Fetva Meclisi
Soru
Hocam Kur’an’ımızda siyaset geçiyor mu? İlk Müslümanlar siyaset biliyorlar mıydı?
Cevap
Benzer fetvalar
Önce şunu bilmeliyiz: Kitabımız Kur'an'ımız hakkında “bunun içindir, buna binaendir” diye Allah'ın ve Peygamber aleyhisselamın açıklamadığı hiçbir bilgi kesin bilgi değildir. Âlimlerimiz derin incelemeler yaparak belli sonuçlara ulaşmışlardır ama kesin sonuç değildirler. Bunu bu şekilde bilmeliyiz. Neden Musa aleyhisselam kitabımızda bu kadar yoğun geçmektedir sorusuna gelince, şu kontakları tespit etmemiz mümkündür: a- Musa aleyhisselam beş büyük ululazm peygamberden biridir. İnsanlığı hatta peygamberlerin ilk beşinde olmanın farkı vardır. b- Musa aleyhisselam peygamberlik müessesesinde dönüm noktasında bulunmaktadır. Musa aleyhisselama kadar gelen peygamberler daha çok iman, ibadet, ahlak ve benzeri konulara ağırlık vermişlerdir. Musa aleyhisselam ise kendisine iman edenlerle beraber bir devlet oluşturma mücadelesi sürdürmüştür. Elbette bu da Allah'ın dilemesi iledir. Bu da onu farklı bir sürecin ismi yapmıştır. c- Musa aleyhisselam, insanlık tarihinin en azgın kâfirlerinden biri ile mücadele etmiştir. Kendi kavminden Karun ise ayrı bir konudur. Sivri konular ve sivri şahsiyetlerle mücadele etmedeki farklılığı onu daha fazla anmayı getirmiştir. Adeta Musa aleyhisselamın anlaşılması aynı zamanda: - İnsanın, - Siyasetin, - İmanın, - Sabrın ve çilenin anlaşılması olacaktır.
Şeriat İslam dininin ta kendisidir. Kur'an şeriatın özüdür. Şeriatı kabul etmemekle Kur'an'ı kabul etmemek arasında bir fark yoktur. Onlarca yıldır süren bir şeriat düşmanlığının etkisinde kalmış insanlar için meselenin doğrusu izah edilmelidir elbette. Bu nedenle şeriatı kabul etmediğini söyleyenler için aslında kâfir oldukları hâlde böyle bir ifade kullanmak istemiyoruz. Yaygın cehalete kurban olduklarını düşünüyoruz. Tatlı bir dille ve seviyeye göre ayarlanmış izahtan sonra yine de şeriatı kabul etmediğini söyleyen tam bir kâfirdir. Cenazesi kılınmaz. Müslümanlara ait hiçbir şeyde onlarla beraber kabul edilmez. Melekleri kabul etmemekle veya Kur'an'ı inkâr etmekle böyle bir inkâr aynıdır. Ne yazık ki bu büyük hakikati izah etmenin gitgide zorlaştığı bir zamanda yaşıyoruz. Biz herkesi Müslümanlaştırmak veya Müslüman olarak tutmak gibi kabiliyete sahip değiliz. Kalpler Allah'ın elindedir. Herkes istediği yöne gidebilir. Bizim dinimiz böyledir, biz böyleyiz.
Hikmetini ve nedenini bilmiyoruz. Kur'an'ımız indiği sıralama ile önümüze konmamıştır. Bu sıralama da bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yaptığı bir sıralamadır. Hikmetini Allah bilir, biz irdelemez sadece itaat ederiz.
Selamünaleyküm. Sadece siyaset midir sorun oluşturan? Müslümanlar para ile yüzleşince de sorun çıkmıyor mu? Hayat imtihandır, imtihan ise sorun demektir. Kaçmak yerine düzeltmeyi tercih etmeliyiz. Kendisini koruyamayacağına güvenen ise kenarda durmalıdır.
Umarım bu ifade ile, MİLLETE KARŞI DARBE YAPILAMAZ demeyi kastetmektedirler. Bu ise kasıt, bundan dinen bir sakınca oluşmaz. Eğer kasıt, Allah’ın Şeriat’ının yerine Millet’in Hakim olması yani beğendiğinin uygulanması kastediliyorsa bu bir afettir. Tam anlamı ile bir afettir. İki zıt maksattan hangisinin kastedildiği veya sonucun nasıl tecelli edeceği ise zamanla anlaşılacaktır. Temenni ederiz, yanlış bir mecraya sürüklenmiş olmayalım.
Böyle bir istekte bulunman yanlış değildir ama insan her istediğini elde edemez. Kimi zaman işin başında yıkılır kalır kimi zaman da sonu bulmadan ömrü biter. İyi bir niyet tutmuşsun ama asıl vazifen kendini o zamanlar için iyi bir mü'min olarak hazırlamandır. Kendini hazırla önce. İmanını güçlü tut. İbadetlerini ihmal etme. Çevreni mü'min kardeşlerden oluşturmaya bak. Anne babanın duasını al. Kur'an okuyan ve Kur'an öğrenen biri olmaya bak. Haramlardan uzak dur. Çirkinlikleri kendine yakıştırma. Maddi konularda mesela diploma ve benzeri alanlarda geri kalmış olma. Ve şunu unutma: Şeytan senin bu güzel arzunu bilince seni koştuğun yolda çökertmek için uğraşacaktır. Dolayısıyla kendini onunla mücadeleye hazırla. Tuzağına düşmeden hedefine ulaşman gerektiğini bil. Allah seni muradına kavuştursun.
hadis konusundaki diğer fetvalar
Namaza dair önemli kurallardan biri de namaz kılanın önünden geçilmesinin caiz olmadığıdır. Bu husustaki fıkıh bilgilerini şöyle özetleyebiliriz: 1- Namaz kılan, önünden geçilme ihtimali olan bir yerde kılıyorsa önünden geçilmemesi için tedbir alır. Önüne bir sandalye veya benzeri ya da daha küçük bir cismi, secde edeceği yerin önüne koyar. Buna SÜTRE denir. Önünde o sütre varken önünden geçilse bile geçen açısından ve onun açısından bir sakınca olmaz. Cemaatle namaz kılınırken imamın önünde sütre bulunması yeterlidir. 2- Namaz kılanın önünden geçilmesi, namaz kılanın namazını bozmaz ama geçen için büyük bir günah olur. Geçenin geçmesine karşı tedbir almayarak da kılan vebale girebilir ama namazı bozulmaz. 3- Namaz kılanın, ne kadar bir mesafeden önünden geçilmesi yasaktır? Hanefi fukahası bu mesafeyi, küçük mescitlerde namaz kılan ile kıble duvarı arasındaki mesafenin tamamı için geçerli görmüşlerdir. Büyük camilerde ise namaz kılanın önünden ir iki saf ötesini geçilebilir görmüşlerdir. Tabii bu durum, kılanın önünde bir sütre yoksa böyledir. Sütre varsa sütrenin önünden geçilebilir. Diğer mezheplerin fukahası ise bu durumu bir saf öncesi gibi yani yaklaşık olarak yüz yirmi santim kadar görmüşlerdir. 4- Dikkat edilirse, namaz kılanın önünden geçilmesinin bizzat hadislerde yasaklanıyor olmasından, namazın kılan tarafından ve diğer müminler tarafından ne kadar önemsenen bir ibadet olarak algılanası gerektiğini de göstermektedir.
İSTİHARE için bir rüya görmek şart değildir. Rüyanın da çok önemi yoktur. İki rekât namaz kılıp dua ettikten sonra daha sonraki zaman diliminde kalbinizin meylettiği düşünce sizin istiharenin sonucu demektir. Rüyaya takılmayın.
Saçın kenarlarını tamamen kesip üstte saç kalacak şekilde tıraş hadislerde yasaklanmıştır.
Psikoloji, ahireti unutan neslin en çok muhtaç olacağı bilim dallarından biridir. Gitgide ahiret daha çok unutulduğuna göre bu ihtiyaç da artacaktır. Size psikolojiyi Müslümanlaştırmış eserlerden kalın bir demet ne yazık ki tavsiye edemeyeceğim. Direkt psikoloji üzerine yaygın bir kitap ağı yoktur. Ama şunu tavsiye ederim: a- Bu ihtiyacı gidermeye siz kendinizi adayın. Okuduğunuz eserleri mesleğinizle buluşturun. Bilhassa âyet ve hadisleri bu mantıkla tefekkür edin. b- Özellikle hadis bilginiz sizin için temel kaynak niteliğinde olur. Riyâzu’s Salihin isimli hadis kitabını şerhi ile beraber üzerinde yorum yaparak okuyun. c- Tefsir dersleri bulursanız izleyin. Kur'an size ufuk açar. d- İmam Gazali’nin bütün eserleri sizin için temel eser niteliğindedir. e- Muayyen konularda ilmine itibar ettiklerinizle istişare edin. “Şu konu hakkında din ne der?” muhtevalı sorular araştırın. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ ölenlerimize rahmeti ile muamelede bulunsun. Prensip olarak, hadislerde belirtilen hususları muayyen bir kişi veya kişiler için “işte bu o idi” şeklinde müşahhaslaştırmak doğru değildir. Evet, “yaşadığın gibi” ölme ilkesine uygun bir durum vardır ortada ama bunu o kişinin kötü bir durumda öldüğü şeklinde anlamaya yönelik açılım yapılmamalıdır. Akıbetinin hayrolmasını temenni etmek en güzelidir.
Hocamızın meali özellikle hadislerle izah edilmesi bakımından da faydalıdır ve Türkçesi güzel bir mealdir. Meal okuyup anlama düzeyinde birisi için inşaallah yararlı olur.