İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

İmam son oturuşu yapmadan ayağa kalkarsa cemaat ne yapmalıdır?

Cevap

İmam son oturuşu yapmadan unutarak ayağa kalkarsa, cemaat imam ile birlikte ayağa kalkmayıp oturur ve imamın geri dönmesini bekler. Bu arada imamı uyarmak için sesli olarak “sübhanallah” denir. İmam, kalktığı rek’atın secdesini yapmadığı sürece, geri dönme ihtimali olduğu için ona uyan kimse, selâm verip namazdan çıkamaz. Selâm verir ise namazı bozulmuş olur. Eğer imam, geri dönmeyip hatasını fark etmeden namaza devam eder ve kalktığı rek’atın secdesini de yapar ise son oturuşu terk ettiği için imamın namazı ile birlikte cemaatin namazı da bozulmuş olur. Eğer cemaat imamla birlikte ayağa kalkar da imam farkına varıp secde yapmadan geri oturursa cemaat da oturur. Cemaat imamın oturduğunu fark etmez ve secdeye giderse bu secde onların namazını bozmaz. Çünkü bu durumda esas olan cemaatin tâbi olduğu imamın namazının geçerli olmasıdır. (İbn Nüceym, el-Bahr, 2/111-112)
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz kılmakta olan birisi, son oturuşu yapmadan unutkanlıkla ayağa kalkarsa, secdeye varmadıkça geri oturup tahiyyât duasını okuduktan sonra sehiv secdesi yaparak namazını tamamlar. Eğer kalktığı rek'atın secdesini yapmışsa İmam Ebû Hanîfe ve İmam Ebû Yûsuf’a göre artık bu namazın farz namaz olarak tamamlanması mümkün olmaz. Kılmakta olduğu namaz, iki veya dört rek'atlı bir namaz ise bu durumda, bir rek'at daha kılarak namazını tamamlar. Bu namaz, nâfileye dönüşmüş olur. Ardından bu farzı yeniden kılması gerekir. Yanlışlıkla kalkılan rek'atın secdesi yapılmışsa buna bir rek'atın eklenmesi, nâfile namazların çift sayılı rek'atlar şeklinde kılınmasının meşru olmasından dolayıdır (İbn Nüceym, el-Bahr, 2/112). Kılmakta olduğu namaz akşam namazı ise kalktığı rek'atın secdesini yapmamışsa, yukarıda olduğu gibi geri oturup sehiv secdesi yaparak namazını tamamlar. Eğer kalktığı rek'atın secdesini yapmışsa bu durumda namazı dört rek'at olarak kılmış olur. Kıldığı namaz bu hâliyle nâfileye dönüşmüş olacağından akşam namazının farzını yeniden kılar.

Namazda son oturuşu yapmadan ayağa kalkan kişi ne yapmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İmamla namaz kılarken imamın beşinci rekâta kalkması ile alakalı hata şöyle düzeltilir: - İmam, tehiyyata oturduktan sonra beşinci rekâta kalkarsa, beşinci olarak kılınan rekâtın secdesini yapmadan dönüp oturur ve selam verirse ona uyanlar da onunla beraber selam verirler. Eğer bu durumda yani beşinci rekâtın secdesine gitmesi durumunda ona uyanlar kendileri selam verip namazdan çıkarlar. - İmam, tehiyyata oturmadan beşinci rekâta kalkarsa ona uyanlar oturup tehiyyatı bitirerek selam verebilirler. İmam bu durumda beşinci rekâtın secdesini yaparsa hepsinin namazı bozulur.

Farz namazında imamlık yaparken dördüncü rekâtta oturmayı unutup kalkılırsa nama
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cemaatle namaz kılmanız güzel bir şey, Allah Teâlâ kabul buyursun. Bir ilmihal kitabından namazla ilgili bölümleri güzelce oku ki, yaptığını tam yapmış olasın. Dikkat edeceğin hata ihtimallerini şu şekilde sıralayabiliriz: - Dört rekaatlı bir namazın ilk oturuşunu, sehiv secdesini unutursan peşindekiler de sana uyarlar, sakıncası olmaz. - Fazladan secde yaparsan sana uymazlar, beklerler. - Unutarak beşinci rekaata kalkarsan eğer teşehhüdü unutmuş idiysen arkandakiler bekler, teşehhüdü yaparlar. Sen dalgınlıkla o rekaatın secdesine de gidersen herkesin namazı bozulmuş olur. Eğer teşehhütten sonra beşinci rekaata kalkarsan secdeye varmadan önce geri dönüp selam verirsen mesele yok, vermezsen arkandakilerin namazı tamam olur, senin namazında tekrar gerekir. Bu tür hatalarda arkandakilerin 'subhanellah' diyerek seni ikaz etmeleri gerekir.

Arkadaşlarımla namaz kılarken ben imamlık yapıyorum. Namazda şaşırırsam, mesela
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sizin namazınızın her halükârda birinci rekâtı kılınmamıştır. Birinci rekâtını imamdan sonra tamamladı iseniz namazınız tamamdır. Aksi takdirde o namazı tekrar kılmanız gerekir. Allah’a emanet olun.

Cemaati ilk rekatta kaçırdım, imam tam secdeye gidince ben de gittim. Yalnız ima
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Her rekatta iki secde yapılması farzdır. Bilerek biri yapılmazsa namaz bozulmuş olur. Unutulursa selamdan önce ilave bir secde ve ardından da sehiv secdesi yapılarak namaz tamamlanır. Tamamen unutulmuş ise namazın yeniden kılınması gerekmektedir.

Selamünaleyküm hocam, namaz kıldıran imam iki yerine bir kere secde yapıp kalktı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dört rek'atlı namaz kılmakta iken son oturuşta olduğunu zannederek dalgınlık sonucu ilk oturuşta selâm veren kişi, eğer bu selâmdan sonra konuşmak, yönünü kıbleden çevirmek gibi namaza aykırı bir davranışta bulunmamışsa kaldığı yerden namaza devam eder ve dördüncü rek'atın sonunda sehiv secdesi yapar. Aksi takdirde bu namazı yeniden kılar. İlk oturuşta selâm verme hatası yanılmaya değil de bilgi eksikliğine dayanıyorsa namaz iade edilir. Mesela seferî olmadığı hâlde seferî olduğu düşüncesi ile normalde dört rek'at olarak kılması gereken bir namazı iki rek'at olarak kılarsa bu namazın dört rek'at olarak yeniden kılınması gerekir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/129).

Birinci oturuşu son oturuş sanarak selam veren kimse ne yapar?

NAMAZ konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müdrik sözlükte, “idrak etmiş, yetişmiş, kavuşmuş” gibi anlamlara gelir. Dinî terim olarak, imama en geç birinci rek’atın rükûunda yetişip namazını imamla birlikte kılan kişiye denilir. Lâhik, namaza imamla başlayıp, namaz esnasında abdestinin bozulması gibi bir durum sebebiyle namaza ara vermek zorunda kalan ve bu sebeple namazın bir kısmını imam ile birlikte kılamayan kimse demektir. Bu durumda olan kişi usûlünü bilirse abdest alıp geldikten sonra cemaate katılarak namazına devam eder. Kılamadığı rek’atları imam selâm verdikten sonra tamamlar. Usûlünü bilmezse namazı baştan tekrar kılar. Mesbûk, cemaatle kılınan namaza baştan yetişemeyip ilk rek’atın rükûundan sonra imama uyan kimse demektir. İmam ile birlikte “sübhanallah” diyecek kadar rükûda bulunmayan kimse o rek’atı kaçırmış sayılır. Mesbûk, imam selâm verince, sehiv secdesi yapmazsa, beklemeden ayağa kalkar ve cemaatle kılamadığı rek’atları tek başına tamamlar. Mesbûk, imamla birlikte kılamadığı rek’atları kılarken, tek başına namaz kılan kimse gibidir. Tek başına namaz kılarken Fâtiha’dan sonra sûre veya âyet okuduğu rek’atlarda okur, okumadıklarında okumaz. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/91-92; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/594)

Müdrik, mesbûk, lâhik ne demektir? Bunlar namazlarını nasıl kılarlar?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cemaatle namaz kılarken ön saftaki boşluğu doldurmak için ileri yürümek amel-i kesir sayılmadığı gibi namazı da bozmaz. Aksine böyle yapmak müstehaptır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/570-571, 627-628; Tahtâvî, Hâşiye, 323)

Cemaatle namaz kılarken ön safta meydana gelen boşluğu doldurmak için öndeki saf
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî mezhebine göre cemaatle namaz kılarken, imama uyan kimse Fâtiha’yı ve ardından okunan âyet veya sûreyi imam ile birlikte okumaz. İmama uyan kimseden, namazda Kur’ân okuma yükümlülüğü tamamen düşer. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/50) Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise okuma yükümlülüğü tamamen düşmez. İmama uyan kişi, imamın sessiz okuduğu namazlarda, namaz başından itibaren Fâtiha ve sûreyi okur. Sesli okunan namazlarda ise imamın Fâtiha’yı bitirip kısa ara vermesi esnasında sadece Fâtiha’yı okur. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/361-362) Hanefîler, “Kur’ân okunduğu zaman onu dinleyiniz ve susunuz ki merhamet olunasınız.” (el-A'râf, 7/204) âyetini ve “Kim imamın arkasında namaz kılarsa, imamın kıraati onun da kıraatidir.” (İbn Mâce, İkâmetü’s-salavât, 13 [850]), “İmam, kendisine uyulmak için öne geçirilmiştir.” (Buhârî, Ezân, 51), “İmam okuyunca susun.” (İbn Mâce, İkâmetü’s-salavât, 13 [846]) gibi hadisleri delil olarak kabul etmektedirler. Şâfiîler ise “Fâtiha’yı okumayanın namazı yoktur." (Müslim, Salât, 34 [394]) hadisi ve benzerlerinin genel anlamlarına itibar etmektedirler.

İmama uyan bir kimse Fâtiha okuyabilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cuma namazına imam selâm vermeden önce yetişen kimse bu namaza yetişmiş olur. Bu kişi imamın selâm vermesinden sonra namazını kendisi tamamlar. İmamın selâmından sonra camiye gelen kimse ise namaza yetişmemiş olur. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/267) Cuma namazının bir rek’atına yetişen kişi imamın selâmından sonra, ayağa kalkarak bir rek’at daha kılar ve selâm verir. Kendi başına kıldığı bu rek’atta Sübhâneke, besmele, Fâtiha ve zammı sûre ya da birkaç âyet okur. İmama teşehhüdde yetişen kimse, imamın selâmından sonra ayağa kalkar ve iki rek’at kılarak selâm verir. Böylece cuma namazını tamamlamış olur. Cuma namazına yetişemeyen kimse o günkü öğle namazını kılar. Bayram namazına yetişemeyen ise namazı kaçırmış olur; bunun yerine başka bir namaz kılması gerekmez. Mâlikî ve Şâfiîlere göre cumaya yetişmiş sayılabilmek için en az bir rek’atı imamla birlikte kılmak gerekir. Buna göre, imam ikinci rek’atın rükûundan doğrulduktan sonra yetişerek ona uyan kimse, namazını öğle namazı olarak dörde tamamlar. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/567; Haraşî, Şerhu Muhtasar, 2/84)

Cuma namazına selâmdan önce yetişen kimse, selâmdan sonra kılmadığı rek'atları n
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cemaatle namaz kılınırken, imamın arkasında önce erkekler, sonra erkek çocuklar, sonra da kadınlar saf tutarlar. Bu düzen Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından öğretilmiştir. (Müslim, Salât, 132 [440]; Ebû Dâvûd, Salât, 98 [678]; Nesâî, İmâmet, 33[820]; İbn Mâce, İkâmetu’s-salavât, 52 [1000]) Söz konusu sıranın erkeklerle kadınlar arasında gözetilmesi farz, erkeklerle erkek çocuklar arasında gözetilmesi ise sünnettir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/58; Kâsânî, Bedâ’i, 1/159) Cemaatle kılınan namazlarda erkeklerin, kadınlarla aynı hizada olmalarına “muhâzât-ı nisa” denir ki, kadının erkeklerle aynı safta yan yana veya erkeklerin önünde namaza durmasıdır. Cemaatle namazın erkek-kadın karışık olarak bu şekilde kılınması bütün mezheplere göre doğru görülmemiştir. Bununla birlikte söz konusu durumun erkeklerin namazına tesiri konusunda ihtilaf edilmiştir. Hanefî mezhebine göre cemaatle kılınan namazda, bir kadın veya ergenlik çağına gelen ya da yaklaşan bir kız, bir erkeğin önünde veya yanında kılacak olursa, aralarında bir örtü ve benzeri bir engel veya bir adam boyu kadar yükseklik farkı bulunmazsa arkasındaki ve yanlarındaki erkeğin namazı sahih olmaz. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/573-574) Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre kadınla erkeğin yan yana durup namaz kılması, iki tarafın da namazını bozmaz. Ancak bunda kerâhet vardır. (Râfiî, el-‘Azîz, 2/174; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/179; Hattâb, Mevâhib, 2/107; Buhûtî, Keşşâf, 1/329-330; Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erbe‘a, 1/268) Kâbe’de ise zaruretten dolayı bu kerâhet de kalkar. Çünkü kadın ve erkeklerin orada ayrı ayrı yerlerde durup namaz kılmaları oldukça zordur. Bu durumda hac mevsiminde Hanefî mezhebine bağlı bulunan kadın ve erkekler ayrı ayrı yerlerde namaz kılma imkânı bulamadıkları takdirde, bu konuda sözü edilen içtihatlara uyarak namazlarını kılabilirler.

Mescid-i Haram’da kadınların ve erkeklerin aynı safta namaz kılmaları caiz midir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimizin, edâsını emrettiği ibadetlerin en önemlisi olan namaz, akıllı ve ergenlik çağına ulaşan her Müslüman’a farzdır. Cemaatle namazın meşruiyeti Kur'ân, Sünnet ve icmâ ile sabittir. Hz. Peygamber (s.a.s.), cemaatle namazı teşvik etmiş, hayatı boyunca cemaate namaz kıldırmış, hastalandığında bile bunu terk etmemiş ve cemaate katılarak Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) arkasında namaz kılmıştır. (bk. Buhârî, Ezân, 29, 30; Müslim, “Mesâcid”, 42) Cemaatle namaz, İslâm'ın şiarı (sembolü) olan bir ibadet haline gelmiştir. Birlikte kılınan bir namazda imam ile ona uyanların oluşturduğu topluluğa cemaat denir. Cemaatle namaz kılınırken imama uymaya “iktidâ”, uyan kimseye ise “muktedî” denilmektedir. İktidânın geçerli olabilmesi için diğer şartların yanında mekân birliğinin bulunması, imama uymaya niyet edilmesi ve namazın rükünlerinde imamın intikallerinin takip edilmesi gerekir. Hz. Peygamber’in söz ve uygulamalarına bakıldığında cemaatle namaz kılınabilmesi için imam ile cemaat arasında mekân birliğinin bulunması gerektiği açıkça görülmektedir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), ezân işitildiğinde mescide “gidilmesini” istemiş (bk. İbn Mâce, Mesâcid ve Cemaât, 17 [792]) ve cemaatin en az iki kişinin bir araya gelmesiyle oluşabileceğini beyan etmiştir. (bk. Buhârî, Ezân, 35 [658]; Nesâî, İmâmet, 47 [842-843]) Hz. Peygamber (s.a.s.) ve sahabe-i kiramın (r.a.) uygulamalarına dayanarak fakihlerin ulaştıkları genel kabule göre de cemaatle namazın sahih olabilmesi için imam ile muktedî arasında mekân birliğinin sağlanmış olması şarttır. Örneğin imamla cemaat arasında yol veya nehir bulunması bu şartın gerçekleşmesine engel sayıldığından böyle durumların imama uymayı geçersiz kıldığı fakihler tarafından kabul edilmiştir. Aynı şekilde mescid ve müştemilatının hakikaten veya hükmen sınırları dışında olan birinin, mekân birliği sağlanamadığından mescidin içinde namaz kıldırana uymasına da cevaz verilmemiştir. (bk. Kâsânî, Bedâi‘, 1/226; Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 2/198; İbn Nüceym, el-Bahr, 1/384; 2/127; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/87; İbn Âbidîn, Reddü’lmuhtâr, 1/550) İbadetlerde taabbüdîlik esastır. Yani ibadetler, Allah tarafından nasıl emredilmiş ve Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından nasıl edâ edilmişse ona uygun olarak yerine getirilir. Dolayısıyla ibadetin temel vasıflarını değiştirecek veya ibadeti ortadan kaldıracak yorumlara gidilmemelidir. Namazların fiziki olarak aynı mekânda cemaatle kılınmasının birçok hikmeti vardır. Namazın cemaatle kılınması Müslümanların bir araya gelmelerini, hep birlikte bir şahs-ı manevî oluşturmalarını, ümmet olma şuuru kazanmalarını aralarında sevgi ve yardımlaşmanın yerleşmesini, birbirlerinden haberdar olarak dayanışma içerisinde bir toplum oluşturmalarını, bilgi-görgü alışverişinde bulunmalarını, faydasız işlerin ve günahların işlendiği ortam ve topluluklardan uzak kalmalarını sağlamaktadır. Namaz cemaatle eda edildiğinde daha dikkatli ve bilinçli davranıldığı da bir gerçektir. Ayrıca cemaatle namazın feyiz ve bereketi münferit kılınan namazdan çok daha fazla hissedilmektedir. Cemaatle namaz bir kısmını kavrayabildiğimiz dünyevî ve uhrevi pek çok hikmeti barındırmakta olup bu hikmetlerin gerçekleşmesine aykırı olacak uygulamalara gidilmemelidir. Meşru bir mazeretle cemaatle namaza katılamayan kişi, bulunduğu yerde cemaat oluşturarak namazını kılabilir. Buna da imkân bulamaması durumunda namazını tek başına eda eder. Sonuç olarak telefon, televizyon, internet vb. araçlarla mekân birliği sağlanmayacak şekilde imama uyularak eda edilen namazlar geçerli olmaz. Bu şekilde kılınan namazların vakit içerisinde yeniden kılınması veya vakit çıkmışsa kaza edilmesi gerekir.

Radyo, televizyon, telefon ve bilgisayar gibi iletişim araçları vasıtasıyla fark

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.