İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam ben ilim talebesiyim. İnsanların sürekli elini öpüyorum, bu yaptığım yanlış mı? Kimlerin ellerini öpebiliriz hocam?

Cevap

Anne babanın elini öpebildiğin kadar öp. Âlimlerin elini ortam gerektiğinde mesela nadiren gördüğün biri ile karşılaşınca öp. Ailenizin çok yaşlı büyüklerinin yani baban yerine koyabileceklerin elini öp. Başka da dudak eskitme!
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kadın, Babası, Kayınbabası, Kocası, Amcası, Dayısı, Dedeleri, Ağabeyleri gibi ebedi olarak evlenmesi caiz olmayanların dışında kimsenin elini öpemez.

Hocam kimlerin ellerini öpebiliriz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir bayan bir erkeğin elini öpemez. Belki iki büklüm olmuş bir pirifaninin eli öpülebilir. Bayanlar ilke olarak kimsenin elini öpmemeye sahip olmalıdır. Bayanlar arası ise bir sakıncası olmayabilir.

Hocamız bir gün ders sonrası sohbet ederken yıllar sonra karşılaşırsak kiminiz g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Anne babanın, adil bir idarecinin ve âlimin elinin öpülebileceği konusunda ulemanın fetvası vardır. Bu öpme şekli ise, hususi bir rukû veya secdeyi çağrıştırmamalıdır. Allah'a emanet olun.

Saygı gereği kendimizden yaşça büyük birisinin elini eğilip öpmek caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Size bunu öğreten, en ihtiyatlı durumu öğretmiş. Netice olarak öyle bir hassasiyet vardır. Böyle bir hassasiyeti bir kadının kendi babası için bile düşünebiliriz neticede. Eğer hassasiyet üzerinden yol alırsak yolumuz çok incelir, işimiz gayet zor olur. Şimdiden bu tartışmaya başlamanız ise evliliğiniz açısından sıkıntı doğurur. Kayınpederi genç ve yaşlı olarak ikiye ayırmakta fayda vardır.Bu, sizin pencerenizden bakılınca böyle görülüyor.Esasen bir insanın gelininden el öpmesini beklemesi onun şahsiyeti ile alakalı bir durumdur. El öpse, sarılsa ne olur öpmese sarılmasa ne olur? İnsanlık ve hürmetimizi böyle sıradan şeylere sıkıştırmak yanlıştır. Çok dikkatli ve seviyeli davranın. Evliliğinizi böyle tartışmalar üzerine kurmayın sakın.

Selamünaleyküm hocam. Geçen gün fıkıh dersi aldığım bir hocamdan gelinin kayınpe
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Allah’ın rahmetinden umut kesilmez. Kendinizi salmayın. Elini ayağını öpün. O babadır, sonunda yumuşar. Annenizi devreye sokun. Başka aile büyüklerini aracı yapın. Siz heyecanınızı ve nedametinizi kaybetmeyin, Allah size bir kapı açar.

Değerli hocam biliyorum, anneye babaya asi olmak büyük günah. Ömrümde iki kez ba
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Onlar yaşıyorsa umudunuz güçlü demektir. Ellerini ayaklarını öpün, helalliklerini isteyin. Onlar ne kadar sert davransa da neticede erirler; anne babadırlar merak etme. Muhakkak onları yumuşatın. Bunu da ertelemeyin. Hemen yapın. Hediyelerle, tatlı sözlerle, aracılar koyarak yumuşatın. Onların ağzından 'aferin' aldın mı işin kolay demektir. Hatta seni kahvaltıya çağırdıklarında ailece yine mesele çözülmüş sayılır. Bundan sonra da onları üzecek bir iş yapmazsan Allah yardımcın olur. Anne baban ya da biri öldü ise o iş biraz zordur. O zaman dua etmen, onların arkasından hayırlar yapman bir umut olarak kalır ama umut!

Hocam, anne babamı çok üzdüm, onların haberi olmadan evlendim. Büyük hata yaptım

alim konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dini bir emir, kanuni bir görev olarak rüyanın değeri yoktur. Günlük hayatta ikinci dereceden işler için yönlendirici olarak amel edebilirsiniz.

Vefat eden babamla ilgili gördüğüm rüyalar ile amel etmeli miyim? Bu konuda bazı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mervan bin Hakem Osman radıyallahu anhın amca oğludur. Peygamber aleyhisselam vefat ettiğinde sekiz yaşlarında idi. Hadis duyup duymadığı bilinmiyor. Daha çok Osman radıyallahu anhın hilafeti döneminde öne çıktı. Bugün fitne olarak andığımız bazı olaylara adı karışmış ise de tabii nesli arasında adı zikredilmektedir. Fıkıh ve rivayet ilminde adı anılmaktadır. Oğlu Abdülmelik ve Said bin Müseyyeb gibi bazı tabiiler ondan rivayette bulunmuştur.

Mervan bin Hakem âlim ve müçtehit biri midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Rüya içine dalamadığımız bir âlemdir. Nasıl görülür, nereden gelir nereye gider bilmeyiz; rüya gibi bir rüyadır gördüklerimiz. Buna rağmen rüya, Müslümanın hayatında etkisi yok sayılabilir bir kavram değildir. Özellikle de kıyamete yaklaştıkça Müslüman insanın tek tesellisi ve arkadaşı rüya olarak gerçekleşebilir. Bu nedenle rüyayı daha ciddi bir bakışla ele almamız gerekir. Yine de rüyanın abartılması en az yok kabul edilmesi kadar yanlıştır. Rüya ile alakalı olarak şu notları tespit etmemizde yarar vardır: Rüya peygamberler için vahyin bir çeşidi olarak daha önemli ve bağlayıcıdır. Diyebiliriz ki, peygamberler açısından rüya nübüvvetten bir cüzdür. Rüya gayba iman açısından önemli bir işarettir. Gözümüzle göremediğimiz gaybın benzerini rüya üzerinden görebiliyoruz. Demek ki gayb görülemese de vardır. Rüya mü'min için hayır ve bereketi hatırlatması bakımından faydalıdır. Rüya görme nedenimizi tam olarak bilemiyoruz ama yoğun ilgilendiğimiz veya elde edemediğimiz şeyler rüyamıza konu olabilir. Rüya bir meleğin hissettirmesi olabileceği gibi bir şeytanın hissettirmesi de olabilir. Aynı şekilde kişinin uyanık iken yoğunlaştığı konunun yansıması da olabilir. Peygamberlerin gördüğü rüya haktır, tartışılamaz. Salih insanların (evliyanın) rüyası ise genel olarak isabetli çıkar ama tabiri gerektiren gizli yönleri de olabilir. Evliyadan olduğu zannedilmeyen ama iyi kimseler olduğu zannedilenlerin rüyaları ise iyi olabileceği gibi yanlış da olabilir, bir bağlayıcılığı olmaz. Fasık kimselerin rüyaları ise genelde yanılgıyı gösterir. Kâfirlerin rüyalarında isabet eden olabilir. İyi bir rüya gören mü'min gördüğü rüyasını Allah’tan bilip hamd etmelidir. Rüyasını sevdiklerine sadece anlatmalıdır. Kötü bir rüya gören ise şunları yapmalıdır: Uyanınca istiâze yapmalıdır. (“Euzu billahi mineşşeytanirrecim” der.) Sol tarafına tükürür gibi nefes verir. Rüyanın ona zarar veremeyeceğine kesin inanır. Uyumaya devam edecekse diğer tarafına döner. Daha derin bir rüya ise kalkıp iki rekât namaz kılar. Ayetelkürsi okur. O rüyayı kimseye anlatmaz. 9.Görülmemiş rüyayı görmüş gibi anlatmak büyük günahlardandır. 10.Zamanımızda dini hassasiyetler zayıflamış ve ahiret idraki yok olmaya doğru kaymıştır. Bu nedenle de rüya insanların çok rahat uydurabildikleri ve çok rahat yorumlayabildikleri bir konu haline gelmiştir. Hâlbuki rüya ancak onunla ilgili ilme vakıf olanların tabirini yapabileceği ayrı bir dünyadır. 11.Rüya asla bir dini hüküm kaynağı değildir. Kimse görülmüş bir rüya ile ibadet edemez, bir şeye helal veya haram kararı rüya ile verilemez.

Rüyayı nasıl anlamalıyız? Dinimizin penceresinden bakınca rüya âlimlerin gördüğü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an-ı Kerim’deki âyetler bizzat Peygamber aleyhisselam efendimiz tarafından dizilmiştir. Hatta bu dizme bizzat Cebrail aleyhisselamın yönlendirmesi ile olmuştur. Yani bir surenin içindeki ayetlerin sıralamasında sahabilerin hiçbir katkısı yoktur. Bu konuda âlimlerin görüş birliği vardır. Âyetlerdeki anlam bütünlüğü, mucizevi beyan da bunu gerektirmektedir. Bunun aksini düşünmek Kur'an-ı Kerim’deki kutsiyeti tartışmaya açabilecek sıkıntılar getirebilir. Kur'an ayetleri başka yere taşınıp yazılırken de o sıralamaya uyulması zorunludur. Âlimler âyetlerin sıralaması ile oynanarak dizilmesini abes bir iş ve gerekli tazime aykırı olacağı için haram görmüşlerdir. Âlimlerin önemli bir bölümü surelerin tertibinin de bizzat Peygamber aleyhisselam tarafından yapıldığını söylemişlerdir. Âyetlerdeki gerekçeleri sureler için de söylemişlerdir. Fıkıh imamlarının da içinde bulunduğu başka bir görüşe göre de surelerin sıralamasında sahabenin uygulaması da bulunmaktadır ama genel olarak Peygamber aleyhisselam tarafından yapılmıştır. Fukaha namazda surelerin sıralamasına uymadan okuma yapmayı mekruh görmüştür. Elimizdeki mevcut Mushaf’ta bulunan sure ve âyetlerin tertibine sahip çıkmamız ve aykırı bir uygulamayı yapmamamız kesinlikle kitabımıza tazim bakımından gerekli olandır.

Kitabımız Kur'an’ın âyetleri ve sureleri bu şekilde nasıl dizildi? Bu dizgisini
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Âlimlerimiz bunu “İbadette meşakkat yani zorluk/sıkıntı arttıkça sevap da artar mı?” şeklinde bir soru ile sorup cevaplamışlardır. Bir Müslüman bir ibadeti yaparken o ibadetle alakalı olarak ne kadar fedakârlık yapıyorsa o fedakârlık kadar da sevap kazandığı konusunda bir tereddüt yoktur. Fakat tek başına “sıkıntı/meşakkat” bir ibadet çeşidi değildir. Tabii olmayan yollarla sıkıntıyı artırmakla sevap elde edilemez. Özellikle de filan işi yaparken ilave sıkıntı/zorluk oluşturmak bir anlamda asıl görevlerde eksikliğe neden oluyorsa bunda kerahetten bile söz edilebilir.

Daha fazla sevap kazanmak için yaptığım ibadeti daha meşakkatli yani daha zorlan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam âlimleri ezan bir ibadet olduğu için konduğu dili ile yapılmasının şart olduğunu söylemişlerdir. Bilal radıyallahu anhın okuduğu gibi ezan okunmalıdır.

Arapça olmayan bir ezan okunabilir mi?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.