Fetva Meclisi
Soru
Yaşadığım semtte insanlar dış kıyafete önem veriyorlar. Beni de onların anlatımıyla İslamcı olarak biliyorlar. Dinim daha iyi görülmüş olsun diye dış kıyafetimi şık kıyafetlerden seçsem günah olur mu, riya yapmış olur muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu belirttiğiniz örnekler riyadır. Bu örnekteki riyayı abartarak insanın imanı açısından risk olacak noktaya kadar gitmesi de mümkündür. Yalnız şunu bilmelisiniz: Biz tamamı imtihan olan bir hayat yaşıyoruz. Riya sakınmamız gereken bir sıkıntıdır. Ondan sakınacağız diye ibadeti ve mücadeleyi terk etmek de doğru olmaz. Ortasını bulabilirsiniz. Riyasız iş yapmayı hedefleyin. Ara sıra riya sızıntısında ise istiğfar edin. Bu süreç de sizin için bir eğitim olsun. Sonunda Rabbinizin rızasını kazanın.
Allah’ın haram ettiği ve temiz insan fıtratının çirkin gördüğü işleri yapanların yaptıklarını kendilerinin veya başkalarının gizlemesi bir din ilkesidir. Dinimiz çirkinliklerin Müslüman bir toplumda yapılması ve yayılmasına karşı tedbirler getirmiştir. Müslüman bir toplumda işlenen bir haram ve o haramın gündem olması çok farklı şeyler değildir. Bugün yaşadığımız toplumlarda haramların güç kazanmış olması, kimi zamanlarda haram ve çirkinliklerin temiz işlerden daha değerli gibi gösterilmesi sonucu birdenbire oluşmamıştır. Önce işlenmesine ses çıkarılmaması ardından da yerilmek için bile olsa teşhir edilmesi bir nevi reklamının yapılır olmasını sağlamıştır. Konuşula konuşula benimsenmesine yol açılmış oldu. Çirkin ve ayıp iken ona da yer verilebilir bir hava oluşmuştur. Dinimizin emri insanın kendisini kötülükleri ile teşhir etmemesidir. Mü'min de diğer mü'mini teşhir etmeyecektir. Bu nedenle fakihler cezası olan bir suçu işleyeni görenin şahitlik yapması caiz olduğu gibi kul hakkı üzerine olmayan konularda örtmesinin daha değerli olacağını söylemişlerdir. İşlenmiş haramların gizlenmemesi, Allah’a karşı cüretin zamana yayılmış şekliyle de olsa güçlenmesi demektir. Bir başka risk de teşhirle beraber insanlardaki hayânın erimesidir. Hayânın eridiği bir toplumda ezanların yükselmesi o toplumu ahlâk ve dininde sabit bir toplum yapmaya yetmeyecektir. Bir zaman sonra insanların işledikleri günahları bir övgü vesilesi gibi anlattıklarına şahit olunabilmektedir. Çok önemli bir husus da şudur: İnsanın işlediği günahın gizli kalması tevbe edip kendini düzeltmesi için daha uygun bir ortamdır. Günahı teşhir olmuş biri için tevbe uzak daldaki bir meyve gibi kalabilir. Şeytanın bir günahın daha fazla yayılması için uğraştığı bu dünyada bizim hedefimizin günahların hiç işlenmemesi olsa da bari bir günah daha az bilinsin olması gerekiyor. Bu yüzden de Müslüman’ın hatasını örtmeye büyük bir sevap vaat edilmiştir. İnsanların gizli hatalarını araştırıp bulmak kişilik zafiyeti olarak görülmüştür. Günahların konuşulması ve teşhirinde sakınca görmemek, bir dini zafiyettir. Maslahat ve mefsedet yani kâr zarar dengesi bilmemektir. Hataların teşhiri ile uğraşmak, kindarlık, hırs, rekabetten sıyrılamama, başkaları üzerinden yükselme ve acelecilik gibi zafiyetlerin beslediği tutumlardır. İnsanların hatalarını teşhir beraberinde gıybeti getirecektir, toplum ahlakını eritecektir, haklının ve doğrunun kati olmadığı alanlarda söz söylemeye sebep olacaktır. Bunlar da bir helalleşme gerektiren kul haklarıdır. Elbette fasıklığını teşhir eden ve reklamını yapan için bu kurallar söz konusu değildir.
Tebrik ederim sizi. Rabbim, mübarek kılsın. Rızası doğrultusunda nice güzel işler yapmanızı nasip eylesin. Tesettür, Rabbimizin mü'min hanımlara emridir. Farz olan bu ibadette şart olan tesettürün şekli değil tesettürün Allah'ın belirlemiş olduğu ölçülere uygun olup olmamasıdır. Rabbimizin mümin hanımlardan istediği tesettür ölçülerine riayet edildiği takdirde farz olan emir yerine gelmiş olacaktır. Tesettüründe esas olan, - Dar olmaması - Şeffaf olmaması, içi göstermemesi - Dikkat çekiyor olmamasıdır. Bunun dışında zorunlu olan bir renk veya şekil yoktur. Önemli olan tesettürdür, tesettürün şartlarının sağlanıyor olmasıdır. Sizin giymiş olduğunuz herhangi bir şey bu ölçülere uygunsa ibadetiniz yerini bulmuştur. Allah'a emanet olun.
Müslüman’ın Allah için yaptığı ibadetleri Allah ile arasında bırakması en güzel olanıdır. İbadetten beklenen Allah’ın rızası ve sevabı ise doğru olan budur. Özellikle de nafile ibadetlerde bu daha da önemli sayılmalıdır. Farz ibadetlerde ise açık veya gizli olması öne çıkmaz. Zira Müslüman olmak farzları zaten yapıyor olmaktır. Yakınları ve sevenlerinin etkilenip onların da aynı ibadeti yapmalarını teşvik maksadı ile bir öne çıkarma caiz olabilir hatta tavsiye de edilebilir ama bu da beraberinde bir riya yani gösteriş riski getirir. Evet, her yaptığı ibadeti teşhir eden için riya yaptı denemez ama risk risktir. Herkes kendi durumuna göre ne yapacağını, nasıl yapacağını belirleyebilir.
Rüya içine dalamadığımız bir âlemdir. Nasıl görülür, nereden gelir nereye gider bilmeyiz; rüya gibi bir rüyadır gördüklerimiz. Buna rağmen rüya, Müslümanın hayatında etkisi yok sayılabilir bir kavram değildir. Özellikle de kıyamete yaklaştıkça Müslüman insanın tek tesellisi ve arkadaşı rüya olarak gerçekleşebilir. Bu nedenle rüyayı daha ciddi bir bakışla ele almamız gerekir. Yine de rüyanın abartılması en az yok kabul edilmesi kadar yanlıştır. Rüya ile alakalı olarak şu notları tespit etmemizde yarar vardır: Rüya peygamberler için vahyin bir çeşidi olarak daha önemli ve bağlayıcıdır. Diyebiliriz ki, peygamberler açısından rüya nübüvvetten bir cüzdür. Rüya gayba iman açısından önemli bir işarettir. Gözümüzle göremediğimiz gaybın benzerini rüya üzerinden görebiliyoruz. Demek ki gayb görülemese de vardır. Rüya mü'min için hayır ve bereketi hatırlatması bakımından faydalıdır. Rüya görme nedenimizi tam olarak bilemiyoruz ama yoğun ilgilendiğimiz veya elde edemediğimiz şeyler rüyamıza konu olabilir. Rüya bir meleğin hissettirmesi olabileceği gibi bir şeytanın hissettirmesi de olabilir. Aynı şekilde kişinin uyanık iken yoğunlaştığı konunun yansıması da olabilir. Peygamberlerin gördüğü rüya haktır, tartışılamaz. Salih insanların (evliyanın) rüyası ise genel olarak isabetli çıkar ama tabiri gerektiren gizli yönleri de olabilir. Evliyadan olduğu zannedilmeyen ama iyi kimseler olduğu zannedilenlerin rüyaları ise iyi olabileceği gibi yanlış da olabilir, bir bağlayıcılığı olmaz. Fasık kimselerin rüyaları ise genelde yanılgıyı gösterir. Kâfirlerin rüyalarında isabet eden olabilir. İyi bir rüya gören mü'min gördüğü rüyasını Allah’tan bilip hamd etmelidir. Rüyasını sevdiklerine sadece anlatmalıdır. Kötü bir rüya gören ise şunları yapmalıdır: Uyanınca istiâze yapmalıdır. (“Euzu billahi mineşşeytanirrecim” der.) Sol tarafına tükürür gibi nefes verir. Rüyanın ona zarar veremeyeceğine kesin inanır. Uyumaya devam edecekse diğer tarafına döner. Daha derin bir rüya ise kalkıp iki rekât namaz kılar. Ayetelkürsi okur. O rüyayı kimseye anlatmaz. 9.Görülmemiş rüyayı görmüş gibi anlatmak büyük günahlardandır. 10.Zamanımızda dini hassasiyetler zayıflamış ve ahiret idraki yok olmaya doğru kaymıştır. Bu nedenle de rüya insanların çok rahat uydurabildikleri ve çok rahat yorumlayabildikleri bir konu haline gelmiştir. Hâlbuki rüya ancak onunla ilgili ilme vakıf olanların tabirini yapabileceği ayrı bir dünyadır. 11.Rüya asla bir dini hüküm kaynağı değildir. Kimse görülmüş bir rüya ile ibadet edemez, bir şeye helal veya haram kararı rüya ile verilemez.
a- Riyayı kastetmediğin ve tabii olduğun sürece bunu endişe etmen gerekmez. Özellikle teşhir ve farklılık isteği söz konusu olduğunda korktuğun başına gelebilir. Riyayı tamamen söküp atabilmek zordur, bir nevi mücadele alanımız olarak hep önümüzde olacaktır o sıkıntı ve biz kazanmak için gayret edeceğiz. Öz olarak böyle bil. b- Aklına geleni dilinle söylemedikçe ve elinle yazmadıkça endişe edecek durum yoktur biiznillah. c- İmanını güçlü tut. Hiçbir şekilde iman konularında tartışma ve esnek olma. Haramlardan uzak dur. Farzları ihmal etme. İffet ve ahlakını canın bil. Çevreni salihlerden oluştur. Ebeveynine karşı açık bir kusur işleme. Takatinin yettiğini ve kabiliyetine uygun olanı yap ve ihmal etme. Tembelliği kanser gibi bil, uzağında kal. Gerisini de merak etme. Allah yardımcın olsun.
gösteriş konusundaki diğer fetvalar
Misafir ağırlamak, ona ikramda bulunmak, sofra kurmak dinimizin emrettiği ve sevap umduğumuz işlerdendir. Biz, misafir ağırlamayı ibadet düzeyinde gören bir ümmetiz elhamdülillah. Ancak tüm ibadetlerimizde olduğu gibi misafir ağırlarken de dikkat etmemiz gereken aşırılıktan uzak durmaktır. Külfet denebilecek düzeye taşınmış ziyafet ve karşılama uygun değildir. Misafir ağırlamayı ibadet noktasından alıp birbirimize şov yapma noktasına taşımamamız gerekir. Ölçü olarak dikkat edilmesi gereken husus ekonomik olarak her aile kaldırabileceği ölçüde ikramda bulunmasıdır. Evin kapasitesi zorlanmamalıdır. Huzursuzluk nedeni olacak misafir ağırlaması yapılmamalıdır. Her birey kendi imkânlarını göz önünde bulundurarak ikram etmelidir. Allah’ın rızasını gözeterek gösteriş yapmadan, yenebilecek miktarda ve çeşitte yemek ikram etmek önemlidir. İkramın yenemeyecek kadar çok yapılmamasına ve yemeğin çöpe gitmemesine dikkat edilmelidir. Misafiri içtenlik ve samimiyetle ağırlamak önemli bir hedef olmalıdır. Allah kabul etsin.
Abartılı bir süsleme yani masraf gerektiren ve meşguliyet çıkaran süsleme israf olur, caiz olmaz. Kurbana saygı, çocuklara sevdirme türünden olan basit süslemeler caiz olabilir.
Misafir ağırlamak, ona ikramda bulunmak, sofra kurmak dinimizin emrettiği ve sevap umduğumuz işlerdendir. Biz, misafir ağırlamayı ibadet düzeyinde gören bir ümmetiz. Ancak namaz dâhil en büyük ibadetlerde bile aşırılığa izin vermeyen dinimiz elbette misafir ağırlamada da aşırılığa izin vermeyecektir. Külfet denebilecek düzeye taşınmış ziyafet ve karşılama uygun değildir. Her şeyin görseli ile ölçüldüğü zamanımızda ne yazık ki misafir ağırlamayı da ibadet noktasından alıp birbirimize şov yapma noktasına taşıdık. Karşılama, konaklattırma, yedirme içirme gibi ikramlarımızda misafire karşı aşırılık sakıncalıdır. Evin tabii hâli en samimi şekli ile misafire yansımalıdır. Misafirden sonra yorgunluğu, masrafı, huzursuzluğu rahatsız edecek düzeyde bir ağırlamanın din ölçüleri ile yapıldığı söylenemez. Ekonomik olarak aile kaldırabileceği ile yetinilmelidir. Evin kapasitesi zorlanmamalıdır. Huzursuzluk nedeni olacak misafir ağırlaması yapılmamalıdır. Kaş yaparken göz çıkarmak olarak adlandırılabilecek işlerimizde hayır olmaz. Özellikle de israf varsa o işte Allah’ın rızasını bulamayız.
Ortaklardan birinin Müslüman olmadığını veya ibadet maksadı olmadan kurban kesmek istediğini bilmiyorsanız bir sorun olmaz.