Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben önemli bir işe başlamadan önce istihare namazı kılıyorum ve rüyada karanlık bir durum görünce siyah olarak alıyorum. Bu durumu gördükten sonra işe başlamadan bırakıyorum. Bazı durumlarda ise yeşil bir vadi veya hoş bir şey görüyorum, o işe başlıyorum. Ancak aklıma takılan bir şey var; sadece rüyada görülenlere mi iman etmeli yoksa namazdan sonra düşüncelerimizin değişmesine de mi güvenmeliyiz? Çünkü hadiste namazın ardından görüş ve düşüncenin etkileneceği söyleniyor. Bu durumu size sormamın sebebi, hayırlı bir iş için istihare namazı kıldım, karanlık bir durum gördüm ancak düşüncemde o işin olacağına inanıyorum. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. İstihare, rüyada bir şey görmenin adı değildir. İstihare, kişinin bir iş hakkında yapıp yapmama meylinin ne tarafa kaydığına bakılarak verilecek kararın adı olmalıdır. önce İSTİŞARE yapılır sonra da İSTİHARE yapılır. İstişare yapmadan istiharenin gereği yoktur.
Selamünaleyküm. İSTİHARE’nin rüya ile direk bir alakası yoktur. Evet, rüya da etkili olabilir ama zamanı önemli değildir. Siz şu andaki hislerinize bakın; o işe kendinizi daha yakın hissediyorsanız istihareniz olumlu sonuç vermiş demektir.
Zannaderim İSTİHAREyi tarif ediyorsunuz. İstihare, uyku ile ilgili değildir. Maalesef, sanki istihare için illa uykuda olmak gerekir gibi bir anlayış yayılmıştır. Bu doğru değildir. Siz, hangi konu için istihare yaptı iseniz o konunun şu anda zihninizde ne durumda olduğuna bakın; eğer olumlu görülüyorsa istihareniz olumludur. Aksi ise sonucu olumsuz kabul ediniz. Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam.İstiharede rüyada görülene değil kalbinizin meylettiğine bakmalısınız.
Selamünaleyküm.İSTİHARE, rüya görmek değildir. Rüyalarımızı gereğinden fazla abartmanın da anlamı yoktur. 'Kalbinize gelene bakılması', duygularınızın ne durumda olduğu şeklinde anlaşılmalıdır.
İstihareden önce, aradığınız fiziki şartların bulunup bulunmadığına bakın. Dış şartlar oluşuyorsa istihareye bakılır. Onun istiharesi de onu ilgilendirmektedir. Siz kendi istiharenize bakmalısınız.
hadis konusundaki diğer fetvalar
Namaza dair önemli kurallardan biri de namaz kılanın önünden geçilmesinin caiz olmadığıdır. Bu husustaki fıkıh bilgilerini şöyle özetleyebiliriz: 1- Namaz kılan, önünden geçilme ihtimali olan bir yerde kılıyorsa önünden geçilmemesi için tedbir alır. Önüne bir sandalye veya benzeri ya da daha küçük bir cismi, secde edeceği yerin önüne koyar. Buna SÜTRE denir. Önünde o sütre varken önünden geçilse bile geçen açısından ve onun açısından bir sakınca olmaz. Cemaatle namaz kılınırken imamın önünde sütre bulunması yeterlidir. 2- Namaz kılanın önünden geçilmesi, namaz kılanın namazını bozmaz ama geçen için büyük bir günah olur. Geçenin geçmesine karşı tedbir almayarak da kılan vebale girebilir ama namazı bozulmaz. 3- Namaz kılanın, ne kadar bir mesafeden önünden geçilmesi yasaktır? Hanefi fukahası bu mesafeyi, küçük mescitlerde namaz kılan ile kıble duvarı arasındaki mesafenin tamamı için geçerli görmüşlerdir. Büyük camilerde ise namaz kılanın önünden ir iki saf ötesini geçilebilir görmüşlerdir. Tabii bu durum, kılanın önünde bir sütre yoksa böyledir. Sütre varsa sütrenin önünden geçilebilir. Diğer mezheplerin fukahası ise bu durumu bir saf öncesi gibi yani yaklaşık olarak yüz yirmi santim kadar görmüşlerdir. 4- Dikkat edilirse, namaz kılanın önünden geçilmesinin bizzat hadislerde yasaklanıyor olmasından, namazın kılan tarafından ve diğer müminler tarafından ne kadar önemsenen bir ibadet olarak algılanası gerektiğini de göstermektedir.
SİYASET sözcüğü Kur'an-ı Kerim’de geçmemektedir. Siyaset mefhumunun içini dolduran pek çok kavram ise ayetler arasında geçmektedir. Siyaset ve siyaset kurallarını ihtiva eden kavramlar olarak hüküm, hikmet, hilafet, mülk, vilayet, beyat, ahd gibi ifadeler İslam siyasetini yönlendiren kavramlar olarak vardır. Hadislerde ise toplumun dünya ve ahiret maslahatlarını yönlendiren bir kavram olarak siyaset geçmektedir. Şeriat kavramı ise hemen hemen siyasetin en temel kavramı olarak vardır.
Psikoloji, ahireti unutan neslin en çok muhtaç olacağı bilim dallarından biridir. Gitgide ahiret daha çok unutulduğuna göre bu ihtiyaç da artacaktır. Size psikolojiyi Müslümanlaştırmış eserlerden kalın bir demet ne yazık ki tavsiye edemeyeceğim. Direkt psikoloji üzerine yaygın bir kitap ağı yoktur. Ama şunu tavsiye ederim: a- Bu ihtiyacı gidermeye siz kendinizi adayın. Okuduğunuz eserleri mesleğinizle buluşturun. Bilhassa âyet ve hadisleri bu mantıkla tefekkür edin. b- Özellikle hadis bilginiz sizin için temel kaynak niteliğinde olur. Riyâzu’s Salihin isimli hadis kitabını şerhi ile beraber üzerinde yorum yaparak okuyun. c- Tefsir dersleri bulursanız izleyin. Kur'an size ufuk açar. d- İmam Gazali’nin bütün eserleri sizin için temel eser niteliğindedir. e- Muayyen konularda ilmine itibar ettiklerinizle istişare edin. “Şu konu hakkında din ne der?” muhtevalı sorular araştırın. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ ölenlerimize rahmeti ile muamelede bulunsun. Prensip olarak, hadislerde belirtilen hususları muayyen bir kişi veya kişiler için “işte bu o idi” şeklinde müşahhaslaştırmak doğru değildir. Evet, “yaşadığın gibi” ölme ilkesine uygun bir durum vardır ortada ama bunu o kişinin kötü bir durumda öldüğü şeklinde anlamaya yönelik açılım yapılmamalıdır. Akıbetinin hayrolmasını temenni etmek en güzelidir.
Saçın kenarlarını tamamen kesip üstte saç kalacak şekilde tıraş hadislerde yasaklanmıştır.
Hocamızın meali özellikle hadislerle izah edilmesi bakımından da faydalıdır ve Türkçesi güzel bir mealdir. Meal okuyup anlama düzeyinde birisi için inşaallah yararlı olur.