat Cebrail aleyhisselamın yönlendirmesi ile olmuştur. Yani bir surenin içindeki ayetlerin sıralamasında sahabilerin hiçbir katkısı yoktur. Bu konuda âlimlerin görüş birliği vardır. Âyetlerdeki anlam bütünlüğü, mucizevi beyan da bunu gerektirmektedir. Bunun aksini düşünmek Kur'an-ı Kerim’deki kutsiyeti tartışmaya açabilecek sıkıntılar getirebilir. Kur'an ayetleri başka yere taşınıp yazılırken de o sıralamaya uyulması zorunludur. Âlimler âyetlerin sıralaması ile oynanarak dizilmesini abes bir iş ve gerekli tazime aykırı olacağı için haram görmüşlerdir. Âlimlerin önemli bir bölümü surelerin tertibinin de bizzat Peygamber aleyhisselam tarafından yapıldığını söylemişlerdir. Âyetlerdeki gerekçeleri sureler için de söylemişlerdir. Fıkıh imamlarının da içinde bulunduğu başka bir görüşe göre de surelerin sıralamasında sahabenin uygulaması da bulunmaktadır ama genel olarak Peygamber aleyhisselam tarafından yapılmıştır. Fukaha namazda surelerin sıralamasına uymadan okuma yapmayı mekruh görmüştür. Elimizdeki mevcut Mushaf’ta bulunan sure ve âyetlerin tertibine sahip çıkmamız ve aykırı bir uygulamayı yapmamamız kesinlikle kitabımıza tazim bakımından gerekli olandır.
Âlimlerimiz bunu “İbadette meşakkat yani zorluk/sıkıntı arttıkça sevap da artar mı?” şeklinde bir soru ile sorup cevaplamışlardır. Bir Müslüman bir ibadeti yaparken o ibadetle alakalı olarak ne kadar fedakârlık yapıyorsa o fedakârlık kadar da sevap kazandığı konusunda bir tereddüt yoktur. Fakat tek başına “sıkıntı/meşakkat” bir ibadet çeşidi değildir. Tabii olmayan yollarla sıkıntıyı artırmakla sevap elde edilemez. Özellikle de filan işi yaparken ilave sıkıntı/zorluk oluşturmak bir anlamda asıl görevlerde eksikliğe neden oluyorsa bunda kerahetten bile söz edilebilir.
Dini bir emir, kanuni bir görev olarak rüyanın değeri yoktur. Günlük hayatta ikinci dereceden işler için yönlendirici olarak amel edebilirsiniz.
Anne babanın elini öpebildiğin kadar öp. Âlimlerin elini ortam gerektiğinde mesela nadiren gördüğün biri ile karşılaşınca öp. Ailenizin çok yaşlı büyüklerinin yani baban yerine koyabileceklerin elini öp. Başka da dudak eskitme!
Evet, özellikle hadis âlimlerinin yani hadis rivayetinde adı geçenlerin ölümü ne zaman ve nerede yaşadıkları hadis ilminin önemli konuları arasındadır. Kesin olarak bilinemiyorsa da yaklaşık tarihlerin bilinmesi önemsenir. Böylece âlimlerin/ravilerin tabakaları belirlenmiş olur. Bu şu anlama gelir: Kim hangi zamanda yaşamış, arkadaşları, hocaları, talebeleri, hadis öğrendiği tarih ve neticede o âlimin/ravinin ilim adamlığı açısından kimliği (adaleti) tespit edilmeye çalışılır. Hocası olduğunu söylediği isimlerle buluşma imkânı, kim kimin talebesi olduğu hatta sahabiler arasındaki seviye farklılıkları bilinmiş olur. Hadislerin hangisinin daha önce veya sonra söylendiği anlaşılmaya çalışılır. Bir karışıklık varsa o çözülmeye uğraşılır. Bunun neticesinde de hadisin bize ulaşma sürecine bir nevi puan verilir. Hadisler için kullanılan sahih, hasen, zayıf ve mevzu gibi kavramların çıkışında bu bilgi büyük oranda etkili olur. Bu hadis ilmi içinde bir ilim başlığıdır. Özel eserler yazılmıştır bu konuda. Kim ne zaman doğdu ne zaman öldü sorularının cevapları aranmıştır.