Fetva Meclisi
Soru
Arkadaşlarımla namaz kılarken ben imamlık yapıyorum. Namazda şaşırırsam, mesela rekatı fazladan kıldırırsam ya da sureyi yanlış okursam ne yapmam gerekiyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin namazınızın her halükârda birinci rekâtı kılınmamıştır. Birinci rekâtını imamdan sonra tamamladı iseniz namazınız tamamdır. Aksi takdirde o namazı tekrar kılmanız gerekir. Allah’a emanet olun.
Selamünaleyküm. Siz namazı bozmadan iki rekat daha ilave etse idiniz namazınız tamamdı. Yaptığınız gibi de tamam oldu.
Hanefi mezhebine göre bakılacaksa meseleye oradaki size uyarak namaz kılanların namazı eksik olmuştur. O kişileri bulabilirseniz o namazı kaza etmelerini rica edin. Bulamazsanız diğer mezhepler açısından bir tashih mümkün olduğu için inşaallah sıkıntı olmaz diye umarız.
Selamünaleyküm.Namazın rekâtlarında tereddüt ettiğinizde iki durum vardır. Birincisi, aklınız bir tarafa meylediyordur, onu yapın. Mesela üç mü dört mü tereddüt edince üç ağır basıyorsa üç kılın. Namaz tamamdır. Hiçbir tarafı tercih edemiyorsa az olanı tamamlayın, namazınız yine tamamdır biiznillah. Bilmeden fazla kılmanızın da namaza zararı yoktur.
Selamünaleyküm.1- Teheccüd namazı, gece yarısından sonra kılınan nafile bir namazdır. Bütün nafile namazlar gibi ona da 'Allah için namaz kılmaya niyet ettim' diyerek namaza niyet edilebilir. Sekiz rekât kılınır. İki, dört, altı, sekiz olarak da kılınabilir. Selam verdikten sonra ikinci bir iki rekâta başlarken niyet gerekmez. O niyet sonuna kadar yeterlidir.2- Bir cemaate uyan kimse, cemaati nerede yakalarsa orada uyar. Eğer rükûdan kalkmadan imamı yakalarsa o rekâtı yakalamış olur. Rükû bittikten sonra ise rekât kaçmış olur. İmam selam verdiğinde kaç rekât eksik kıldı ise onları tamamlar. O eksik rekâtlar mesela birinci ve ikinci rekât ise, tek başına kıldığında nasıl kılacaksa o iki rekâtı, imam selam verdikten sonra o şekilde kılar. Sadece şu noktaya dikkat eder: HER İKİ REKÂTTA BİR TEHİYYATA OTURMAK GEREKECEĞİNDEN İMAMLA KILDIĞINDAN SAYMAYA BAŞLAYARAK KILDIĞI SAYISI İKİYİ DOLDURDUKÇA TEHİYYATA OTURUR. Son tahiyyatta da selam verir.
Namaz kılmakta olan birisi, son oturuşu yapmadan unutkanlıkla ayağa kalkarsa, secdeye varmadıkça geri oturup tahiyyât duasını okuduktan sonra sehiv secdesi yaparak namazını tamamlar. Eğer kalktığı rek'atın secdesini yapmışsa İmam Ebû Hanîfe ve İmam Ebû Yûsuf’a göre artık bu namazın farz namaz olarak tamamlanması mümkün olmaz. Kılmakta olduğu namaz, iki veya dört rek'atlı bir namaz ise bu durumda, bir rek'at daha kılarak namazını tamamlar. Bu namaz, nâfileye dönüşmüş olur. Ardından bu farzı yeniden kılması gerekir. Yanlışlıkla kalkılan rek'atın secdesi yapılmışsa buna bir rek'atın eklenmesi, nâfile namazların çift sayılı rek'atlar şeklinde kılınmasının meşru olmasından dolayıdır (İbn Nüceym, el-Bahr, 2/112). Kılmakta olduğu namaz akşam namazı ise kalktığı rek'atın secdesini yapmamışsa, yukarıda olduğu gibi geri oturup sehiv secdesi yaparak namazını tamamlar. Eğer kalktığı rek'atın secdesini yapmışsa bu durumda namazı dört rek'at olarak kılmış olur. Kıldığı namaz bu hâliyle nâfileye dönüşmüş olacağından akşam namazının farzını yeniden kılar.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kına ibadetle alakalı değildir. Sevip sevmemek de kişiseldir. Annenizi üzmeden sevmediğinizi söyleyebilirsiniz ama bir vesveseye de dönüştürmeyin.
Bu soruyu baştaki tüyleri tıraş ederken de sormak gerekir. Diğer tüylerin temizliğinde de. Ben tıp öğrencisi değilim ama Sünnet olmanın benzeri belki on soru daha sorabilirim. Hiçbirine de 'kulluk gereği' dışında bir cevap veremem, verilemez de. Sadece şu cevabı verebiliriz: İlahi terbiye demek olan din terbiyesine giren insan ile o terbiye sisteminin dışında kalan insan belli olsun diye. Allah'a emanet ol.
İş yerinde bulunmaman durumunda ortaya bir aksaklık çıkacak şekilde sonuç çıkıyorsa yani sen olmadığın için orada bir eksiklik olmuş ise aldığın maaşın o bölümü sana helal olmamıştır. Eğer orada bulunmaman bir sorun oluşturmuyordu ve mesela şefin de sana bu bakımdan müsamaha gösterebiliyordu ise maaşın helal olur. Ahlaken ise hiçbir şekilde doğru değildir yaptığın. Sözünü ettiğin miktar kadar parayı senin kişiliğine zarar vermeyecek şekilde şirketin bir bölümüne aktar. Bunu beceremezsen o kadar parayı Müslümanlar açısından zararlı olmayan bir kuruma bağışla.
Aziz kardeşim, sizi bir gerçekle yüzleştirmekte fayda mülahaza ediyorum. O gerçek de şudur: Allah'a kul olmanın önündeki engelleri ya da imtihanları Siyonizm ve alkol gibi sınırlı şeylerle düşünürsek olacağı budur. Kul olmanın, imanın hakkını vermenin önünde alkolden daha uyuşturucu engeller vardır/olacaktır da. Alkol beyin uyuşması yapıyor, alkolden daha uyuşturucu ve etkisi beyne, kalbe aynı anda sirayet eden sıkıntılara hazır olmamız gerekiyor. Dikkat ediniz, bu saydığınız şeyler birinci derecede imanı etkileyen hususlardır. Birinci derecede iman etmiş olmak veya olmamak denebilecek şeyleri çok rahat yazabiliyorsunuz, sorabiliyorsunuz, irdeleyebiliyorsunuz. Bu nedenle de huzursuzsunuz. Huzursuzluğunuzun temel nedenini de siz abartıp büyütüyorsunuz. Sizin şahsınız açısından belki değil ama böyle bir sorgulamayı Allah'a iman eden birinin bu kadar rahat yapabilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Size iki soru sorayım, bu iki sorunun cevabından ikimiz de makul bir noktaya gelmeye çalışalım. Sorularımın birincisi: Ümmetimizin şu zamandaki hâlini nasıl değerlendiriyorsunuz? Müslümanca bir kenara insanca bir hayattan söz edebilir misiniz? Aklı başında her hangi bir insanın kabul edebileceği bir hayat var mıdır ortada? Sorularımın ikincisi: Bu gündeme getirdiğiniz konuların hangisi bir Müslümanın imanı, ibadeti, ahlâkı veya maddi kazancı ile alakalı düzeltme, ıslah etme bakımından direk gündeme gelebilecek bir konudur? Ya da bu ümmetin mevcut sorunları arasında bunların hangisi çözüm için gereklidir, hangisi hangi sorunun nedenidir? İnsaf sahibi biri görecektir ki, bunlarla meşgul olmak akılla izah edilebilecek bir nedene dayanmamaktadır. Meşgul olmaya mecbur olduğumuz nice meseleler arasında bunlara yer bulmak anlamsız değil mi? Aç birinin tırnak makası araması ne anlama gelirse bunlar da o anlama gelebilir. Bir başka husus da şudur: Öğrenmenin ve öğrendiklerinle amel etmenin bir öncelik ve önem sırası olmalı değil midir? Mesela namazın öncelikliği ile haccın öncelikliği aynı olabilir mi? Bu açıdan bakmaya çalışın; kaç numaralı mesele ile alakadar oluyorsunuz acaba? Nesiller ne durumda, siyaset ne durumda, ekonomi; faiz, haramlar, kumar ne durumda..? İffet ne durumda? Aziz kardeşim, yeniden bir gündem belirlemek zorundayız. Bu gündemi de ümmetimizin üzerinden hesapları olan düşmanlarımızın planlamasına izin veremeyiz. Bizden olduğu hâlde kişisel ihtiraslarını dinimizin konuları ile tatmine çalışanların planlamasına da izin veremeyiz. Mucize ve benzeri konular bizim imanımızın içindeki konulardır. Bunları biz bize konuşuruz elbette ama kâfirlerin konuşmasına izin veremeyiz, konuşurlarsa dinlemeyiz. Birilerinin -velev ki bizimle beraber namaz kılanlardan olsun- 'sonra ne olacak?' sorusuna ikna edici bir cevap vermedikçe de bunları konuşmasına izin veremeyiz. Konuşursa da onun hakkında dikkatli olmayı yeğleriz. Umarım bakışımızı izah edebilmişizdir. Allah'a emanet olunuz.
Evet, onları bir takvime bağlayarak yeniden tutmalısınız. Hepsini ayna zamanda tutmanız gerekmez, geniş bir takvime de yayabilirsiniz. Allah kabul etsin.
Böyle bir sabır olmaz, devlet yurduna çık, şartları daha zor da olsa başka bir yere çık. Sen de onlara karışabilirsin maazallah.